13 Ekim 2014 Pazartesi

Cennet Gemisi


Anısına Saygıyla...
Halikarnas Balıkçısı eserlerinde çevreyi ve insanı şiirsel bir dille anlatır...
Bu cennet gemisi küçük bir gemi değilmiş. Pruvasından dümenine kadar, yani gemiyi boylu boyunca yürümek için bir ay lazımmış. Direkleri o kadar yüksekmiş ki, geceleri Samanyolu’nu süpürürmüş. O denizlerin içi sevinçler ve saadetlerle de doluymuş. Denizciler de sevinçlerinden kendilerinden geçip boyuna deniz ve su türküleri ve manileri söylermiş. Hatta bazen geceleri yalnız olarak nöbet beklerken bize denizden tatlı bir fısıltı gelir a! İşte o ölmüş denizcilerin uzaktan işitilen türküleriymiş. O geminin direk ucuna biz diri denizciler bir çıkarsak ancak sakalımız ağarınca inebilirmişiz. Bazen hani göğün bir tarafından, yağmur yağar, öteki tarafından günlük güneşlik olunca , yedi renk gelin kuşağı mı, eleğimsağma mı, ne olur a? İşte o eleğimsağma denizcilerin Cennet Gemisi’nin direğinden uzanan fors sancağı imiş.
 

Cevat Şakir Kabaağaçlı