Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

14 Eylül 2016 Çarşamba

Yüksek Topuklar



Zamana derinliğini veren şey hüzündür.

Hatırlamak başka şeydir, hatıra sahibi olmak başka.

İnsanların acıları onlar çok konuştukları için uzun sürüyor.
Çok gevezelik eden bir toplumduk belki, ama aslında hiç konuşmuyorduk. Sahiden konuşmuyorduk.

Geçmişe hüzünlenmek bile, safiyetini yitirip, bir trend oldu nicedir. "Nostalji modası" deniyor şimdilerde; zamanı "değer"lerle tartanların sahiden soylu bir iç sızısıyla andıkları geçmişle, günün modası gereği sığ bir mazi yardakçılığıyla üretilip tüketilen "nostalji" arasındaki derin fark ayırt edilemiyor. Her sümüklü sızlanış nostalji sanılıyor. Herkesin bir geçmişi vardır sanılıyor. Yazık ki, geçmiş bile herkesin değildir. Kimileri yalnızca hatırlar. Hatırlayanlar başkadır, mazisi olanlar başka. Mazi edinilir. Mazi de birçok şey gibi emek ister insandan. Hatırlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Yaşıma göre yıllarımı ve hayatımı bunca ağırlaştıran şeyin, hatırlama gücüm olduğunu düşünüyorum."

Duygularına, düşüncelerine ad aramaktan hoşlanan kadınlardır, erkekler değil. Erkekleri buna zorlamayın, siz kaybedersiniz. Hele erkeği iç yolculuklara davet eden tutum, davranış ve konuşmalara asla kalkışmayın, o yolculuklardan hiçbir erkeğin geri döndüğü görülmemiştir. Bu aynı zamanda sizin de ayrılık yolculuğunuz anlamına gelir. ki, şu erkek kıtlığında bunu isteyip istemediğinizi bir kere daha düşünün!
Kimi kadınlar, çeşitli durum değerlendirmelerini didiklemeye vardırarak adamları canından bezdirirler.

İyimser insanların bardağın dolu tarafını, kötümser olanlarınsa boş tarafını görmesiyle ilgili o ünlü örnekten yola çıkarak, beni çoğu kez bardağın boş tarafını görmekle suçlarlar. Ben öyle biri olmadığımı düşünüyorum. Bana kalırsa, benim sorunum,bardağın yarısının dolu, yarısının boş olduğunu aynı anda görmek ve iyimserler için yeterince iyimser, kötümserler için yeterince kötümser olmamak. bu da her zaman olduğu gibi beni gene herkesin içinde yurtsuz kılıyor.

Bir kere görmeye başlarsanız, artık hep görürsünüz.

Zenginlerin zenginlikleriyle gösteriş yapmalarından ne kadar nefret ediyorsam, yoksulluklarıyla övünenlere de tahammülüm kalmamıştı. Taşıdığınız çeşitli ideolojilere göre, gösterişin nesnesi değişebilir ama, sonuçta gösteriş gösteriştir ve içeriği ne olursa olsun, gösterişe dönüşen her şey çirkindir.



Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti, cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.

Acı suda tatlı suda berraktır. Sakın görünüşe aldanma...Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır!

Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça bir habbesin, bir zerresin, fakat herkesle birleştin kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin!

 Ne vakte kadar testinin şekli, biçimi ile üstündeki nakışlarla oyalanıp duracaksın? Testini şeklini, nakşını bırakda içindeki suyu ara. Yani, insanların güzelliklerine, dış görünüşlerine bakma da ahlâklarına, huylarına, tabiatlarına bak.

 Olumsuzlukları hoş görmek ne iyidir. Zira bütün ırmaklara su veren deniz bile her çöpü başının üstünde taşır, ama deniz bu kereminden dolayı eksilmez. Zaten sevgi ve hoşgörü insanlık, hiddet ve şehvet hayvanlık vasfıdır.


