Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

2 Şubat 2017 Perşembe

PİAGET'in Bilişsel Gelişim Dönemleri


Çocukta bilişsel yapı, Piaget’ye göre, dört evrede gerçekleşir:

Duyusal motor dönem (0-2 yaş)

İşlem öncesi dönem (2-5/6 yaş)

Somut işlemler dönemi (6/7-11/12 yaşlar) - (somut işlemsel dönem olarak da adlandırılır.)

Soyut işlemler dönemi (11/12 ve sonrası) - (formel işlemsel dönem olarak da adlandırılır.)

Jean Piaget, çocuk zihniyetinin yetişki­nin zihniyetiyle hiçbir ilişkisi olmadığını öne sürmüştür. Çocuğun mantığı kendine özgü olduğu gibi, ona göre, düşüncesi de ben merkezlidir. O kendisi için gelişir, kendi tarzında eğlenir; aklın kavramsal bilgileriyle ilgisi yoktur, çelişki bilmez. Çocuk ancak başkalarının düşüncesiyle temasa, geçtiği zaman mantıklı olmaya başlar.

Ayrıca gelişim düzeyi kavramını Jean Piaget'e borçluyuz. Piaget Teorisi olarak bilinen teorisi, herkesin değişmez bazı düzeylerden geçtiğini ve bunların birbirinden ölçülebilir olarak ayrıldığını ortaya koymuştur. Bunların yanında, bilimsel gelişimi açıklamaya yönelik çok farklı ve kapsamlı bir bakış açısı ortaya koymuştur.
*

SOMUT VE SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ
Piaget tüm çocukların bu gelişim aşamalarını sırasıyla geçirmesi gerektiğine inanmaktadır, Çocuk bir gelişim dönemini atlayarak diğerine geçemez, Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir.

Çocuk bu dönemlerden sırasıyla duyusal motor ve işlem öncesi dönemi tamamladıktan sonra Somut işlemler dönemini ve daha sonra da Soyut işlemler dönemini tamamlar.

Somut ve Soyut işlemler döneminin kapsadığı yaş sınırı ve dönemin genel özellikleri şu şekildedir:

Somut İşlemsel Dönem(7–11 yaş):
• Bu dönemde çocuk; nesne ve olaylara ilişkin mantıklı düşünebilir.
• Sayı, kütle ve ağırlık korunumu kavramları edinir.
• Nesneleri farklı özelliklerine göre sıraya koyabilir.
• Geriye dönebilirlik ve merkeziyetsizlik gelişir.
Soyut İşlemsel Dönem(11 yaş ve üstü):
• Bu dönemde soyut düşünme gelişir.
• Değişkenleri birleştirip ayırabilir.
• Varsayımsal, geleceğe yönelik ve ideolojik sorunlarla ilgilenir.
• Ergenlik benmerkezciliği görülür.

SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ:
Piaget’in bu döneme Somut işlemsel dönem demesinin nedeni çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerine uygulayabilmesidir.
Piaget’e göre bu dönemde çocuk yeni ve son derece etkin zihinsel beceriler geliştirir. Tüm dünyada çocukların somut işlemler döneminde okula başlamaları bir tesadüf değildir. Bu dönemde çocuklar bazı işlemleri zihinsel olarak yapabilecek durumdadır.
Mantıksal düşünmenin başladığı bu dönemde problemin çözülmesi somut nesnelerle, şimdi ve burada gibi anlık durumların olmasına bağlıdır. Soyut olan elle tutulup gözle görülmeyen işlemler yapılamaz.
Bu dönem sınıflama becerilerinin edinildiği dönemdir. Çocuk, çeşitli açılardan çeşitli sınıflamaların yapılabileceğini bu dönemde anlamaya başlar, Hatta birkaç boyutu dikkate alarak sınıflama yapabilir hale gelir.
İşlem öncesi dönemde benmerkezci olan çocuk bu dönemde benmerkezciliğinden kurtulur ve Piaget’in dağılma dediği bir olay gerçekleşir. Çocuk başkalarının da kendine göre düşüncelerinin olabileceğini anlamaya başlar.

