Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

4 Mart 2016 Cuma

Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk Ve Cumhuriyeti


Kadınların özgürleşmesinden söz edildiğinde hep Süreyya Ağaoğlu'nun yazdığı bir kitabı hatırlarım. "Böyle Bir Hayat Geçti" adlı kitapta Süreyya Ağaoğlu çok ilginç bir olaydan söz eder. Kendisi Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra , yine hukuk alanında ilk doktara yapanlardan bir başka hanımla birlikte Ankara'da bir bakanlıkta çalışmaktadır. İşlerini severek , mutlulukla yapan bu iki hanım , öğlen yemeklerinde bir sıkıntı yaşamaktaydılar. Bir tek aşevi vardır , İstanbul Lokantası , ve oraya yalnız erkekler gidebilmektedir. Bir gün bu iki kadın yüreklilik gösterip İstanbul Lokantasına gidiyorlar. Herkes şaşkınlık içinde kalıyor. Onlara arkalarda bir masa gösteriyorlar. Yemeklerini orada yiyorlar. Süreyya'nın babası Ahmet Ağaoğlu O'na " Bir daha böyle bir şey olmayacak. Lokantada yemek yemek yok!" diyor.
Bu olaydan sonra bir gün Atatürk ve Latife Hanım Ağaoğullarını yemeğe çağırıyorlar. Atatürk Süreyya' işyerinde çalışmasının nasıl olduğunu soruyor. O da "Çok iyi Paşam sağ olun," diyor ve şunları da ekliyor: "Ama yemek yeme konusunda bir güçlüğümüz var. Babam bize dışarıda yemek yiyemeyeceğimizi söylüyor." Atatürk , "Ben de babanız gibi düşünüyorum."(Burada çok büyük incelik var anlaya) diyor. Süreyya düş kırıklığına uğramıştır ama işine devam ediyor. Ertesi günü çalışırken müdürü "Süreyya , Süreyya , Paşa dışarıda ; Latife Hanım'la birlikte öğlen yemeği için seni bekliyorlar," diyor. Arabaya biniyorlar. Atatürk arabayı özellikle lokantanın yanından geçiriyor ve orada durduruyor. Sanırım Bitlis milletvekili olan birisini çağırıp onunla konuşuyor. Bu arada öteki milletvekilleri de yanlarına geliyor. Atatürk yüksek sesle şunları söylüyor: "Süreyya öğle yemeğini bugün bizimle yiyor ama yarın lokantada yiyecek." Öyle de oluyor. Başka kadınlar bunu duyuyor ve onlar da gelmeye başlıyor. Böylece kadınların lokantalarda yemek yiyememeleri uygulaması sona eriyor.



Milena Jesenska


Yağmurda Melankoli
Uyuyan bir insanı izlediniz mi hiç?
Bir ölüden çok daha korkunç görünür!… Bu görüntü düşüncelerle, isteklerle, özlemlerle, uyuyan kişinin düzenbazlığıyla doludur. Kimse o kişinin içinde neler olup bittiğini bilemez. Nefes alıp verir ve kendi içinde neler olup bittiğini, nasıl uyanacağını, ertesi gün neler yaşayacağını kendisi de bilemez...