Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

3 Ekim 2016 Pazartesi

Sofie'nin Dünyası


Aristoteles, üç tür mutlu hayattan bahseder: İlk tür mutlu hayat, arzu ve isteklerin gerçekleştiği hayattır. İkincisi, özgür ve sorumlu bir vatandaş olarak varolunan hayattır. Üçüncü tür mutlu hayat ise araştırmacı ve filozof olarak geçirilen hayattır. Aristoteles, insanın mutluluğu için bu üç koşulun da bir arada varolması gerektiğini ısrarla belirtir, tek yönlülüğü reddeder. İnsanlarla ilişkilerimizde de 'altın orta'yı tutturmaktan söz eder Aristoteles; ne korkak, ne çılgınca atılgan olmak iyidir; insan sadece cesur olmalı! Cesaretin azı korkaklık, çoğu çılgınlıktır. Ne cimri, ne savurgan olmak iyidir; insan sadece cömert olmalı! Aşırı cömertlik savurganlık, az cömertlik cimriliktir.

Kadınlar, yitirmekten dolayı acı çekerler; erkekler de yitirileni hatırlamaktan.

İnsan bir şeyi anlamadığını anlamışsa bir kez, artık her şeyi anlamanın eşiğine gelmiş demektir.

Olanaksızı hayal etmenin özel bir ismi var. Biz ona "ümit" deriz.

İyi bir devletin kurulabilmesi için bu devletin akıl tarafından yönetiliyor olması şarttır. Kafa nasıl bedeni yönetiyorsa, toplumu da filozoflar yönetmelidir.

Şimdiyi hiç yaşamayan, hiç yaşamaz. Sen Ne yapıyorsun?

Ama hiç anlayamadığım şey, kendini bulmak için neden ille de gitmesi gerektiğiydi. Kendini bulmak isteyen herkese tavsiyem, bulundukları yerde kalmalarıdır. Yoksa kendilerini hepten kaybetme tehlikesi çok büyüktür.

İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zamanda biz onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.

Cinselliği çok fazla düşündüğünü kendine itiraf etmek istemeyen biri, başkalarının cinsellik takıntısını kınamakta çoğu kez acele eder.

Derinlerimizde bir yerde bir şey bize hayatın büyük bir sır olduğunu söyler. Bu, düşünmeyi öğrenmeden çok önce yaşadığımız bir duygudur.