Bu dönemin en önemli özelliği korunum kavramının kazanılmasıdır, Korunum; değişmezliğin anlaşılmasını ifade eder. Korunumları şu bölümlere ayırabiliriz:
1. Madde korunumu (7 yaş)
2. Uzunluk korunumu (7 yaş)
3. Nitelik korunumu (7 yaş)
4. Sayıların korunumu (7 yaş)
5. Alan korunumu (7 yaş)
6. Ağırlık korunumu (9 yaş)
7. Hacim korunumu (11–12 yaş)

Korunumun kazanılması için çocuğun üç uslamlama(akıl) kuralını kavraması gerekir.
1)Özdeşlik: Herhangi bir ekleme ve çıkarma yoksa nesne aynı kalır anlamına gelir.
2)Ödünleme: Bir yöndeki büyümenin diğer yöndeki azalmayı karşıladığının anlaşılmasını ifade eder.
3)Tersine çevirebilirlik: İşlem tersine döndürülürse aynı sonucun yeniden ortaya çıkacağını ifade eder.

Somut işlemler döneminde çocuklar dönüşümsel düşünme yeteneğine sahiptir. Dönüşümsel düşünme; geçmiş olayları ve durumları zihinsel olarak yenide kurma yeteneğidir.
Bu dönemde çocuklara verilecek eğitim, onların yeni kazanmakta oldukları becerileri uygulamaya yönelik olmalıdır.

SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ:
Piaget, bu gelişimin son döneminin 11 yaşında başlayıp ergenlik boyunca devam ettiğini belirtmiştir.
Bu dönemde yeni ve daha güçlü bilişsel yetenekler gelişir. Bu dönemin özelliği, çocuğun artık yetişkin gibi soyut düşünebilir hale gelmesidir. Soyut kavramlar anlaşılır, soyut düşünce analiz edilir, sentezlenir ve değerlendirilir. Problemler mantıksal olarak çözülür, düşünce daha bilimsel olur.
Soyut işlemler düzeyine gelen bir birey artık yetişkin dünyasıyla tam bir iletişime girmeye hazırdır. Çünkü bilişsel gelişimin en üst aşamasına gelmiştir. Soyut işlemler gelişirken bireyin kişilik yapısı da gelişir, ahlak anlayışında temel değişiklikler oluşur.
Soyut düşünmenin anahtar özelliği olan olasılık anlayışı bu dönemde oluşur. Soyut düşünen birey birçok olası çözümü göz önüne alabilir ve bunu da sistematik bir plana göre yapar.
Bu dönemin diğer bir özelliği de birleştirmeci(kombinasyonel) düşünmedir. Birkaç faktörün ele alınarak sorunun çözülmesi bu dönemde edinilir.
Soyut işlemler dönemindeki bireyde ergen benmerkezciliği görülür. Bu düşünceden dolayı ergen; herkesin ona baktığını, onu gözlemlediğini zanneder ve sürekli kendini sahnede hisseder.
Ergenlikteki ben merkezcilik okulöncesi dönem çocuklarında görülen ben merkezcilikten farklıdır. Ergen küçük çocukların aksine kendini başkasının yerine koyabilir, onun bakış açısının farkındadır.
Bu dönemde çocuğun soyut işlemleri başarabilmesi için beynin olgunlaşmasının yanı sıra soyut işlem yapmasını gerektirecek uyarıcı bir çevrenin olması da gereklidir.
Piaget’e göre içinde yaşanılan toplum ve kültürel çevre çocuğun bilişsel gelişimini etkilemektedir. Çocuk bir aşamadan diğerine, daha önceki düşünce tarzı yetersiz kaldığı ve çevreye uyum sağlamak zorunda olduğu için geçer.
Piaget’e göre herkes soyut işlemler dönemine ulaşamamaktadır. Yetişkinlerin bazıları ihtiyaç duymadıkları için soyut işlemleri gerçekleştirmezler.
Soyut işlemler dönemindeki kişilere verilecek eğitimde daha çok soyut içeriğe yer verilmesi onların yeni kazanmaya başladıkları düşünce özelliklerini kullanma fırsatı verecektir.
Eğitim bireysel farklılık gösteren öğrencilere de hitap ettiğine göre sınıfta, soyut düşünme özelliği kazanan öğrencilerin yanı sıra bu özelliği edinemeyen öğrencilerin de bulunabileceği hatırda tutularak somut materyaller de kullanılmalıdır.

