Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

5 Ağustos 2014 Salı

Hayat bugündür

Hayat bugündür
Hayatın ve varlığının bütün sırlarını
Güneşin doğuşu ve batışı arasında bulabilirsin
Aradığın her şey bugün vardır,
Dün rüya, yarın hayaldir...
Rüyayı mutlu, hayali ümitli yapan bugündür
Öyleyse bugüne iyi bak,
Sabahın selamını al!

  

Sitem

Ben O'na sıkıntılı güz günleri içinde
Yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim.
Kırmak istememiştim duygu filizlerini..
Büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu
Rüzgarımı olanca yumuşaklığı ile salmıştım üzerine
İncinmesin diye tek,acıyı bile tersyüz eden
İncelikli bir gülümsemeyle yüzümde..

Ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
Sıcacık bir sığınak olayım istemiştim
İnsanlar içinde üşüdükçe güvenle gelebileceği.
Kuşların kanatları neden vardır?
Bir insan neden ağlar geceleri yarı yaşına gelince?
Bulutlar gökyüzünün yükü müdür, süsü müdür?
Tutsağı mıdır rüzgarın, sevgilisi midir?
Konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince
Yanıtı olmayan sorularda boğmak istememiştim..

Ben ona sabah olamasam da
Dingin bir ikindi üstü olayım istemiştim.
O herşeyin usul usul durulduğu saatlerde
Gelsin,yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
Yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına,
Serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
Dinlendireyim istemiştim gölgemin serinliğinde.
Üşütmek istememiştim.

Ben O'na sevgi bir büyük deniz
Ömür bir köpüktür demiştim dalgaların ucunda
Uçuşan,kırılan,dağılan,çoğalan;
Mavi resimler çizerek nemli bir sesle
Kentin yürüyüşle güzelleşen yollarına..
Ne köpüksüz deniz,ne denizsiz köpük olur
Ve kimse bilemez demiştim hangi kıyılara vuracağını...
Alıp o köpüğü avuçlarıma,zamansız
Öldürmek istememiştim,
Çarparak yüreğimin kıyılarına...

Ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
Gecikmiş... İnce... Güzel ve uzak...
Biraz da kendime istemiştim 

Sevgi adına... 


 sibel can - benim yerimede sev | İzlesene.com Video

 

Kendini içinde bağışlamak


Sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim!
sanmak içinde umutlar,düşler ve heyecanlar vaad eden 
çok boyutlu bir kavramken,olmak gerçeğin sert,kalın,
köşeli ve katı üç
boyutunu taşır yalnızca...Buket Uzuner

Kendini içinde bağışlamak, yaşayan bir insanın yapması gereken asıl işidir, uzun bir süreçten geçen dikkatinin... kendini mercek altında incelemesinin sonucudur. özündeki katmanların hâlâ parça parça olan kısımlarına ulaşmak demektir... kapanmamış yaraları temizleyip tedavi etmek... yarım kalmış hesapları ödemek demektir... kendini içinde bağışlamak, geçmişi, içindeki bütün safralarıyla yeni baştan değiştirecek güce sahip olmak demektir...Stefano Elio D'Anna 

Özgürlük dönüp dolaşıp gelebileceğim bir evimin olması bence. İşte tam burda dinleniyor ruhum. Yine yolculuk var kapımda. Belli ki yel değirmenleriyle verdiğim savaş bitmemiş daha...Miguel de Cervantes
  

Hareketler kelimelerden daha fazla konuşur daha fazla şey ifade eder

Rönesans’ın en büyük sanatçılarından Michelangelo 1502 yılında Floransa Belediye Başkanı Pietro Soderini tarafından bir mermer parçasını değerlendirmek üzere, Floransa’ya çağrıldı. Michelangelo elinde sapan olan genç Davud’u tasvir etmeye karar verdi ve heykeli bitirdiğinde Soderini atölyeye girdi. 

 “Üstat eser muhteşem olmuş ama burnu biraz büyük olmuş” dedi. 
Oysa Soderini heykelin tam altında durduğundan uygun bir bakış açısına sahip değildi. 
 Michelangelo hiç itiraz etmeden eline keskiyi alıp bir merdivenle heykele tırmandı. Keski ile heykelin burnuna birkaç darbe vurdu ve aşağıya tozlar döküldü. 
“Sayın Başkan şimdi bir uzaktan bakar mısınız?”. 
“Şimdi mükemmel oldu. Ona adeta can verdin.” dedi. 
Gerçek neydi biliyor musunuz? 
Michelangelo heykele dokunmamıştı bile. 
Keski ile hafifçe heykele dokundurup elindeki mermer tozlarını azar, azar aşağıya bırakmıştı. İşte tartışmak yerine eylemle kazanmanın gücü. 


Gece


Günün tükendiği bu saatlerde
Tüm doğa canla başla çalışıyor.
Gece vakti bu yıldızlardan inen
Ne acayip bir korkudur kim bilir?

Etkisinde kalmış nice gizemin,
Kaygılı, bir yandan tir tir titriyor,
Karanlıkta, bilinmeyen bir gücün
Gözlerini üstünde hissediyor.

Ne büyük dehşet kendini tanımak!
Kaçışı olmadan, durmadan çalışmak,
Ebediyetin içinde devinen
Varlığın merhametine kalmak!

Bu nasıl kara, zor bir bulmaca
Amaçlar ve çözümler gizleniyor,
Birileri titrerken aşağıda,
Yukarda birileri düş görüyor.


Dr.Charles C.Lever - Başarı Yemini

Daha fazlasını yapacağım.
    Ait olmaktan daha fazlasını yapacağım, 
katılacağım.
    İlgilenmekten daha fazlasını yapacağım, 
yardımcı olacağım.
    İnanmaktan daha fazlasını yapacağım, 
anlayışlı olacağım.
    Düş kurmaktan daha fazlasını yapacağım, 
çalışacağım.
    Öğretmekten daha fazlasını yapacağım, 
ilham vereceğim.
    Kazanmaktan daha fazlasını yapacağım, 
kazandıracağım.
    Vermekten daha fazlasını yapacağım, 
hizmet edeceğim.
    Yaşamaktan daha fazlasını yapacağım, 
büyüyeceğim.
    Arkadaşlıktan daha fazlasını yapacağım, 
dost olacağım.
    Denemekten daha fazlasını yapacağım, 
başaracağım.