12 Temmuz 2015 Pazar

İnsanoğlu


"İnsanoğlu, evren denilen bütünün bir parçasıdır. Uzay ve zamanla sınırlanmış bir parçanın. Kişiliğini, düşüncelerini, duygularını, geri kalandan ayrıymış gibi algılar. Orada söz konusu olan, bilincini etkileyen Bir çeşit optik yanılsamadır. Bizim için, bu yanılsama, bize yakın bazı kişilere karşı olan sevgimiz kadar, kişisel arzularımızı da sınırlayan bir hapis gibidir. Görevimiz, bütün canlıları ve tüm güzelliğiyle doğayı içine Alacak kadar, merhamet çemberimizi genişleterek Bu hapisten kurtulmak olmalıdır. Kimse bu noktaya tam olarak gelemeyebilir ama, Böyle bir amacın peşinden koşmak, içinde yine de, kısmen bir özgürlük ve temelde iç huzuru barındırır." 

Kış İkindisinin Evinde


Kül ve bakır 
Bütün gündoğuşlarında yitirilecek, bir daha hiç görülmeyecek bir sevgiliye, ama tüm gerçek aşklar gibi tek başına sevilmiş bir sevgiliye, bütün gündoğuşlarında bakıp da söylediğim bu! Denizin efsanevi savruluşlarından, bitmemiş ve hiç bitmeyecek bir başka tekbaşınalık sevgiden oluşan bu güzel kente, en çok da puslu, büyülü sonbahar sabahları, güneş yavaş, sessiz yükselip denize vurduğu zamanlar söylediğim, tılsımlı bir armağan gibi yıllar yılı yüreğimde taşıyıp da büyüsünü yitirmediğim sözcükler bunlar: Kül ve bakır. Bu kentin öteki adı. Sonra denizin sesini, el oyması bir kayığın yavaşça suya indirilişini, çanları, bir demircinin ilk çekiç vuruşunu, zayıf yüzlü çocukları, ezanları, martı çığlıklarını, oyalı bir başörtüsünü, bir de camilerin akşamüstü gölgelerini bırakıyorum bu masalla birlikte sana bırakıyorum. Belki bir gün, bir düşgünü yeniden karşilasırsak güzelligin ve büyülü sözcüklerin için bir armağan olsun sana benden. 

İnsan ve Deniz & Albatros

İnsan ve Deniz 
Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;
Deniz aynandır senin, kendini seyredersin
Bakarken, akıp giden dalgaların ardından.
Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.

Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan;
Gözlerinden, kollarından öpersin, ve kalbin
Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman,
O azgın, o vahşi haykırışında denizin.

Kendi aleminizdesiniz ikiniz de.
Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin;
Sırlarınız daima, daima içinizde;
Ey deniz, nerde senin iç hazinelerin?

Ama işte gene de binlerce yıldan beri
Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder;
Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi,
Ey hırslarına gem vurulmayan kardeşler!

Çeviri: Orhan Veli KANIK
Albatros
Sık sık, eğlenmek için, acımasız tayfalar
Yakalar kanadından bu deniz kuşlarını,
Ürkütücü sularda gemileri izleyen
Yolcuların yıllardır dost arkadaşlarını.

Gökten inen tasasız, bu utangaç krallar
Güvertelerin üstüne kondukları zaman
Geniş kanatlarını sofuca bırakırlar,
Yorgun kürekler gibi, sular üstünde kayan.

Sen ey kanatlı yolcu, bir zaman ne güzeldin !
Bak gaganı dürtüyor hoyrat tayfanın biri,
Ya öteki, bilir mi bu hale nasıl geldin,
Topallayıp öykünüyor uçtuğun günleri.

Ozan, ey bulutlardan toprağa sürgün ece,
Oklara göğüs geren, dostu fırtınaların,
Yuhlarlar yeryüzünde, seni de, gündüz gece
Uçmana engel olur, ağır dev kanatların.
ÇEV: Erdoğan Alkan
 

Mutlu Aşk Yok ki Dünyada
Aslında hiçbir şey kâr değil insana
Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği
Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa
Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi
Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara
              Mutlu aşk yok ki dünyada
Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya
İşte o silahsız askerlere benzer hayatı
Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da
Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları
Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama
              Mutlu aşk yok ki dünyada
Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim
Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda
Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim
Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra
Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna
              Mutlu aşk yok ki dünyada
Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan
Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana
En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran
Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya
Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla
              Mutlu aşk yok ki dünyada
Acılara batmamış bir aşk söyle bana
Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle
Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama
İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de
Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına
              Mutlu aşk yok ki dünyada
              Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa
Çeviri: Cemal SÜREYA