KAYNAKLAR:
1) Bacanlı H.(2003). Gelişim ve öğrenme. Ankara: Nobel yayınları.
2) Senemoğlu N.(2004). Gelişim öğrenme ve öğretim. Ankara: Gazi Kitabevi.
3) Ulusoy A.(2003).(Editör) Gelişim ve öğrenme. Ankara: Anı yayınları.
4) Yeşilyaprak B.(Editör),(2003) Gelişim ve öğrenme psikolojisi. Ankara:Pagem yayınları.


Benim dinim şudur: Her görevi yapmak ve bunun için hem burada hem de buradan sonra bir ödül beklememek.

  

Ben dine hastalık olarak bakıyorum. İnsan ırkı için adı konmamış bir sefaletin kaynağı.

Hem dinlerin zarar verdiğini hem de yalan olduklarından çok eminim.

Eğitimin amacının zihinsel özgürlük olduğu bir dünya isterdim. Gençlerin aklını, onları bütün hayatları boyunca nesnel kanıtların oklarından koruyacak olan bir zırhın içine sokmamalı. Dünyanın açık kalplere ve aydın insanlara ihtiyacı var ve bunu statik sistemlerle elde edemeyiz.

Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı.

Erkeklerin çoğu kadınların etkisi altında kalmaktan korkarlar...Fakat kendi şahsî tecrübelerimin ışığı altında söyleyebilirim ki bu pek aptalca bir korkudur. Bana öyle geliyor ki fizikî bakımdan olduğu kadar fikirsel bakımdan da erkek kadına ve kadın erkeğe muhtaçtır. Kendi yaşamlarım açısından konuşmak gerekirse, sevdiğim kadınlara çok şeyimi borçluyum ve şunu itiraf edebilirim ki onlar olmasaydı, son derece dar görüşlü bir insan olabilirdim.


"Çıplak" olmak insanın kendisi olmasıdır. "Nü" olmaksa başkalarına çıplak görünmektir...


 



Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğunu olan, varlığının yegâne amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.


En sefil insan amaçsız olandır.

Fikirler, dünya üzerindeki en müthiş ve en kritik tatbiki güçtür.

İnsan önce Tanrı’nın tutsağıydı. Zincirlerini kırdı. Sonra kralların tutsağı oldu. Yine zincirlerini kırdı. Artık hiç kimsenin tutsağı olmamalı.

Bir kadını iyi yanları için sevmek anlamsızdır. Bunu zaten hak etmiştir. Bu bir armağan değil, bir ödemedir. Ama onu günahları için sevmek; işte asıl armağan budur. Çünkü hak edilmemiş, kazanılmamış bir şeydir.Ayn Rand kimdir Sozleri

Birisi üretirken öbürleri onun ürettiğini dağıtıyorsa üreten köledir.

Amerika’daki zenginlik ortak bir amaç uğruna insanların kamusal fedakârlıkları sayesinde değil, kendi kişisel amaçları ve servetlerini kazanma doğrultusunda hareket eden özgür insanların üretken dehası sayesinde kazanılmıştır.

Siyasi yönetimlerin en sevmediği şeylerin başında bireyin bağımsızlığı ve egonun vizyonu gelir. Egonuzu ve kimliğinizi siyasi yönetimlere karşı koruyun.

Sosyal yaşamda kazanılan iki büyük değer vardır: Bilgi ve ticaret.

