Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

19 Ekim 2016 Çarşamba

Hangi Şan, Hangi Şeref?


ATATÜRK, büyük kabul edilen insanlarla kıyaslanmak suretiyle kendisine övgülerde bulunulmasından hep rahatsızlık duymuştur. Hatta bu tür davranış sahiplerine şiddetle karşı çıkmıştır. Ona göre büyük olan yalnızca ve yalnızca Türk ulusudur. Ulusun üstünde bir büyüklük iddiası söz konusu
olmadığı gibi, bu tür davranışlar kendisini ulusunun hizmetkârı olarak değerlendiren bir insanın ulusu için verdiği mücadelenin anlaşılamaması anlamına da geldiğinden onu üzmekteydi. Aşağıdaki anekdot bu gerçeği yansıtması açısından güzel bir örnektir:

1923, Uşak...

Halkın yoğun sevgi gösterileri arasında Türk Ocağına gittik. Ocak
üyeleri toplanmıştı. ATATÜRK, eşi birbirine yakın sandalyelerde, Mareşal
Fevzi Çakmak ve maiyeti bir arada oturmuştuk.

Kahveler içiliyordu, Ocaklı arkadaşlardan tahminen otuz iki yaşlarında
bir genç ayağa kalktı, misafirlerini selâmladıktan sonra bir konuşma yaptı.

Konuşmacı sözü ATATÜRK’e getirip, onu Napolyon ve Bismarck’la
mukayeselere giriştiği zaman bundan memnun olmadığını ATATÜRK’ün
kaşlarını çattığından anlamıştık. Henüz kahvesini bitirmemişti, derhâl ayağa
kalktı:

“Bey kardeşimizin izinleriyle burada bir noktayı açıklamak amacıyla
sözlerini kesiyorum. Efendiler, bu arkadaş beni Bismarck ve Napolyon’la
mukayeseye kalkıştılar. Napolyon kimdir? Taç ve macera peşinden koşan bir
insan! Bismarck ise imparatorlara hizmet eden bir adam! Ben böyle değilim!”
dedi ve yerine oturdu.

Konuşmacı çok sıkılmıştı; sözlerini düzeltmek üzere “Afedersiniz Paşa
hazretleri, sözlerim yanlış anlaşıldı. Sizin şerefinizden şanınızdan bahsetmek
istiyorum.” Sözlerini henüz bitirmişti. ATATÜRK tekrar ayağa kalktı:

“Efendiler; bu bey kardeşimiz ikinci bir hataya tekrar düştüler. Hangi
şan, hangi şeref? Eğer mensup olduğum milletin şanı, şerefi varsa ben de
şanlı ve şerefliyim. Aksi takdirde içinizden herhangi bir adam çıkar da şan,
şeref peşinden koşar ve eşsiz olmak isterse biliniz ki başınıza belâdır,
belâdır!.. Millet bu gibilerine asla izin vermemelidir!”

Damar Arıkoğlu