Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

2 Eylül 2015 Çarşamba

İçindeki okyanusa ulaşmak istiyorsan, önce yapman gereken kendini sevmek



İnsanoğlunun Uyanışı

Küçük bir taş atsan göle, nasıl yuvarlak, sessiz sakin, küçükten başlayarak büyüyen, büyürken de şekli ve sakinliği hiç bozulmayan dalgalar olur. İşte insanoğlunun uyanışı da böyle olur. Yeter ki o ilk taşı birisi doğru yere, doğru şekilde atsın. Birbirinize yardımınız ancak böyle olabilir. İlk taşı doğru yere doğru şekilde atabilmek…

Doğru yer insanoğlunun kalbidir. Doğru, sizdeki saf sevginin onda tecelli etmesidir. Eğer siz kalbinizdeki okyanusa ulaşabilmişseniz, o zaman saf sevginiz bir başkasında tecelli olur. Uyanışı insanoğlunun daha sonra kendi kendinedir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, insanoğlunun uyandığını zannedip başkalarını da uyandırmaya çalışmasıdır. Bu hem kendi hem de başkaları için son derecede tehlikelidir…

Uyanan insanın bir çaba harcamasına gerek yoktur. Bir çaba, bir zorlama varsa, o uyandığını zanneden ama halen daha kış uykusunda olandır.

Gerçek uyanmış insanın pek birşey yapmasına gerek yoktur. Karşısındakini ondan daha iyi tanır, bilir neyin onun kalbindeki gölde taş etkisi yapacağını, bilir başlangıcını, bilir sonunu da…

Yapması gereken ne ise onu yapar. Belki tek bir kelime, belki susmak sadece dinlemek.

Asla ne yaptığı ile ilgili konuşmaz, bilgi vermez. Sadece sessizce insanoğlunun kalbindeki göle attığı taşın nasıl düzgün dalgalar oluşturduğunu, o dalgaların da o küçük gölü nasıl engin bir okyanusa dönüştürdüğünü seyreder. Tıpkı kendi okyanusunu bulduğu gibi…

Aslında oluşan, bulunan hiçbir şey yok. Okyanus her insanoğlunun kalbinde, yaradılışından beri hep orada duruyor…

Kendinle Karşılaşmak

İçindeki okyanusa ulaşmak istiyorsan, önce yapman gereken kendini sevmek.

Herşeyinle kendini kabul etmen… Kuru kuruya bir sevgi değil bu, gerçek saf sevgiyle sevmek.

Kendinle karşılaşmak; bu çok zordur, acı vericidir. Eğer bu karşılaşmada kalbin sızlıyorsa gerçek duygularındır.

Eksik gördüğün tarafını gördüğünde, onu sevgi ile kabullen, sakın bu eksikliğin için bahane bulma. Bu kendine yapacağın iyilik değil kötülük olur.

Gerçek bir karşılaşma yapabilirsen, eksiklik olarak gördüğün şeyin senin gelişiminde ne kadar önemli olduğunu anlarsın. O zaman, o eksikliği içindeki saf sevgi enerjisi ile tamamlarsın…

Eğer gerçek bir karşılaşma yaşadıysan, zaten o eksiklik senin gelişimin için gerekli olan görevi tamamlamıştır.

İyilik ve kötülük diye birşey yoktur. İnsanoğlunun tekamülü vardır. Bunu sakın unutma…

Sizler Küçük Birer Damlasınız

Sizler küçük birer damlasınız; saf, şeffaf, temiz, bir o kadar da güzel. İster okyanusa düşer, sizin gibilerle bir olur. İster tek kalır yere düşer, yok olup gidersiniz, bir sonraki sürece kadar.

İnsanoğlunun birlik ve beraberlik içinde olması çok önemlidir. Özellikle yaşadığınız şu dönemde hepinizin özünün bir damla olduğunu unutmayın. Sır mı istiyorsunuz? İşte size ilk sır: Önce damla olduğunuzu bilin, onu sevin. Sonra çevrenizdekilerin sizin gibi olduğunu kabul edin ve onları da kendiniz gibi sevin. Onları eksik gördüğünüz yönleri ile sevin…

Önce ilk adımı siz atın, karşılık beklemeyin, yargılamayın. Bir süre sonra bakacaksınız ki iki damla birleşmiş daha büyük tek bir damla olmuş…

Damlalar eklendikçe bir bakmışsınız ki duru, dalgasız, uçsuz bucaksız bir okyanus olmuş.

İnsanoğlunun birlikte hareket etmesi, tek vücut olması önemli; dünya yasası böyle.

Altınçağ, insanoğlu okyanus olduğunda yaşanacak. Önce kendi damlanın nereye düşeceğine karar ver…