Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

5 Kasım 2014 Çarşamba

Bugün dünyayı istediğin bir renge boya


aşksız geçen günleri düşmeli ömürlerden
akşamın buğulu yorğunluğunda
gözlerinin ormanındayım yine
bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler
günlerdir peşim sıra susmak bilmiyor
ertelenmiş hüzünler dolaşıyor ayaklarıma
kantlanıp uçuyor bütün sevinçler...Hicri İzgören


kulağına , uzak zamanların sesi çalınanlar
bir şekilde bu sesi taklit etmeye çalışırlar.
benim yaptığım da bu.
İnsanın, kendi varlığından hoşnut olarak yaşadığı,
kendi varlığını haklı kıldığı ve kuşku yok ki, yeryüzü ile
barışık yaşadığı ve mutlu olduğu
bir zaman dilimi vardı.
yoksa bizler bugün bu mutluluğun imgesi için bile
bunca telef olmazdık...Birhan Keskin

 
Elbet geçer bu hüzün mevsimi.
Bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
O gün size sevinci anlatacağım...Arkadaş Z. Özger


Karanlık, alabildiğine karanlık
Kentimin üstünde, ülkemin üstünde...
Tutacak bir dalımız kalmadı mı artık ?...Ahmet Erhan


İlk üç vişneyi verdiğinde bahçedeki ağaç
Annem sevindiydi hatırlarım.
Ah demişti.
Ah!
Üç küçük kırmızı dünya verilmişti sanki ona.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı.
Bazen sevinince annem gibi,
Rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı,
Sıcak yemeklerin. ...Didem Madak


Deniz kıyısında
Bir martıyla konuşurken görüyormuş,
Dostlarım beni sürekli.
Bir kaptanım çünkü;
Kâğıt gemilerden emekli...Sunay Akın


Bugün dünyayı istediğin bir renge boya. Rengârenk batan günü al karşına. Bir renk de kendinden kat. Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak...Can Yücel

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin...Attila İlhan


Ne tuhaf ömrümün sonuna kadar
Kelimelerle yaşamam

Ağaçtan çok ağaç sözünü
Denizden çok deniz sözünü sevmem

Halbuki bir sabah erken uyanınca
Balkona çıkmak da güzel...S.Kudret Aksal


 Bazı  insanlar
Bazı  yerlerde
Sahiden  karşılaşırlar
Bazı  insanlar  bazı  aşklar  bazı  şarkılar
Bu  yüzden  unutulmazlar
Bazı  hayatlar  hayal  tutmazlar
Bu  yüzden
Bazı  bazı  bazı
Çabuk  yaşayıp
Ansızın  kaybolmalar
Bazı  bazı bazı...Murathan Mungan


Geceyi usulca çektim üstüme daldım sonsuz sonsuz derine yüzüne değdim...Metin Altıok

aşkın ve dostluğun ayrımı yoktur çocuk
ikisini de doğuran şey aynıdır...A.Zekai Özger



Matmazel Noraliya'nın Koltuğu

Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik var olmuş bir zekânın yok oluşudur; aptallık, var olmamış bir zekânın var olmamağa devam edişidir. Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.




Bir Eflatun Aşk


Benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
Yorulmuyor yaşamaktan.

Midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
Ve yüzündeki çıban gibi
Yüreğinde yaralar
Taşımaktan.

Yorulmuyor yorulmuyor
Ağır işçi
Kedere ve aşka çalışmaktan

Kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
Kiminde kovuluyor kapılardan.


bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım

rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.

Zamanın saatleri unuttuğu
Şavkıyan bir dağ çeşmesine.


ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin

getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin

sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.


Zamanı Oy, Sesini Sakla


Zamanı oy, sesini sakla... unutulmasın
Tarih düşür her yazdığının altına
Aynaya bak, yüzünü göm... unutulmasın
Bir gün küllerin savrulur nasılsa

Bence sen, bir günlük tutmalısın
Solgun güller kurutarak yapraklarında
Yağmurda yürü, izini koru... unutulmasın
Toprağı eşeleyen çocukların avuçlarında
Şimdi kentlerin yalın-kılıç yalnızlığındasın
Geçtiğin kırmızı, durduğun yeşil... unutulmasın
Dimdik önündesin bir fotoğraf karesinin
O fotoğrafta hiç sarı kullanılmasın
İyi çocuk ol, acınla büyü... unutulmasın...

Din, felsefeye karşı daima dişlerini göstermiştir



Din, felsefeye karşı daima dişlerini göstermiştir.



Cumhuriyet'i kuranların eğitimden anladıkları, bağımsız kafalar yetiştirmekti, bir fikre körükörüne saplanmamış, arayıp soran ve eleştiren kafalar; o güzel deyişle, 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' kuşaklar!


Fakir Baykurt

Gençlik
Dünyada ve bizde gençlik adaletsizliğe başkaldırmaktır. Onu “Demokratik Üniversite!” “Halka dönük üniversite !” haykırışlarının altında yatan temel istek, bu yamuk, bu adaletsiz durumun değiştirilmesidir. Üniversiteler, bunlara eğilmediği, bunlara çözüm aramadığı gençlerin sabrı taşmış, sonunda sokağa düşmüş ve eyleme geçmişlerdir. Bu anlaşılmadıkça, bu değişiklik yapılmadıkça, gençliğin bilime ve tarihe uygun savaşı sürüp gidecektir. Bu yüzden biz gençlerimizi anlamakta onları doğru yolda görmekteyiz. Bunu copla, gaz bombasıyla, durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bunun bir tek çaresi vardır. O da Devrim’dir. Devrim, tarihsel koşulların olgunlaştığı dönemlerde olur. Tarihsel koşullar olgunlaşmamışsa Devrim olmaz.