Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

1 Ekim 2015 Perşembe

Sonbahar


çiçekli badem ağaçlarını unut. değmez,bu bahiste geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı. ıslak saçlarını güneşte kurut olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın nemli, ağır kızıltılar… sevgilim, sevgilim, mevsim sonbahar...Nazım Hikmet Ran

nasıl iş bu her yanına çiçek yağmış erik ağacının ışık içinde yüzüyor neresinden baksan gözlerin kamaşır oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar...Atilla İlhan

Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını Neden akşam oluyorum tren kalkınca Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum Öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki Az önceki çiçekler nasıl da diken diken Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç...Hasan Hüseyin Korkmazgil


Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur- Sesinin solgun göğünde Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur. Savrulur her yana kavruk kelimelerle, Yüreğini acıyla buruşturur. Bakışının pasıyla zırhlanan dünya, Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına Sonbahar -ki doyumsuz bir aşkın sonudur...Metin Altıok

Sonbahar geliyor serçe Yuvanı ne yapacaksın? Ayva çiçek açmadan önce. Meyvelerin içi geçecek Rüzgâr başka çeşit esecek Yağmurlarla ıslanacaksın. Halbuki ne kadar sıcaksın!...Cahit Külebi

Hiçbir zaman hiçbir şey için kendini zorlama, kalbinin kabul etmediği şeyi onaylama.


Kendini Tanımak
Varlığın ve sen bir bütünsün fakat şu anki hayat formunda ayrıymışsın gibi düşünüp hissediyorsun. Kucakladığın bütün benliklerin ve koyduğun kurallar senin dünya hayatında bir düzen ve bir ahenk kurman için. Varlığını biliyor fakat onunla bütünleşmek için ne yapman gerektiğini bilmiyorsun. Koyduğun kuralların seni ona götüreceğini sanıyorsun. Sen kendini diğer beşer varlıklardan ayrı görüp benliklerinin seni sarıp sarmalamasına izin veriyorsun.

Varmak istediğin nokta bir o kadar yakın bir o kadar da uzak. Bu yolda yapman gereken önce kendini tanımak. Kendini tanırsan diğer beşer varlıkların ne hissettiğini onların açısından anlarsın. Aslında hissettikleriniz, yaşadıklarınız birbirinden farklı değil, sadece roller değişiyor.

Kendini tanımak; beşer varlığının algısıyla değil, asıl senin gözüyle beşer varlığını incelemek. Seni sen yaptığını düşündüğün duygu ve düşüncelere asıl varlığının sana öğretmek istediği şekilde bakabilmek. Bunu yapabilmenin ilk yolu samimi olmak; dünya hayatın için değil, gerçekten varlığınla bir bütün olmayı istemen gerekmektedir.

Hiçbir zaman hiçbir şey için kendini zorlama, kalbinin kabul etmediği şeyi onaylama. Kalbini dinle, sadece o sana gerçek doğru zamanı söyleyebilir ve sen o zaman varlığınla bütünleşmek için samimi adımını atabilirsin.


Benlikler
Kucakla benliklerini, seni sen yapanın onlar olduğunu unutma. Asıl seni de senden uzaklaştıranların da onlar olduğunu unutma. Onları bil, kucakla, kabul et. Ama sakın asıl sen olarak kabul etme. Onları sadece asıl sana giderken geçmen gereken sınavlar olarak gör.

Onları kabüllen, yoklarmış gibi davranma, varlar diye üzülme. Onlar sizlerin maddenin gerçekliğini tanımanız için oluşturduğunuz durumlar. Varlığının seni çağıran sesi yükseldikçe, biliyorsun ki bu benliklerle o kapıdan geçemezsin. Yokmuş gibi davranırsan kimi kandırmış olursun?

Kendine güven, özüne güven, acele etme. Acelecilik egonun senin üstündeki hükmünden kaynaklanır. Özünün sesini dinle, benliklerinin herbirini kabul et. Onları senin yarattığını unutma. Alman gerekeni al, öğrenmen gerekeni öğren. Kendin için istediğin, özlediğin değişimi başlat.

O kapıdan sen geçebilirsin, senin için başkası değil…



Yaşadığın Deneyimler Senin Değişimin İçindir
Vardığın her nokta, geçirdiğin her deneyim, seni sana götüren bir başka deneyimin başlangıcıdır.

Kalbin her atışındaki ritim bir ahenk içinde tezahür eder. Sen de kalbinin atışı gibi, yaşadığın deneyimlerin de özüne varmada hayati önemi olduğunu unutma. Onlar olmazsa değişim olmaz.

Her bir deneyimin senin için ne anlama geldiğini düşün, alman gerekenin gerçekte ne olduğunu anla, kendini farklı görme, gerçek anlamda alman gerekeni al. Eğer böyle bir deneyimle karşılaştınsa senin alman gerekenler vardır, başkasının değil; kendini kandırma, kendine kızma.

Artı ya da eksi ne anlama gelir? Artı mı iyidir eksi mi? Kim bilebilir? Sen yaptıklarınla ne artısın ne de eksi. Sadece deneyimler karşısındaki duruşunla yolunu uzatabilir ya da kısaltabilirsin.

Bilgi özüne işledikçe madde alemindeki sen değişir. Kalbinin derinliklerinden gelen sıcaklık gitgide seni daha fazla sarmaya başlar. İçin sevgiyle dolar, başka bir gözle bakmaya başlarsın. Kendi gerçekliğini görmeye başlarsın.