29 Kasım 2014 Cumartesi

Tanrı Kavramı


Asırlardır size Tanrı denen özün kasvetli, korkulması gereken, kızgın ve yargılayan bir karakteri olduğu öğretildi, ama Tanrı bunların hiçbiri değildir. İnsanların yüreklerinden ve beyinlerinden başka bir yerde suçlayan, yargılayan ve hüküm veren bir Tanrı asla var olmadı! Kimilerini yargılayıp kimilerini ödüllendiren bir Tanrıyı insanoğlu yarattı. Bu insanın Tanrısıdır, insan anlayışının ürünüdür!
Benim bildiğim ve sevdiğim Tanrı, benden ve “Ben” olan alemden yayılan güçtür, yargısız sevginin Tanrısıdır. O başka hiçbir şey değil, fakat her şeydir. İşte bu Tanrı sizi düşünebileceğinizin çok ötesinde bir sevgiyle seviyor. O yaşadığınız hayat, bastığınız toprak, alıp verdiğiniz soluktur. Teninizin rengi, gözlerinizin güzelliği ve dokunuşunuzun yumuşaklığıdır. Her düşüncenizde, yaptığınız her eylemde ve yaşadığınız her anda O vardır. Tanrı devinim, renk, ses ve ışıktır. Tanrı ihtirastır, Tanrı sevgidir, Tanrı sevinçtir, hüzündür. Tanrı hayatın tümüdür, an’ın atan nabzıdır!


Hayatın sizi yargıladığını mı sanıyorsunuz? Asla, eğer Tanrı (ki o sizsiniz) sizi yargılasaydı kendini yargılıyor olacaktı! Sonsuz Zeka bunu neden yapsın? Tanrı dediğiniz hayat gücünün sizi ya da herhangi bir şeyi yargılama yeteneği bile yok, çünkü hayat kendini iyi kötü, doğru yanlış, kusurlu kusursuz diye ikiye ayıran egolu bir karaktere sahip değildir. Eğer Tanrı bir egoya sahip olsaydı, kendini egosu doğrultusunda değiştirme, saptırma yeteneğine de sahip olacaktı. Eğer Tanrı bir an bile ikilem içinde kalsaydı, Tanrı olan hayat o anda durur ve asla yeniden “olamaz”dı! Tanrı tümüyle iyiliksiz ve kötülüksüzdür, ne negatif ne de pozitiftir. Tanrı mükemmel değildir, çünkü en son nokta olan mükemmellik sürekli ve değişken hayatı sınırlar. Tanrı sadece “olan”dır, ancak bu şekilde her şey olan hayatı olduğu gibi ifade edebilir. Tanrı sınırsız olanın bölünmemiş bütünlüğüdür. Tanrı her şey olduğu için, doğruda olduğu gibi yanlışta da, güzellikte olduğu gibi çirkinlikte de, yücelikte olduğu gibi alçaklıkta da var. Yaptığınız, düşündüğünüz şey ne kadar kötü, alçakça ya da harika olursa olsun, Tanrı tarafından “olmak” tan başka bir şey gibi görülmez asla. Tanrı hayatınızı istediğiniz biçimde yaratmanız için size özgürlük verdi. Tanrı sizi daima sevdi, sizi başka türlü de algılayamaz, çünkü siz O’sunuz. Hayatın tomurcuklarını da siz yaratıyorsunuz, çirkinliğini de! Tanrı çirkinlik de olacaktır, tomurcuk da! Hangisinin iyi olduğunu asla yargılamayacaktır. O yalnızca “olan” dır, her şey olduğu için size istediğinizi seçme özgürlüğü verir. İyi ki öyledir, çünkü insanın yarattığı Tanrı kavramına benzeseydi hiç biriniz cennetin kapısını göremezdiniz, tek kişi bile! İçinizden tek bir kişi bile insanın yarattığı bu Tanrının beklentilerine göre yaşayamaz!

