16 Haziran 2017 Cuma

Gothic

Gothic; “preppie” ve “jock” gibi ayrı bir sınıfa ve hizipe sahiptir
Gothic; kendini küçümseyen bir kültürdür Çok onurlu, görkemli ve kibirli olmakla ilgilidir ve aynı zamanda senin kendini beğenmişiliğine de güler
Gothic; karanlık ışığı yaratır…ve karanlığın ışığını yayar
Gothic; mevcudiyetin ihtişamıdır
Gothic; anlak ve aklın bedenidir
Gothic; bir yaşam tarzıdır
Gothic; örecelidir
Her Goth’un Goth nedir üzerine bir görüşü vardır ve her görüş, her biri için doğru bir görüştür - (buraya dıkkat)
Gothic; bir paradokstur Her biri birbirinden farklı insanlardan oluşan bir gruptursenin gibi!!
Gothic; hayata, aşka ve güzelliğe alternatif bir bakıştır
Gothic; hiç kimsenin kabul etmediği yönlerinizi tamamiyle kabul eder ve korur
Gothic; diğer insanların bakmaya çok korktuğu şeylerde güzelliği ve gizemi görür
Gothic; stediğin yolda istediğin gibi hayatını yaşamaktır
Gothic; herhangi bir insandan farklı olabilmedir
Gothic; eskimez, yaşlanmaz
Gothic; gizemdir
Gothic; sizin kusurlarınızı, diğerlerinin kusurlarını ve tüm insanlığın kusurlarını kabullenir
Gothic; karanlıkla birlikte Tek olablmek için herşeyi tüken bir ihtiyaçtır
Gothic; Diğerlerinin “çarpık algı ve kavrayış” dedikleri ile dünyaya bakar ve sizin herşeyi net bir şekilde gören TEK kişi olduğunuzu bilir
Gothic; acı içindeki tutkuyu, ihtirası ve öfkeyi; güzelliğin içindeki iticiliği; umutsuzluk içindeki rahatlığı ve teselliyi bulur
Gothic; karanlık ve şehvetlidir
Gothic; uçtadır Toplumun «evet, toplumun» uç noktasındadır… kabulenişin uç noktasındadır… ve deliliğin, çılgınlığın uç noktasındır !!
Gothic; gerçek dediklerimizin yüzü üzerine düşen karanlık bir gölgedir Yani temel olarak,
Gothic; neyin ne şekilde olacağını istemektir

