13 Mart 2017 Pazartesi

Hani


Yavaştır yaşamının anlamı. Sana aldırmaz; öyle hemen de çıkıp gelmez sana, sen onu ne denli bekliyor olsan da. Senin beklemen bir boşunalık duygusudur yalnızca; gerçekler içinde hayallerin; olup bitenler içinde olamayacakların düşlenmesi(boyuna ve boşuna bir düşüş).Oysa o, gelişmektedir. Sana doğru. Sen hiç bilmeden (beklerken, bilmeden). Senin beklediğindir o; ama sen, bilmiyorsundur. Gelmeyeceğini sanarsın. Yıllar geçtikçe, hatta, hiç gelmeyeceğini bildiğini sanarsın. Yıllar geçer, emin olduğunu da sanarsın, artık hiç gelmeyeceğinden. Senin beklemen hüzünlü ama dingin bir umutsuzluktur; bir an önce bitirip gitme isteği çökmüştür üzerine. Hatta bitiremeyeceğini de bildiğin bir çok şeye aldırmazca ve umarsızlıkla girişip, hepsini yarım bırakıp gitmek, bir ayartı kadar keskindir artık. Yaşamının anlamı bulunmamıştır, bulunamayacaktır. Yıllar önce görmüşsündür onu. Bir an için, tek bir kez: Ufacık. Belirsiz. Uçucu. Yalnızca, içinden, "Ne güzelsin" demişsindir; "Kalsan ya biraz" bile diyemeden(zaten bilmiyorsundur deyimi o zamanlar). Bir karşılık ve geçip gidicilik içinde yalnızca; anlık bir görüntü. Bir görünüm, bir yüz, bir çehre. Birkaç renk içinde. Esintili bozkır tepesinde(bir tür bahardır) ak bir kızıltı. Kötü bir çivit mavisi ve yapışkan bir beyaz içinde. Yanında sapsarı bir şey. Geçip gitmiş, silik; hep de silinen bir anı. Küçücük. Zorlukla anımsadığın(o gün niye orada olduğun bile belirsizdir), hiçbir anlam veremediğin; kavramak şöyle dursun daha nereye(hangi yerine) koyacağını bile bilmediğin bir an(âni bir anı olacak bir şey). O görünüm ânından; o, anı olan andan sonra, yeniden kesişmiş midir yollarımız, kendi ayrı yollarını yürüyen iki kişi gibi, diye düşünürsün: O caddede? Şu sokakta? Belki, o, her sabah tepeye tırmanırken, sen yokuştan aşağı sapmışsındır; geçmişsinizdir birbirinizin yanından(ya da) bir şehirden başka bir şehire aynı zamanda göçmüşsünüzdür, iki gezgin gibi(ama birbirinden habersiz). İki harita kurarsın kafanda: Zamanda ve uzamda, ikinizin gidiş gelişlerini saptayan(şu kadar yıl ve o kadar yol içeren iki harita). Üstüste konduklarında(konabilselerdi), bilmeden ve bulamadan birbirinizin yanından gelip geçip gittiğiniz yerleri; ulaşamama ve dokunamama noktalarınızı belirleyebilecek. Öncesini bile(Ama). Bilemediğindir, o yerler; o noktalar, dokunamadıklarınız. Dokunamadığın noktalardan gelir yaşamının anlamı.