12 Haziran 2015 Cuma

Tesirsiz Parçalar

Değer Yüklemesi...Bir insana verdiğiniz değerin, onun gerçekten değerli olmasıyla ya da bunu hak edip etmemesiyle hiç ilgisi yoktur. Değer vereceğiniz insanları kendiniz seçersiniz ve bunu yaparken çoğu zaman ne durumda olduklarına aldırmazsınız. Bunun adı tam olarak ‘değer yüklemesi’dir. Yani ona verdiğiniz değerin kaynağı siz olduğunuz için; asıl değerli olan, karşınızdaki değil, sizsinizdir. (…) Birine, gereğinden fazla değer verirseniz eğer; artık sürekli kendinizden verdiğiniz için, siz değer kaybetmeye başlarsınız ve onun gözünde, ona verdiğiniz değer ölçüsünde değersizleşirsiniz. Soylu ve tutkulu başlayan pek çok yakınlaşmanın, son derece sefilce sonlanmasının en büyük nedeni de işte bu durumdur. 


Bazı geceler zaman, bir yerlerde takılıp kalır.  Bazı şarkılar sadece böyle zamanda dinleyelim diye vardır. Bazı şiirler ancak böyle zamanlarda anlaşılabilir. Bazı hikayelere sadece ve sadece böyle zamanlarda katlanılabilir. Bazı geceler zaman buzdan bir bıçak kadar sert, soğuk ve şeffaftır. Görünmez bir el onu ruhumuzun en hassas noktasına batırır.Yek bir sözle üzülmeler, tek bir sözle sevinmeler...kaygı ve sevgi ve özlem ve sarılma isteği...İlle de o sarılma isteği...Nasıl anlatılır bu? Sana sarılmak istiyorum. Yazınca olmuyor işte, söyleyince de eksik.Ne kadar uzak söylemek hissetmenin. Bazen insan bin küsür kilometre uzaktayken bile o kadar çok sarmak ister ki sonunda sarılır. Korkunç güçlü bir sarılmadır bu üstelik. Sert ve metafizik...Gerçek bir sarılma olmaz belki ama nedir ki zaten gerçek?

Adın üç kere geçti saçmasapan bir filmde yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime anne dedim, hadi çay koy da içelim.


Doğup büyüdüğü yere ait değil insan... Acı çektiği ya da çok mutlu olduğu yere de ait değil... İnsan, olmak isteyip de olamadığı yere ait... Şey gibi bir his işte bu; çok, çok susamak gibi... Siz anlamazsınız bu hissi, bir tek o anlar.