Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

11 Nisan 2016 Pazartesi

Kayıp Zamanın İzinde


Bir acı sonuna kadar yaşanmadıkça geçmez.

Gilberte insan kılığındaki devekuşlarının en yaygın türüne aitti; bunlar görülmemek için değil, görüldüklerini görmemek için kafalarını kuma gömerler; görülmemeleri zaten imkansızdır; görüldüğünü görmemek ise hiç yoktan iyidir; gerisini de şansa bırakırlar.

İnsanlara duyduğumuz sevgi onlar öldüğü için değil, biz öldüğümüz için azalır.

Zahmete değecek bir insan için sıkıntıya katlanmak en büyük zevktir. Nitelikli insanlar için, sanatları incelemek, antikacılık, koleksiyonculuk, bahçecilik gibi zevkler, başka bir şeyin yerini tutan, işlevini yerine getiren oyalanmalardır sadece. Diogenes gibi fıçımızın içinde yaşar, bir insan ararız. Ehvenişer kabilinden begonya yetiştirir, porsuk ağaçlarını budarız; çünkü begonyalar ve porsuklar bize karşı koymazlar. Ama aslında, zahmete değeceğinden emin olsak, zamanımızı bir insana harcamayı tercih ederdik. Bütün mesele budur; siz kendinizi biraz tanıyorsunuzdur herhalde. Zahmete değer misiniz, değmez misiniz?

Bir hastalık, bir düello ya da kontrolden çıkan bir at bizi ölümle burun buruna getirecek olsa, ebediyen mahrum olacağımız hayatın, tenselliğin, yabancı ülkelerin tadını çıkaramadığımıza hayıflanırız. Ama tehlike geçtikten sonra, bu hazların hiçbirinin yer almadığı durgun hayatımıza geri döneriz.

İnsanoğlu kendi dışına çıkamayan, başkalarını ancak kendi içinde tanıyabilen ve aksini iddia ettiğinde yalan söyleyen bir yaratıktır.

Acı, gerçekliği sarhoşluk kadar çok değiştiren güçlü bir etkendir.

Güzel kadınları hayal gücü olmayan erkeklere bırakın.

Peki hayatı önemsemeyeceksek, neyi önemseyeceğiz? Hayat yüce Tanrının asla iki kere bağışlamadığı tek nimettir.


Azimli Kedi


Adam karısının kedisinden nefret etmektedir. Karısı evde yokken kediyi arabasına alıp uzak bir semte bırakır. Eve döndüğünde kedinin kanepenin üzerinde mışıl mışıl uyuduğunu görür. Ertesi hafta çok daha uzağa bırakır ancak eve döndüğünde kedi yine kanepenin üzerindedir. Sonraki hafta da çok daha uzağa bırakmasına rağmen döndüğünde kedi yine evde uyumaktadır. Sonunda hayvanı alarak çok, çok uzaklara yola çıkar... 
Akşam olduğunda evin telefonu çalar. 
Adamın karısı telefonu açar; telefondaki kocasıdır: “Karıcığım, kedi evde mi?” 
Kadın: “Evet” der “Niçin sordun?” 
Adam: “Çağırsana şunu, bana yolu tarif etsin...”




Hayalperestler


Çocukken ne mutluyuzdur. Işık, mantığın sesiyle nasıl da körelir. Bu hayatta taşı düşmüş yüzükler gibi dolanıyoruz.

 Bu da açıklaması olmayan şeylerden biri işte. Çünkü herhangi bir beklentiniz olmaksızın daldığınız bir tören bu. Düşüncelere dalıp giden biri, omzunda bir el hissedip aniden durmak zorunda kaldığında, kendini çok, çok uzaklara savrulmuş halde bulabilir.

 Dikkatli olmalıydınız, akıllı olmalıydınız. Çünkü idrak edebilenler uzaktaki bir şeyi yakalayabilir, yakına getirebilirlerdi.

 Bu acımasız, yoğun sürecin sonunda ortaya güzel bir şeyin çıkması mümkündür; ancak genelde sadece mücadele edilip kurtulunması gereken pırıl pırıl, titrek bir gözyaşı meydana gelir. İpten omurgarıla, her zamankinden daha uzak ve göz kamaştırıcı bir arenaya kayarsın.

 Hep bir kitap yazacağımı hayal etmişimdir; kısacık da olsa,
insanı kendi dünyasından çekip alacak, ölçülüp biçilemeyen,
hatta sonradan hatırlanamayan bir diyara taşıyacaktı.


 Uzanmış kollar
sımsıkı kapalı gözler
parlak bir bulantı
dönüp dönüp duruyor
kalpleri hareketlendiriyor
düşünceler filiz veriyor
kendi kendini
ters yüz ediyor


 Omuzlardaki yük kalkmışsa; zafer sizindir. Batan güneşe bir dans sözü vermişcesine, heyecandan yerinizde duramazsınız.

 Belli bir şey için dilek tutmak
ya da sadece bilmeyi istemek.