20 Haziran 2017 Salı

Çömez yakınıyormuş: bize öyküler anlatıyorsun ama anlamlarını açmıyorsun. Usta yanıt vermiş: biri sana meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşuna gider miydi?


Sağduyu, akıl, ve tecrübeler bizi bazı konularda ''Hayır!'' demeye zorunlu kılıyorsa ve biz tüm bunlara rağmen '' Hayır!'' diyemiyorsak, bu vicdana aykırı hareket etmek olur.

...Başkalarının üzerinde bıraktığınız izlenim ile kendi üzerimizde kurduğumuz hakimiyet arasında mükemmel bir ilişki vardır. İzlenimin gücü hakimiyetin derecesine bağlıdır. Bunun ötesinde, dış dünya üzerindeki tasarrufumuz iç doğamıza hakim olma gücümüzle orantılıdır.

 ...Pek çok insan seçimlerinde ve iradelerinde özgür olduklarını zannederler; aslında bu insanlar tam tersine arzularının esiri olmuş durumdadırlar. Bu arzular kendilerini çevreleyen şartlara aynen bir makine gibi tepki verirler ve o insanı şuurlu seçim yaptığı yanılgısına sürüklerler. Dış şartlara bağlı olarak oluşan her değişiklik, kendi doğası gereği bu kişilerin zihinsel ve duygusal hallerini olumlu veya olumsuz yönde tahrik eder ve değişmelerine sebep olur. Özgürlük bunun neresınde? Daha bir çok bağımlılık göstermiyor mu?

...Kötümserlik, yenilgiye hazır olmak ve psikolojik intihardır. O ümitsizliğin çocuğu, ve çöküşün anasıdır.

...Doğru düşünüş entellektüel bir nitelik olduğu gibi ahlaki bir fazilettir.

...Zevkleri incelten, kişiliği geliştiren, standartları yükselten, davranışları düzelten, ve kendini kontrol etmeyi öğreten bir kültür gerçek anlamda insanlığın gelişimini sağlayacabilecektir.

...Başkalarının gelişimine yönelik yapılan yardımlar ne kadar basit ve önemsiz gibi görünürse görünsün, yapılan yardımın nerelere varacağını anlayabilmek mümkün değildir. Bu tesir sizden başkalarına, onlardan da diğerlerine ulaşarak suda genişleyen halkalar gibi bir zaman ve mekan sınırlaması olmaksızın yayılacaktır.