Niyetler

Hayatımın her alanında kolaylık ve güzellik talep ediyorum. Yaşamdan keyif alabileceğim deneyimlere kendimi açıyorum ve mutlu olmaya niyet ediyorum. Kendimi bolluk ve berekete açıyorum. Bana gelen bütün iyi ve güzel şeyleri sevgiyle kabul ediyorum. Hemen şimdi refah ve zenginlik içinde yaşamaya niyet ediyorum.


Kendimi ve geçmişimi tamamen affediyorum. Geçmişimden tamamen özgürleşmeyi seçiyorum. Hemen şimdi daha sağlıklı, daha mutlu, daha keyifli ve daha zengin olmaya niyet ediyorum.

Ben büyük başarılar kazanmayı hak ediyorum. Her işimde başarılı olmayı, kendimi takdir etmeyi ve takdir edilmeyi seçiyorum.

Ben mutlu olmayı ve beni mutlu edecek bir insanla birlikte olmayı hak ediyorum. Hemen şimdi mutluluğumun katlanarak artmasını seçiyorum.

Amaçlarıma ulaşmam için beni engelleyen, beni kısıtlayan ve beni harekete geçmekten alıkoyan bütün olumsuz inançlarımı ve korkularımı hayatımdan uzaklaştırmaya niyet ediyorum. Bugün beni büyütecek, beni geliştirecek ve destekleyecek bir sürecin ilk adımını atıyorum ve cesaretle bu yolda yürümeyi, amaçlarımı gerçekleştirmeyi seçiyorum.

Tüm kararlarımı verirken aklımı, duygularımı ve sezgilerimi en yüksek seviyede kullanmaya niyet ediyorum. Aklımın, duygularımın ve sezgilerimin tam bir denge içinde bana rehbelik etmelerini seçiyorum.

Kendimi olduğum gibi kabul etmeyi ve sevmeyi seçiyorum. Ben harika bir varlığım ve zaten olduğum gibi mükemmelim. Kendi gerçek değerimi görmeye ve benim değerimi bilen insanlarla bir arada olmaya niyet ediyorum.

Bedenimdeki tüm hücrelerimin uyumlu çalışmasına ve tüm organlarımın sağlıklı olmasına niyet ediyorum. İdeal kilomda, yaşam enerjim yüksek ve çok sağlıklı bir insan olmayı seçiyorum. Sağlığım için şükrediyorum.

Yaşamda ne istediğimi biliyorum ve yaşam amaçlarımı gerçekleştirmek için gerekli güce sahip olmayı seçiyorum. Doğru zamanda, doğru yerde doğru şeyleri yapabilen bir insan olduğum için şükrediyorum.

İnsanlarla dengeli ve uyumlu ilişkileri kurmaya niyet ediyorum. Ben sağlıklı, sevgi dolu ve destekleyici dostlara sahip olmayı hak ediyorum. Şimdi hak ettiğim harika insanları sevgiyle yaşamıma davet ediyorum.

Hayatımı güzelleştirmeye ve güzellikler içinde yaşamaya niyet ediyorum. Kendi güzelliğimi görüyor ve takdir ediyorum. Çevremdeki tüm güzel şeyleri fark ediyor ve varlıkları için şükrediyorum.

Hayatımda olumlu değişimler yaşamayı seçiyorum. Değişim gerekli ve güvenli bir şeydi. Hayatıma refah, sevgi ve başarı getirecek tüm gerekli değişimlerin şimdi nazikçe gerçekleşmesini kabul ediyorum.

Sakin, huzurlu ve dengeli bir insan olmayı seçiyorum. Her zaman en doğru tepkileri, ölçülü bir şekilde veriyorum. İç dünyamda kendimle barış içinde olmaya ve dış çevremde insanlara huzur vermeye niyet ediyorum.

Karşıma harika fırsatların çıkmasına niyet ediyorum. Bu fırsatlardan en doğru olanları hemen fark etmeyi ve bunları en iyi şekilde değerlendirmeyi seçiyorum. Hayatın bana muhteşem olanaklar sunacağını biliyor ve bunlar için şükrediyorum.