Başarısızlık duygusuna kapılmanızın nedeni yine kendinizsiniz. İstediğiniz realiteyi yaratma yeteneğinizle yaşamınızın tek yargıcı sizsiniz. Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar veren hep siz oldunuz. Çünkü hayat denen “olmak” bunların hiçbiri değildir, Tanrı denen “olan” ın bir parçasıdır sadece. Yargılarınız bu katta yarattığınız bir illüzyondur. Ne yaparsanız yapın Tanrı sizi sever, çünkü yaptığınız ya da düşündüğünüz her şey size olgunluk kazandırarak Tanrıyı genişletir. Bu dünyadan ayrılıp hayat boyu yaptıklarınızı düşündüğünüz zaman (ki düşüneceksiniz) Tanrı orada da olacak, sizi tüm yarınlarınızda yine sevecek, çünkü Tanrı hayallerinizi ve düşlerinizi yarattığınız platformdur.
Tanrının en yüksek biçimi nedir? Düşünce! Evet hayatınızı yarattığınız platform, her şeyin yaşam gücü ve özü olan Tanrı, daha büyük bir anlayışla düşüncedir, çünkü düşünce her şeyin yaratıcısı, her şeyin kendinden meydana geldiği özdür. Düşünce, Tanrı Bilinci denen Sonsuz Zekadır. Her şeyi kendi özgün model ve biçimiyle bir arada tutan şeyin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Düşünce, yani sevgi denen “kozmik zamk” tır bu, tüm maddeyi bir arada tutan odur. Hiçbir ölçü tanımayan bu sevgi Tanrıdır, bedeniniz bile sevgiyle bir arada tutulur. Düşünce olmasaydı bedeniniz var olmayacaktı, madde de var olmayacaktı. Tanrının korkulacak bir varlık olduğunu mu sanıyorsunuz? Değil, Tanrı tümüyle hazdır, çünkü başka türlü olmayı bilmez. O uyum içinde titreşen tüm hayat formlarıdır ve bu uyumlu titreşim bir kahkaha tufanını andırır. Eğer dikkatle dinlerseniz Tanrının müziğini, Tanrının gülüşünü duyabilirsiniz! Bir kez bile O’nun ağladığını duymadım!
(Tekerlekli sandalyede oturan yaşlı bir bayana) Sana cehennemin olmadığını söylüyorum.Cehennem nedir biliyor musun? Cehennem, Kudüs’te derin olmayan açık mezarları tanımlamak için kullanılan bir terimdi. Bazı varlıkların mezar taşı yaptırıp gömülecek kadar paraları yoktu ve sığ bir mezarda yatmak da lanetlenmek demekti, çünkü geceleri sırtlanlar ve vahşi köpekler bu cesetleri bulup parçalıyorlardı. Ceset parçalanıp yendiği için, bu ölülerin cennete asla gidemeyeceklerine inanılırdı. İşte terimin gerçek anlamı buydu. Ancak daha sonra vaizler, papazlar ve din kurumları tarafından cehennem sözcüğü işkence yeri anlamında kullanıldı. Dünyanızın derinliklerine baktım, ortasında yanan bir ateş gölü aradım, yoktu! Aynı yerlerde şeytanı aradım, onu da bulamadım! Döndüğüm zaman şeytanı da, cehennemi de onlara inananların kalplerinde buldum. Ama böyle bir yer yok!  Tanrı her şey olduğuna göre, eğer seni kendinden yaratmasaydı başka neden yaratacaktı ki? Sen tanrısın, Tanrı kendini niçin cezalandırsın? Sana büyük bir gerçeği açıklayacağım. İnsanoğlu kardeşlerini yönetebilmek için Tanrı imajları yarattı.


Dinler, ordular yetmediği zaman insanları ve ulusları yönetebilmek için yaratıldı. Korku onları hizaya getirmek için kullanılan bir araçtı. Eğer insanın yüceliğini elinden alırsan, Tanrıyı ondan uzaklaştırırsan, bir insanı kolayca yönetebilir ve ona hükmedebilirsin. 

Tanrı bir cehennem ya da şeytan yaratmadı. Cehennem ve şeytan, insanın kardeşlerine işkence yapmak için yarattığı korkunç kavramlardır. Bunlar, kitleleri sindirip hükmedilebilir bir topluluk haline getirebilmek için dini dogmalar aracılığıyla yaratıldı, işte işin gerçeği bu! Tanrı her şey olduğuna göre, onun cehennem diye bir yere sahip olması, bedeninde kanser oluşturması demektir ki, bu da onu yiyip bitirecektir!


Dininiz ve inancınız yüzyıllardır uygarlıkların mahvına sebep oldu. Mayalar ve Aztekler kilise kurallarına inanmadıkları için öldürülüp yeryüzünden silindiler. Karanlık çağlarınızdaki tüm dini savaşlar, dini inançları daha da yaygınlaştırmak için yapıldı. Fransa denen yerde kilise öğretilerine inanmadıkları için annelerinin kollarından bebekleri çekilip alındı. Kadınların gözleri kızgın demirlerle dağlandı ve göğüsleri yine kızgın demirlerle damgalandı. Sokaklarda kan gövdeyi götürdü, hepsi de bir inanç yüzünden. Protestanlar da cehennem ateşi, günah ve şeytan aldatmacalarıyla küçük çocukların yüreklerine korku salarak eylemlerini sürdürdüler. O küçük çocuklara kilise kurallarına uymadıkları, isteneni yapmadıkları takdirde sonsuza dek cehennemde yanacakları öğretildi!


Hayır  sen cehenneme gitmeyeceksin, çünkü öyle bir yer yok! Bedeninden ayrıldıktan sonra çok kısa bir an yukardan aşağıda yatan bedenini seyredeceksin ve bir kez daha saf ışık varlık haline geleceksin. Sonra büyük öğretmenler gelip seni alacak ve öğrenimini sürdürmen için götürecekler, o zaman sözlerimin doğru olduğunu kendin de göreceksin.
İsa dediğiniz varlık sizin gibi bir tanrıdır, ama o Tanrının tek çocuğu değil, çocuklarından sadece biridir, sizin de olacağınız gibi tanrılaşan bir insandır. Tanrının çocuklarından sadece biri mükemmel gerisi budala olsaydı, bu Tanrıya ne yarar sağlardı ki? İsa sizin kardeşinizdir, kurtarıcınız değil! İsa ile senin arandaki tek fark , İsa’nın insanın içindeki Tanrı prensibini anlamış ve bu prensibi tümüyle yaşamış olmasıdır. İsa seni ya da herhangi bir varlığı kurtarmakla yükümlü değil. O, dünyada yaşayan tanrı olduğunu idrak ederek kendinin kurtarıcısı oldu ve diğerlerine içlerindeki tanrıyla kendilerini nasıl kurtaracaklarını öğretti.
Tanrının seni cezalandırmasına gerek yok , zaten yaşamın boyunca kendi kendini cezalandırmışsın sen! Günahkar olduğuna inandığın için kendi cehenneminde yaşadın hep, bunu yaratan sensin. Tanrı aleminde gardiyan yok, işkenceci yok, cellat yok, Tanrı sevgiden başka bir şey değildir.