ABD hükümeti insanları suçlulardan korumak için kurulmuş, anayasası da hükümetten korumak için yazılmıştır.

Kişinin sevdiklerine yardım etmesindeki erdem “bencil olmama” veya “fedakarlık” değil, dürüstlüktür.

Mesele “Bana kim izin verecek” değildir. Asıl soru ” Beni durdurmak kimin haddine” olmalı”.

Dünyadaki en küçük azınlık bireyin kendisidir. Bireysel haklara karşı çıkanlar azınlık haklarının savunucusu olduklarını iddia edemezler.

En büyük suç, hak etmediğin bir suçu kabullenmektir.

”Biz” kelimesi ilk kelime, bilinen ilk şey olamaz, olmamalıdır. Bu kelime insanların ruhuna “BEN”den evvel yerleştirilmemelidir. Yoksa bir canavar haline gelir. Yeryüzünün bütün kötülüklerinin kökü, insanın insanlar tarafından istismar edilmesinin, insanların insana inanılmaz işkenceler yapabilmesinin sebebi olur yoksa bu kelime.

Başarıyı görebilme yetisi insanın başkalarına sunabileceği en büyük Tanrı vergisidir.

Kapitalizm, mülkiyet hakkı dahil, bütün birey haklarını tanıyan, bütün mülkiyetin özel bireylerce sahiplenildiği bir sosyal sistemdir.

Şu bilmediklerimizi bir bilebilsek! Kalbimizin anladığı ve sanki bize söylemeye çalışırmış gibi çarptığı, ama yine de açıklamadığı veya açıklayamadığı o sır nedir?

Özel mülkiyet hakkı olmayan birey köledir’ ve ‘Para hak edilmeden kazanıldığı düzeni yıkar.

Özgür toplumu savunmak isteyen bir kimse, özgür toplumun vazgeçilmez temelinin birey hakları ilkesi olduğunu bilmelidir. Birey haklarını muhafaza etmek isteyen bir kimse, kapitalizmin birey haklarını karşılayabilecek ve koruyabilecek tek sistem olduğunu anlamalıdır.

Politika ile yalnız bir sebepten ilgilendim; politikayla ilgilenme ihtiyacı duymayacağım günlere ulaşmak için.

Kapitalizmin dış politikasının özü serbest ticarettir; yani ticarette konulan duvarların, korumacı gümrüklerin ve özel imtiyazların kaldırılmasıdır; dünya ticaretinin, birbirleriyle doğrudan ilişkide bulunan bütün ülkelerin vatandaşları arasında, serbest uluslararası değişim ve rekabete doğru yolların açılmasıdır.

Onların gerçeklere, fikirlere, yapılan ve yapılacak ise kaygısı yok. Onların tüm ilgisi insanlara dönük. “bu doğru mu?” diye sormuyorlar. Yargılamak için değil, tekrarlamak için. Yapmak için değil, yapıyormuş izlenimi vermek için. Yaratmak değil, göstermek. Yetenek değil, dostluk. Nitelik değil, fors.

Bir bireyin emeklerinin mahsulünü onun elinden alan bir topluma aslında tam olarak toplum denemez. Kurumsallaştırılmış çete şiddetiyle bir arada tutulan bir güruh denir.

Bir iktidarın tek meşru amacı insanların haklarını korumaktır, bu da fiziksel şiddetten korunması anlamındadır.

Suçsuz insanlar üzerinde hâkimiyet kurmak mümkün değildir. Hükümetin tek gücü ise suçluları takip edip, onları cezalandırmaya yöneliktir. Eğer ortada yeterince suçlu yoksa suçlular yaratılır. Bu amaçla yasalar hazırlanır ve o kadar çok şey suç olarak ilan edilir ki, masum insanların yasaları çiğnemeden yaşaması imkânsız hale gelir.

Birinden vazgeçmek güçlü olduğun anlamına gelmez. Eğer birinden vazgeçiyorsan, yerine birini koymuşsun demektir. Doğa boşluğu sevmez, insanın kalbi de.