25 Şubat 2017 Cumartesi

Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz.


Zulüm, acı, ölüm, şu  bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
Ölümün içinden yeşerir yaşamak...Pablo Neruda
Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında
Saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz...Ahmet Arif
*
Bir şey bilmiyorum - dedi - bir şeyim yok, bir şey değilim buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme, o'dur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım- onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra- uykusuz ıssız gecelerde öldürenlerin öğrettikleri onca taşın taşlanmanın altında - yalnız bir sözcük: Özgürlük, Özgürlük, Özgürlük...Yannis Ritsos

Hiç için metinler



Yalnızca sözcükler yırtıyor sessizliği, başka tüm sesler kesilmiş. Sussam, işitmezdim hiçbir şey. Ama sussam, başka sesler, sözcüklerin beni sağırlaştırdığı ya da gerçekten de kesilmiş olan sesler başlardı yeniden. Ama susuyorum, bazen başıma geliyor bu, hayır, hiç olmuyor, tek bir saniye bile. Ağlıyorum da, hiç durmadan. Sözcük ve gözyaşlarının kesintisiz bir akıntısı bu. Düşünmeye zaman kalmıyor. Ama daha alçak sesle konuşuyorum, her yıl daha alçak sesle konuşuyorum. Belki de. Daha da yavaş, her yıl, daha da yavaş. Belki de. Ayırdında değilim bunun. Böyleyse eğer, sözcüklerin, tümcelerin, hecelerin, gözyaşlarının arasında verilen duraklamaların uzaması gerekiyor gittikçe, karıştırıyorum onları, sözcükleri ve gözyaşlarını, sözcüklerim gözyaşlarım benim gözlerim de ağzım. Söylediğim gibi (yalnızca sözcükler yırtıyor sessizliği, demiştim) sessizlikse, her kısa duraklamada işitmem gerekiyor bunu. Ama öyle değil işte, hep aynı mırıltı sanki hiç sonu gelmeyen tek bir sözcükmüş gibi, kesintiye uğramadan, sürüp gidiyor, böylece de bir anlamdan yoksun kalıyor; çünkü sondur sözcüklere anlamını veren.


Singing' in the Rain




Çokça yağmur yağsa, temizlenir mi şu kirli dünya?


En kısa ceza
Ömür-boyu olandır..
Kimse bilmediğinden.
Kim bilir;
Belki bir yalan'dır..
Kendiliğinden.
Bir korku'dur belki,
Saklanandır..
Çirkinliğinden.
Bir soru olsa gerek;
Sorulmadığındandır..
Birden.
*
Gece midir insanı hüzünlendiren,
Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen ?
Gece midir seni bana düşündüren,
Yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen ?
*
Alıştım mı yokluğuna ?
Vaz mı geçiyorum, varlığından ?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem ?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem.
*
Yaşlandıkça anlamlaşan,
Anıları unutulmaktan koruyan
Bir ulu bekçi, göze karsı,
Uyumamacasına.
Bir çiçek, hiç solmayan,
Hiç koparılamayan,
Hiç yalanı olmayan,
Sonsuzcasına.

Dünyanın değişebilmesi için önce insanların değişmesi gerekir.


Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum? herkes bağırırken şiirler okumak mı, susmak mı sözün bittiği yerde, kusmak mı sindirebildiklerinizi? apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt? sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor beğenmeseler de seviyorum ellerimi, hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan. İtiraf ediyorum…Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok. Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin. Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu? Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!
*
“Bazı insanlar vardır, nasıl bir insan olduklarını uzun süre anlayamazsınız. Ama bazıları içten güler, içini dışını avucunuzun içi gibi öğreniverirsiniz. Yalnızca en yüce, en mutlu bir gelişme sonucu tam anlamıyla içten neşelenebilir insan. Sözünü ettiğim, aklın gelişmesi değil, kişiliğin gelişmesidir, insanlıktır.”
*
Günümüzde herkes kopmuştur toplumdan, kendi kabuğuna çekilmiştir. Herkes birbirinden uzaklaşıyor, saklayabildiğince şeyi de kendine saklıyor. Sonunda insanlardan kaçmaya başlıyor kişi. Kendi başına para biriktirirken şöyle düşünüyor: ‘Şimdi ne güçlüyüm! Hiçbir şeyden korkum yok artık!’ Oysa ne denli zengin olursa, onu yok edecek güçsüzlüğün içine o denli gömüldüğünü bilmez çılgın. Çünkü tek kendine güvenmeye alışmıştır. Toplumdan kopmuş, ruhuna, insanların yardımına inanmamayı, insanlardan bir şeyler beklememeyi öğretmiştir. Paralarının, onların ona verdiği hakların kaybolmasından korkar yalnızca!