Hangi Batı



Cumhuriyet kuşaklarının dramı Atatürk sonrasında başlar. Çağdaşlaşmayı batılılaşma yapan sonrakilerdir. Hiç değilse, müdafaa-i hukuk doktrinini ulusalcı içleminden soyanlar, Dersaadet tipi kozmopolit bir batılılaşmayı Ankara'ya göçürüp Cumhuriyet'in 'resmi' tutumu yapanlar, onlardır. Avcıoğlu, yeni devletin ilk yıllarından itibaren, Babılali'nin, köhne kadrolarıyla Ankara bürokrasisini ele geçirdiğini yazar. Yalnız bürokrasiyi mi? Kuva-yi Milliye ruhunu da ele geçirip dağıtmışlar, devriminin ideolojisini şaşılacak bir çabuklukla yozlaştırmışlardır.






Güneşin Altında Mutluluk Var

Bir işçinin, elinde ekmekle evine döndüğü o yerdir
mutluluk
Akşamüstü, çocukları cıvıldayıp dururken
Derin bir iç çekiş, tatlı bir yorgunluk
Ve yüzüne yayılan gülümseme birden...
Mutluluk, kelebek olup uçmasıdır ipek böceğinin
Irmağın denize kavuşturmasının bir adı olmalı
Mutluluk, beşikte uyuyan ilk çocuğuna bakmasıdır
bir annenin
Duyarak memelerine dolan sütün çılgınlığını.
Mutluluk, bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir
Yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda
Sevgilinin boynuna dokunduğunda duyulan ürpertidir
Öpülan ilk dudak, içilen ilk sigaradır belki
Denizden yükselen kokudur sabah karanlığında
Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle
aynı boyutta
Yalnızca yaşamaktır belki de kimbilir...
Ne yerdedir, ne göktedir o- değilmi Abidin?
Mutluluğun resmini yaptınmı bilmem
Ama ben onun şiirini yazmak isterim...


Yaşam bir soru işareti gibi duruyor karşımızda


Yaşamımın bazı kesimlerinde rahatlık da aradım. Biraz sakin, düzenli, belki biraz sevgi dolu günler belli süre kalsın, uzasın istedim. Yaşamımdaki tırmanışlar, huzursuzluklar durulduğu an, ailemin, yakın çevremin ve giderek yaşadığım toplumun huzursuzlukları, patlayışları büyüdü, yükseldi. Kavranılmayacak boyutlara erişti. Tedirginlik, güvensizlik, kuşku, zaman zaman umutsuzluk elimde olmayan nedenlerle gene gelip yüreğime, beynime, düşünceme oturdu...Eski Bahçe Eski Sevgi - Tezer Özlü

Nesneler bir bütünken, kelimelerimizin onları ifade edebileceğine güvenimiz tamdı. Ama bu şeyler yavaş avaş parçalara ayrıldı, param parça olup kaosa düştü. Yine de kelimelerimiz aynı kaldı. Kendilerini yeni hakikate uyduramadılar. Bu yüzden gördüğümüz şey hakkında ne zaman konuşmaya çalışsak, yanlış konuşuyoruz, temsil etmeye çalıştığımız şeyin kendisini çarpıtıyoruz. Bu her şeyi berbat ediyor...Paul Auster - Cam Kent

Loren Eiseley dünyamızı şöyle bir yer olarak tanımlar; " Öyle bir yer ki, burada bir örümcek bile sürekli yatıp uyumaya karşı çıkar ve bir yıldıza ağ kurmak gerekse bile bunu yapma yolunda ölebilir." Örümcek gibi, aramızda umutsuz yaşamak daha akıllıca görünse bile, ağ kurma işlemini durdurmaya karşı çıkanlar vardır. Elimizde var olan ipler olasılıkla çok zayıf ve duyarlı olmalarına karşın iyimserlik, merak, heyecan, sevgi ve yıldızlara dek yolculuğun içten hevesiyle örülmüş olacaklardır. Hedefimiz için mücadele etmeye değer. Çünkü, bu durumda hedef aldığımız yıldız herkes için insanlıkla doludur. Ben güçlü biçimde tek umudumuzun her yaşayan şeyde bütün gücümüzle yapacağımız sezinleme gerçekleştirmede olduğunu duyumsuyorum. Kişilik adını verdiğimiz elinizdeki benzersiz çalışmanın savaşımı bu yoldadır ve tek amacı da budur...Leo Buscaglia - Kişilik

 Aşk, yoklukla oynanan bir oyundur. Yokluğunun ne kadar derinden hissedileceğine ne kadar güven duyuyorsan o kadar iyi bir oyuncu olabilirsin...Ece Temelkuran - Düğümlere Üfleyen Kadınlar