18 Mart 2016 Cuma

Diriliş (Çanakkale 1915)


Kilitbahir ile Eceabat arasında Boğaza bakan bir tepenin üzerinde, Mehmetçiğin dev bir resminin yanında Neclettin Halil Onanın bir şiirinin iki dizesi yazılıdır:

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

Asker sigarasının üzerindeki resmi ve iki dizeyi dağın yamacına işleyen Yedeksubay Seyran Cebi, bu görevi veren de 40. Piyade Alayı Bölük Komutanlarından Üsteğmen Turan Sekip Pınar'dır (İsmail Bilgin, Çanakkale Destanı, s.178 -179). Turan Sekip Pınar'ı niyeti için, Seyran Çebi'yi emeği için saygıyla anarım.

Ama bu şiirin Çanakkale Savaşı ile bir ilgisi yok. Büyük Zafer (30 Ağustos 1922) için yazılmıştır. Şiirin tamamını okuyan durumu kolayca anlar. Doğrusu buraya M. Akif'in Çanakkale şiirinden bir dize yakışır. Böylece bu yanlışlık da sona erer. EK -1669

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu'nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed'in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

kaynak  Turgut Özakman - Diriliş (Çanakkale 1915) 

  Biz diri, canlı, hayat dolu, duyarlı, dikkatli, bilinçli, bağımsızlığa âşık, gururuna düşkün bir millettik.
 Ne oldu bize?
Yoksa son yüzyıl içinde Çanakkale dirilişini, Milli Mücadeleyi, o kutsal çılgınlığı, zaferi, ilkellikten ve bağnazlıktan kurtuluşu, uyanışı, aydınlanmayı, çağdaşlaşmayı, kadın özgürlüğünü, cumhuriyeti, dünyanın Türk mucizesi diye andığı bu büyük macerayı yaşayan biz değil miydik? Yoksa bunlar milletçe birlikte gördüğümüz bir rüya mıydı? şehitler, gaziler, kahramanlar, o öldürücü acılar, o emsalsiz sevinçler, inanılmaz başarılar hayal miydi?
Hayır!
Hepsi gerçek.
Ama içerden, dışardan söylenen ninnilerle, süslü kutular ve göz alıcı şişeler içinde sunulan uyku ilaçlarıyla bizi yeniden uyutmaya çalışıyorlar.
Tarih son kez uyarıyor:
Uyuma ey Türk!
Dirliğin, birliğin, dilin, benliğin, tarihin, yurdun, adın bir kez daha giderse, bir daha hiçbiri geri dönmez.