13 Şubat 2017 Pazartesi

Mavi ve Kara


İleri geri kavgasına ışık tutabilecek bir kitap. Enterasan fikirler, devre ışık tutan bir kitap.

            Yazar, Atatürk, İnönü Türkiye’sinin bir aydını. O nesilden çıkan adam. Nasıl bir zihniyet olduğunu çok güzel gösteriyor bu kitap ilericilik-gericilik saptaması güzel. Bunlara göre kapitalizm’de bir nevi gericilik. Devrim, sosyalizme yakın ve halkı tüm bağlarından kopartıp, özgürleştikçe yola devam edebilecek. Din bir engel. ( Gerçek müslümanlar vurgusu var yine de, yazar ayrıca ben inanmıyorum ama din iyidir diyenleri de eleştiriyor.). Daha az zengin, daha az fakir düşüncesi. Halkla içiçe olmalı aydın diyor. Azınlık tepeden inme yönetmemeli diyor ama güdümlü demokrasi ile bu gerici güçlerin eline geçer diyor. Fes, arap alfabesi, Mecelle… bunlar halktan kopuk aydınlara karşı yapılmadı mı diyor. Devrim, değil evrim olmalı diyor.

             Anadoluluyuz biz diyor. Hitit, Frigya, Yunan, Bizans, Moğol… Herkes ortaasya’dan gelemez biz de de var diyor bunlar. Turancılığa ne gerek var diyor. Atatürk Hititliler Türk derken bunu diyordu diyor. Homeros, İlyada bizim diyor. Atatürk, biz bugün Yunanlıları yendik, ben de Hektorum ( Troyalı) demiş dumlupınar savaşında, Fatih’te Papa’ya ben sizin akrabanızım Yunan’a karşı beraber savaşalım demiş.

             Tanrılar öldü diyor kimi yerde, ticaret erbabının oligarşisine karşı bunlara ağa diyor. Atatürk’ün gerçekleştiremediği toprak reformunu onun yanındaki samimiyetsiz eski Bab-I Ali zihniyetine bağlı, tam devrimci olamamış ve onu kavrayamamışlara da bağlıyor. İnönü’yü çoğu yerde savunuyor ve ona saldırmak Atatürk’e saldırmak gibidir diyor. O subap gibidir diyor bir anlamda, CHP’nin faşist olmasını önlemiştir diyor. . ( Sağa kaymasını), ve sağ oligarşi olmasını önlemiştir diyor. ( Sol oligarşi olmasını sağlamış) böylece CHP oy kaybetse de demokrasinin güvencesi ( Devrimlerin güvencesi) olmuştur. Sağcılar gerici zaten, diyor. Bir devrim insanlar geliştikçe olur. Köy enstitülerini kapatan zihniyet CHP’nin içinde ki bir takım gruplar İnönü bunlarla başa çıkmaya çalışıyordu.

             Köy enstitüleri işi eğitimle birleştiriyordu, bir nevi işçi yetiştiriyordu. Asıl bu onları rahatsız etti, öyle ya okullar efendi yetiştirir, bu okullar ise işçi yetiştiriyor. Kennedy’i kim öldürdü ise, Johnsoncular kapattı bu okulları diyor. İkisi arasında fark var diyor.

             Köy öğretmeni, köy imamından güçlü olacaktı böyle diyor. ( Bergson bile böyle eğitim istiyordu diyor.)

             Kuşku üstüne yazısı güzel. Herkese casus gözü ile bakılmasından rahatsız. Kuşku doğuluların özelliği. Kuşku yarardan çok zarar veriyor varsın kuşkusuz aldansın, o daha iyi diyor. Yediği ekmeği hak edenlerin arasında kuşku barınmaz kolay kolay diyor. Kuşku’da bir ben bilirimcilikte var, onun üzerinden bakarak duruyor insan.
             Kuşkulu insan daha iyi yükselir. Güvensizlere herkes daha çok güvendiği için daha kolay iş bulur.
 Tilki, Hindi’leri avlamak için daha kolay için gölge ile onları korkutmuş ve hepsi sapır sapır dökülmüş.
            17 Nisan köy enstitülerinin kurulma zamanı. Öğrenciler biraz pervasızmış anlaşılan, kimseye eyvallahları yok. Bunlardan solcu olup, devrim yapmalarından korkmuş olmalılar.
            Herşey ileriye gidiyor diyor, dostluklarda. Eski iyi değil. Şimdiki dostluklar daha iyi diyor.
            Benim çocuklarım kız-erkek karışık okuyacak ileride diyor. Tüm kalıplar yıkılıp ilerici olacağız diyor.

kaynak...yesileldiven