Gotik sözcüğü herkeste genellikle güzel çağrışımlar uyandırır: katedraller kiliseler sivri kuleler eski tarz bir
dekorasyon. Oysa bu sözcüğü ilk kez kullanan Rönesans dönemi İtalyan sanatçıları için Gotik terimi oldukça değişik bir
anlam taşımış ve klâsik biçimlere karşı çıkan Kuzeyli barbarların özellikle Cermen kökenli halkların kültürünü
simgeleyen bir sözcük olarak geçerlik bulmuştur
Gotik sözcüğü ilk önceleri Rönesans olgusunun dışında kalan tüm barbar kültürü ifade etmek için kullanılmıştı Ancak
sonradan bu kültür daha iyi anlaşılıp takdir edilmeye başlanınca daha dar bir anlamda yalnızca mimari bir biçimi
belirtmek amacıyla kullanılır oldu Daha yakın dönemlerde ise halk dilindeki anlamıyla tümüyle dinsel yapılarla
özellikle katedraller ile bağdaştırılan bir terim haline geldi "New English Dictionary" (Yeni İngilizce Sözlük) Gotik
sözcüğü için şu tanımı vermektedir:
"Batı Avrupa’da XII yüz yıldan XVI yüz yıla kadar yaygın olan mimari stil için kullanılan terim Stilin temel özelliği
sivri kemerlerdir Aynı zamanda mimari ayrıntılarda ve süslemede de uygulanmıştır"
Aslında bu tanım yeterince kesin değildir Mimarlık tarihi uzmanlarından bir çoğu Gotik stilin temel özelliğinin sivri
kemerler olduğunu kabul etmeyip farklı kuramlar ileri sürebilirler Ayrıca Gotik stili yalnızca mimarlığa özgü olarak
kullanmak da pek doğru değildir Zira Gotik yalnız yapılar için değil; mobilyalar giysiler süslemeler hatta mutfak aletleri
ve davranış biçimleri için bile geçerli bir kavramdı Ne var ki günümüzde kilise yapılarının dışında Gotik stilden geriye
hemen hiç bir şey kalmamıştır
Gotik ortaya çıkana dek Batı Avrupa’daki tüm yapı biçimlerinin temelini oluşturan "Romanesk" mimarlık oldukça basit
bir ilkeye bağlıydı ve özünü eski bazilika inşaatlarından almıştı Bu ilke dört duvar üzerine oturtulan düz bir çatıdan
ibaretti Eğer çatı kubbeli ya da çıkıntılı olursa yan ağırlıkları taşımaları için duvarların kalınlaştırılması gerekliydi Bu
nedenle geniş iç mekânlar gerektiren büyük yapılarda duvarlar fazlasıyla kalın yapılıyordu Duvarların yeterince sağlam
olması için ise pencerelerin pek küçük olmaları gerekiyordu Sonuç olarak Romanesk yapılar bodur ve hantal
görünümlü iç mekânları karanlık ve hüzünlü yapılardı
Gotik mimarlar iç mekânlarda yeterli genişliği sağlayan sivri ve yüksek kemerler kullanarak Romanesk yapıların
uygunsuz koşullarından kurtulma çaresini bulmuşlardı Üstelik kemerli payandalar kullanarak yan ağırlıkları
desteklemesini de biliyorlardı Bu sayede duvarların üzerindeki büyük yük azaltılmış oluyordu Açılan büyük pencereler
ve kullanılan renkli camlar iç mekânların tatsız karanlığını ve hüznünü yok ediyordu Zamanla yapıyı oluşturan çeşitli
öğeler; kemerler payandalar sütunlar ve duvarlar tıpkı bir makinenin gerekli parçaları gibi bütün halinde uyumlu bir
sistem biçimine dönüştü Yapının çeşitli öğelerini uyumlu bir biçimde örgütleyen bu bütüncül sistem Gotik stilin özünü
ve Romanesk stilden ayrılmasını sağlayan ana niteliğini oluşturdu Kemerler payandalar sütunlar gibi teknik özellikler
stili belirlemede ikinci plana düştü
Violet-le-Duc’ün ünlü Gotik tanımına göre; "tümüyle Romanesk stilden ayrı evrimleşmiş olan Gotik stilin ayırt edici
özelliği yapının tüm karakter ve görkeminin titizlikle örgütlenmiş ve içtenlikle uygulanmış bir sisteme bağlı
olmasındadır"
Moore’un tanımlamasına göre; "Gotik mimari kısaca payandalar ve ayaklar tarafından taşınan bağımsız bir kemerler ağı
ile bunların üzerine oturtulmuş bir çatının oluşturduğu bir yapı sistemidir Yapının tüm dengesi ağırlık ve karşı-ağırlıklar
sayesinde sağlanmıştır Tüm sistem mimari koşullara ve sanatsal formlara uygun konularını doğadan alan yontularla
bezenmittir Gotik dinsel inanç ile esinlenmiş ulusal ya da yöresel tutkularla uyarılmış laik zanaatkârların ürünü olan
yaygın bir kilise mimarisidir"
Moore Gotik’in anahtarını payandalarda bulur Diğer uzmanlar farklı kuramlar sunarlar Porter’a göre temel nitelik
kemerli çatıdır Phillips sivri kemerlerin tüm sistemin özü olduğunu ileri sürer Gould için en üstün değer taş çatılardadır
Oysa Lethaby Gotik stilin özünü bu tür teknik özelliklerden çok yapının genel Orta Çağ karakterinde bulmaktadır