Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Yoksulluk


“Mahalle Mektebi uzak…Kış, soğuk, kar…
Paltom yok…
Üşüyorum, ellerim donuyor.

Annem haki renkli kalın bezden bir çanta dikti bana.
Kitabımı, defterimi çantama koyuyorum.
Soğukta elim üşüdüğünden çantayı tutamazdım, kolumun altına
sıkıştırırdım; soğuktan korunmak için elimi de çantanın altına alırdım.

Okul dönüşü eve gelince ellerim sızım sızım sızlar…Bir akşam, eve geldim yine, annem: “Çantan nerde?” dedi.
Eğilip kolumun altına baktım, çanta yok…Yolda, soğuktan elim uyuşmuş, parmaklarım duyarlığını yitirmiş, çantanın düştüğünden haberim bile olmamış. Dönüp baktım, aradım geçtiğim yolları; çanta yok…

Babam bu olayı, sonraları çok başka türlü anlatırdı: “Yepyeni bir çanta almıştım…
çok pahalı bir çanta…Çok güzel bir çanta…Sağlam çanta…
Üç gözü vardı çantanın…Hem de kilidi vardı çantanın…
O güzelim çantayı taşıdığı ilk gün yolda düşürmemiş mi elleri üşüyüp de…
Vah benim oğlum…‘Çantan nerde?’ diye sorup da kolunun altında göremeyince çantayı, başladı ağlamaya…
‘Ağlama oğlum, ben sana daha iyisini alırım’ dedim. Daha güzel bir çanta aldım…“

Babam böyle anlatırdı; anlata anlata, bu anlattıklarına iyice inanmıştı.
Babam, içinden geçenleri, dileğini anlatıyordu.
Dileğini olmuş sanıp, inanarak anlatıyordu.
Hiç bir zaman: Baba öyle değildi diyemedim.

O, gülerek anlatırdı, ben de gülerek dinlerdim.
Çoğumuz kendi suçumuzmuş gibi yoksulluğumuzdan utanırız.
Ben de yıllarca yoksulluk ayıbımdan utandım, taa yazar olana dek…Çoğunluğun yoksul olduğu ülkede, yoksulluğun değil, varlıklılığın daha utanılası olduğunu yazarlığa başlayınca anladım.”