14 Ekim 2014 Salı

Umursamamak


İnsanlar sana hakaret ettiklerinde,
onlara yanıt vermezsen bu da zorlarına gider.
Sen sadece, “teşekkür ederim” diyerek yoluna devam edersin.
Bunu hazmetmek zordur…
Çünkü, o kişinin egosunu derinden incitir.
O seni aşağı, çamurun içine çekmeye çalıştığı halde sen bunu reddettin;

o, şimdi orda tek başına kalmış oldu…
Yani bazen bazı insanları umursamamak
en yerinde cevaptır.

Anlayana!

Seni ilk görüyordum

Seni ilk görüyordum. Deli otlar gibiydin. Gövdeni daha tanımıyordum. Öğrenilecek bir ders gibi olan gövdeni. Dünyamıza düşmüştün. Bir suyu çevirmiş, bir yarı düzeltmiş gelmiştin. İtmiştin bunluğu, ezinci. Kulluğu sürmüştün. Yakın, yabanıl bir aşk koymuştun. Kalmıştın. 
Bir taşlıktın yürünen, keçiyollarıydın bizim bu ıssız bu yalnız dünyamızda. Daha duvarlarını çıkmamıştın. Koymamıştın sınırlarını. Göğünü buruşturmamıştın. Buraların taşlı, kusursuz Girit evleri gibi beyazdın. Sendin. Seni ilk görüyordum. Pruvamıza vuruyordu deniz. Yüzün düşmüştü. Geçmişti çaylaklar. Yunuslar köpürtmüştü suları. Bir yalazdı gövden. En eski cumhuriyetlerdi. Açık kapıları. Böyle sürdü durdu beyazlığın gecemde. Çıktı isli sokaklara. Kapalı evleri açtı. Karıştı dünyanın kalabalığına. Tanyerinin tuttu elinden.

Yeni bir aşk adınaydı gövden.


Dünyanın En Kısa Anayasası


    Bir zamanlar üç bilge bir araya gelip dünyanın en kısa anayasasını yazmaya koyuldular. İnsanın hareketlerine ve davranışlarına hükmeden kanunu gösterebilen kişi, dünyanın en bilge kişisi seçilecekti.
    “Allah suçluları cezalandırır.” diye teklif etti bilgelerden birisi. Tek cümleydi; kısa ve özdü.
    Fakat diğerleri bunun bir kanun değil bir tehdit olduğunu söyleyerek itiraz ettiler. Birinci bilgenin bu teklifi kabul edilmedi.
    “Allah sevgidir.” dedi ikinci bilge.
    Ama bu teklif de kabul görmedi, çünkü insanın görevlerini tam anlamıyla açıklamıyordu.
    Sonra bilge tane tane şu teklifte bulundu:
    “kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi, başkalarına yapmayın.” Ve ilave etti:
    “Kanun budur; gerisi sadece yoruma kalmıştır.”
    Diğer bilgelerde bu teklifi kabul ettiler. Ve o bilge zamanın en bilge kişisi seçildi.


Bakış açısı


Veliefendi Hipodrumuna giden Temel atlara start alır almaz favorisi olan atı elinde dürbinle takip ederek bir yandan da
-Ulanım benum ya bak nasıl da yel gibi gidey diyerek atını teşci eder.
Gerçekten de Temel in atı en öndedir. Etraftakiler gıpta ile Temel e bakarlar,Temel dört köşedir.
Fakat bir süre sonra atlar teker teker Temel in atına yetişip geçmeye başlarlar.
Derken Temel in atı en sonuncu duruma düşer.
Temel etrafın alaylı bakışlarına aldırış etmeden tezahürata devam eder
-Uy aslanım benum ya bak nasılda hepsini önine katti getiriy.