26 Haziran 2017 Pazartesi

Anlaşılmak bir lükstür.


İnsanın gözü de en az dili kadar konuşur, hatta göz dili dünyanın her yerinde sözlüğe başvurmaya gerek kalmadan anlaşıldığı için daha avantajlıdır.

Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin takdirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği takdir edebilmek, başkalarındaki "en iyiyi bulabilmek"; sağlıklı bir çocuk, bahçelik bir arazi ya da daha iyi duruma getirilmiş bir sosyal durum yoluyla bu dünyayı olduğundan biraz daha iyi bırakarak terk etmek; bir tek yaşamın bile sırf siz yaşadınız diye daha rahat soluk almış olduğunu bilmek... İşte "başarmış olmak" budur.


Düşünmeyin kaba, zalim olduğumu da
Yalnız yürüdüğümden vadilerde ve koruda
Ormanın tanrısına gidiyorum
Sözlerini alıp getirmeye insanlara.

Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır.

Antik olana hayranlığımız eski olana değil, doğal olana hayranlıktır.

Sığ insanlar şansa inanır. Güçlü insanlar ise "sebep ve sonuç" ilişkisine.

Bir zamanlar bir gence verilen çok değerli bir nasihat duymuştum: "Daima yapmaktan korktuğun şeyi yap."

Şunu kalbinize iyi yazın: Her gün "yılın en iyi" günüdür.

 Bütün gün ne düşünürsek onu yaşarız.