Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

15 Ağustos 2014 Cuma

Bilene güzel gelir

Bu şarabı dilenci içti, bey oldu gitti.
Bu şarabı tilki içti, aslan kesildi.
Bu şarabı ihtiyar içti, oldu delikanlı.
Delikanli içti, ömrü bi uzadı, bi uzadı, bi uzadı.

*
Gül de şarab da bilene güzel gelir;
Sarhoş olmayan için sarhoşluk nedir?
Cebi boş gönlü dolu olmayan kişi
Her şeyden geçmenin tadını ne bilir?



Sen, Ben, O




Her ben, dolaylı şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır. Çünkü benim yerim senle onun arasındadır. Ve o değildir bana yakın olan, sensin. Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu sıraya göre düzenlerdim. Sen, ben, o! Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça. Her ben, ben'liğini sen'le anlar. 


Mutluluğum kendimde, sizde değil



Mutluluğum kendimde, sizde değil. Yalnızca gelgeç olduğunuz için değil olmadığım gibi olmamı istediğiniz için de. Mutlu olamam değişirsem, sırf sizin bencilliğinizi doyurmak için. Hoşnut da olamam eleştirdiğinizde beni, sizin gibi düşünmediğim, ya da görmediğim için. Uyumsuz diyorsunuz bana. Oysa inançlarınıza her karşı çıkışımda siz de benimkilere karşı çıkıyorsunuz. Aklınızı biçimlendirmeye çalışmıyorum, biliyorum kendinizi bulma savaşı veriyorsunuz. Bana akıl vermenizi de kabul edemem, çünkü kendimi bulma çabasındayım ben de. Saydam olduğumu söylüyorsunuz, ve kolayca unutulacağımı. Öyleyse, kim olduğunuzu kanıtlamak için, yaşamımı kullanmaya kalkmanız niye? 


Yaşamak sevmek ve öğrenmek
 

Yumdum gözlerimi



Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan

Başkaları cehennemdir


Yol değildir yaşamak
Yolda olmaktır
İçinde ben varsam bu yolun
Bir anlamı vardır

Başkaları cehennemdir
Dikkat et !
Ve kendini yalnızca
Kendinde yok et.

Unutma !
Böyle oldunmu bulursun
Gerçek huzuru elbet…

Yol değildir yaşamak
Yolda olmaktır
Her nerdeyse geçmişin
Bir tekme savur
Ve parçala
Zamanla idrakına giydirilen
Deli gömleklerini bir çırpıda
Kasketini başına örtüp
Hiç bakma etrafına
Çek, git bu diyarlardan
Ve sakın unutma
Ancak budur yaşamak

Ölüm göğsüne bindiğinde
Dönüp bakma arkana
Bu ´korkaklık, döneklik´ tir, de, kendine
Yakılan gemiler aşkına
Geç tüm denizleri

Ve unutma !
İşte ancak
budur yaşamak.

Ya yolda olmak
Ya yolda ölmek… 


J.Christophe Grange

Beni anlamak için söylediklerimden çok, sustuklarımı dinleyin. Çünkü ben söylediklerimden çok, sustuklarımda gizliyim...


Yavaş yavaş geçtim





Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen geçtiği yeri yavaş yavaş çıktım içimden. Dokundum yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık kokular coğrafya. Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı böyle karıştım kalabalıklara kalabalıklaştım böylece. 


Güneşin Olsun


Güneşin olsun gönlünde
Kar bile yağsa
Ya da fırtına olsa
Gök bulutlarla Dünya kavgayla dolsa
Güneşin olsun gönlünde
O zaman gelsin ne gelirse
Doldurur ışıklarla
En karanlık gününü
Bir şarkın olsun gönlünde
Sevinçli ezgilerle
Seni günlük tasalar boğsa bile
Bir sarkın olsun dudaklarında
O zaman gelsin ne gelirse
Yardım eder atlatmaya
En yalnız gününü
Başkaları içinde bir diyeceğin olsun
Tasada ve bunalıma
Ve seni mutlu edecek her şeyi
Söyle onlara da
Bir şarkın olsun dudaklarında
Yitirme sakın cesaretini
Güneşin olsun gönlünde
Ve her şey iyi olacak ...Cesar Fleıschler


 Şair İşçidir
Bağırırlar şaire:
“Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki…”
Doğrusu
bizler için de
en yüce değerdir çalışmak.
Ve kendimi
bir fabrika saymaktayım ben de.

Ve eğer
bacam yoksa
İşim daha zor demektir bu.
Bilirim
hoşlanmazsınız boş lâftan
kütük yontarsınız kan ter içinde,
Fakat
bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
Kütükten kafaları yontarız biz de.
Ve hiç kuşkusuz
saygıdeğer bir iştir balık avlamak
çekip çıkarmak ağı.
Ve doyum olmaz tadına
balıkla doluysa hele.
Fakat
daha da saygıdeğerdir şairin işi
balık değil, canlı insan yakalamadayız çünkü.
Ve doğrusu
işlerin en zorlusu
yanıp kavrularak demir ocağının ağzında
su vermektir kızgın demire.
Fakat kim
aylak olduğumuzu söyleyerek
sitem edebilir bize;
Beyinleri perdahlıyorsak eğer
dilimizin eğesiyle…
Kim daha üstün, şair mi?
yoksa insanlara
Pratik yarar sağlayan teknisyen mi?
İkisi de.
Yürek de bir motordur çünkü
ve ruh, onun çalıştırıcısı.
Eşitiz bizler
şairler ve teknisyenler.
Vücut ve ruh emekçileriyiz
aynı kavganın içinde
Ve ancak ortak emeğimizle
bezeriz evreni
marşlarımızı gümbürdeterek
Haydi!
laf fırtınalarından
ayıralım kendimizi
bir dalgakıranla.
İş başına!
Canlı ve yepyeni bir çalışmadır bu.
Ve ağzıkalabalık söylevci takımı
değirmene yollansın dosdoğru!
Unculuğa!
Değirmen taşı döndürmeye laf suyuyla! ...
Çeviren...Ataol Behramoğlu

Temel Dursun’a demiş ki


Temel ile Dursun sinemaya gitmişler. Filmin bir yerinde at yarışı var.
Temel Dursun’a demiş ki:
Haydi Dursun bahis oynayalum. İddiaya girelim.
Peki… 10 lirasına...
Temel “Ben beyaz atı tutayrum” demiş.
Dursun “Tamam ben da siyah atı.”
Yarış koşmuş...
Dursun’un siyah at kazanmış.
Temel’in beyaz at sonuncu.
Temel dürüst arkadaş. Çıkarmış onluğu uzatmış Dursun’a.

Al uşağum parayu. Ben zaten bu filmi daha önce seyrettiydum. Sürpriz oynadum oni!..