Olumlu bir zihin yapısına sahip olmayı ve istediğim şeylere odaklanabilmeyi seçiyorum. Hayatımı sevgiyle ve zarafetle yaşıyorum. Neşeli, keyifli ve mutlu bir insan olduğum için şükrediyorum.

Hayatımın her alanında başarılı olmayı ve kendi başarılarımı takdir etmeyi seçiyorum. Ben büyük başarılar kazanmayı hak ediyorum. Hemen şimdi kendime yükselmek, parlamak ve büyük işler yapmak için izin veriyorum.

Zamanı verimli kullanmayı ve tüm işlerimi zamanında bitirmeyi seçiyorum. Kendime zaman ayırmayı ve kendi ihtiyaçlarımı önemsemeyi biliyorum. Hayatımı tam bir denge ve uyum içinde yaşamaya niyet ediyorum.

Ben parlak ve sıradışı bir zekaya sahibim. Zekamı en üst seviyede hem kendimin hem de bütünün faydasına kullanmayı seçiyorum. Üstün zihinsel yeteneklerim için tüm kalbimle şükrediyorum.

Yaşam amaçlarımı kolaylıkla belirlemeye ve bu amaçlarımı gerçekleştirmek için en doğru kararları vermeye niyet ediyorum. İletişim yeteneğimi, öğrenme kapasitemi, zekamı kullanma seviyemi olabilecek en yüksek noktaya getirmeyi seçiyorum. Benim için hayırlı yaşam amaçlarımın hemen şimdi gerçekleşmesine izin veriyorum.

Berna Özcan Demir 

Sularda Güneş Olmak

I
Kıyıda kum çakıl yosun. Gidenlerden
Boşuna değil martıların hıçkırığı
Köprülerin altından geçen sular var ya
Kürsülerde lafını ettiğimiz
Biraz da köprülerin üstünden akmalı

II
Yeşilin sarıya dönüşü korkutmasın seni
Morarıp silinmesi maviliklerin
Kırmızının akıp gitmesi damarlarından
İşimiz kolay değil, o denli
Kargaların içgüdüsel ölmezliğine inat
İnsanca ölebilmeli

III
Ne ilk yaz bulutlarında yıkanan
Bir mezar taşısın uzun ömürlü
Ne kış güneşinde silkinen selvisin
Bir mezarlık değilsin anıların gömüldüğü
Yeşilin bitkiselliğini sürdürmeye gelmedin

IV
En güzel sarılarda düşsel
Bir ayçiçeği güneşte tek başına
Bir de karanlık sularda güneş olmak
Bu daha güzel


Kral ve Dilenci


Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastladı. “Dile benden ne dilersen” dedi. Dilenci güldü ve “Her isteğimi mi?” diye yanıtladı. Kral bu söze alındı. “Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele, ne istiyorsun?” “Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım.” Dilenci sıradan bir dilenci değildi. Kralın gençlik yaşantısında yeri olmuştu. Ve ona şu sözü vermişti: “Bundan sonraki yaşantında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım.” Kral bu olayı çoktan unutmuştu. “Ne istersen verebilirim. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz.” Bunun üzerine dilenci, çanağını uzattı: “şu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz? diye sordu. Kral vezirine çanağı altınla doldurmasını emretti. Çanak dolup taşmakta ama anında boşalmaktaydı. Paralar buhar olup uçmaktaydı sanki. Kralın onuru kırıldı. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayıldı. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtıldı çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktu sanki. Ne kadar dolduysa sonuçta boş kaldı. Kral yenik düşmüştü. Dilenciye sordu: “Tamam, sen kazandın. Dileğini yerine getiremedim ama ne olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu itiraf et.” “Çok basit” dedi dilenci. “İnsan dimağından yapılmıştır. İnsanın arzu ve isteklerinden kralım. Doymak bilmez oluşu bundandır.”