Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Ben Enerjiyim

Sevgiyi incelediğimizde, onun bitmez tükenmez bir kaynak olduğunu keşfederiz. Bu kaynak sayesinde fiziksel, ruhsal ve tanrısal dünyaların değişik ortamlarıyla haberleşebiliriz. Daha önce de gördüğümüz gibi, tüm enerji titreşimleri kendilerini değişik frekanslarda gösterirler. Demek oluyor ki, sevginin gücü, iç dünyamızın kuvvetlerinden  çok daha etkili (yüksek ve hızlı) titreşimler sergilerler. Bu gerçeğin farkına vararak, onların günlük yaşamımızda kendilerini ortaya koymalarını keşfedebiliriz.

            Sevgi, özgürlük kaynağı
            Sevginizin ateşini körükleyin, sizi boğan ve sizin hareketinizi kısıtlayan bütün bağları yakıp yok edin. Sevginizin parıldayan ışığı utanma, acı ve korkuların barındığı karanlık bölgeleri de yok edececektir. Işığın belirmesini sağladığınız anda, tüm bu saydıklarımızın kaybolduğunu göreceksiniz!.
Sevgi, korkunun karşıtıdır. Kişi kendini üzgün, bunalımda veya yalnız hissediyorsa,  bu onun sevgi eksikliği yaşaması yüzündendir. Eğer sevgisinin ateşini biraz olsun canlandırabilirse, küllerden tekrar doğduğunu ve yeniden parıldadığını görürsünüz.

            Düşmanlığa karşı sevgi
            Kişi kendini sevmeyi ve içindeki yaşam ateşini körüklemeyi öğrendiği zaman, bu ışığı başkalarına da yayabilir. Düşmana karşı beslenen sevgi, tümüyle özgür hareket eden ileri seviyedeki ruhlardan ödünç alınmış bir yöntemdir.
            Bildiğiniz gibi, sevginin gücü sınırsızdır ve her tarafta bulunur. Üstad Peter Deunov, bu konuyu şöyle dile getirmiştir.

            “Sevgi yolu, tehlikesizce yürüyebileceğimiz tek yoldur. Aşk kuvvetlidir, yolu üzerinde karşılaştığı tüm engelleri yokeder. Sevgiyi, dünyadaki tüm kötülüklere karşı bir zırh gibi giy. Bu zırh, hiçbir silahın delemeyeceği tek kalkandır.”

            Sevgi eksikliği
            Sevgi eksikliği, kendini, içimizde hissettiğimiz büyük bir boşlukta gösterir. Sevgisiz kişi kayıtsız olur. Doğdukları andan itibaren, herhangi bir insanla iletişim kurmamış, en ufak bir sevgi almamış çocukları düşünün. Onları yaşamdan, ışıktan yoksun, boş gözlerle bakarken görürsünüz. Yine yaşam içinde, çökmüş, hasta dolaşan bu yetişkinler, yaşam kaynağı olan sevgiden kopukturlar. Kişinin mutluluğu, sevginin gizemli ateşine sahip olduğunun bilincinde olmasına bağlıdır. Bu ateş, güzel veya çirkin, herşeye bir anlam verir. Ruh, bu bağlantıyı kurduğunda, ışık yaymaya başlar. Konuya yine Peter Deunov ile devam edelim.

            “Cennet sevgidir. Sevgi müziktir. Tanrısal sevgiye daldığınızda ve titreşimlerini hissettiğinizde, hayatın senfonisini anlayacaksınız.
            Bir çiçeği güneş ışığından uzaklaştırınca, peşinden meydana gelen büyük değişikliği bilirsiniz. Bir varlıktan sevgiyi alırsanız, yine aynı sonucu elde edersiniz.”

            Sevgi eksikliği, kişiyi, korku, üzüntü, hastalık, nefret gibi olumsuzlukla yüklü güçlere karşı korumasız bırakır. Kalbinizi sevgiye açın ve aynı anda, ışıktan kaçan bu istilacıları derin karanlıklara doğru kovalayın.

            Yeni yaşam
            Şu anda içinde bulunduğumuz çağ, güneşin doğuşundan önceki döneme benzer. Karanlık dağılır, kuşlar ötmeye başlar, tan kızıllığı dağın zirvesini okşar. Kendimizi yücelme anında buluruz: güneş doğar, aşk kendini gösterir.

            “… eski yaşamda, aşk neşeyle başlar ve acıyla biterdi. Yeni yaşamda, aşk neşeyle başlar ve öyle kalır.  Sevgi ve Neşe, Barış’ı doğurur.
Sevgi tüm insanları birleştirecek yepyeni bir kültür oluşturacaktır. Sevgi, tüm varlıkları büyük bir uyum içinde birleştirir. Sevgi yaşama mükemmel bir birlik getirir. Tüm insanların düşüncelerini ve kalplerini birleştirir ve adına sevgi dediğimiz olguyu bütün kozmoza işler.

            Hepimiz içimizde her gün bizi biraz daha canlandıran bu alevi hissediriz. Üstad Peter Deunov bize yaşamaya başladığımız bu yeni dünya hakkında şunları söylüyor:

            “Dünyayı yeniden oluşturacak ve düzenleyecek olanlar, aydınlanmış ve bilinçli varlıklardır.
            Bilgi ve aşk’ın yasalarına göre, dünyamızda zengin ve yoksulların yardımlaşacağı, bilgi ve cahillerin eşit olacağı, genel, yeni bir kardeşlik doğacaktır: Bu yepyeni bir kültür olacak ve sevgi şimdi bizi bu kültüre katılmaya çağırıyor. Onu dinlemeye, onun için çalışmaya hazır mısınız?
            Çağımızın büyük acıları ve düzen bozuklukları, tıpkı büyük bir kültürün doğum sancıları gibidir. Bu patırtının ve kargaşanın ortasında kişide evrensel sevgi fikri doğacaktır. Güçlük kaynaklar, insanların kalplerinden akacaktır. İlerlemenin yasaları böyle haber veriliyor. Kişinin bilinci, belli bir gelişme düzeyine geldiğinde, sevgiye çevrilecektir.


Carl Gustav Jung


Bilinçaltının farkında olmayan kişi başına her gelen şeyi kader zanneder.

Bütün kaosun içinde bir kozmos, bütün düzensizliğin içinde gizli bir düzen vardır.

Akıl bir sarkaç gibi mantıklı ile mantıksız arasında gidip gelir; doğru ile yanlış arasında değil.


Kendime hayretle, hayal kırıklığıyla, hoşnutlukla bakıyorum. Kederliyim, bunalımdayım, coşkuluyum. Ben bunların hepsiyim aynı anda, ama toplayıp da sonucunu bulamam. Nihai değer veya değersizliği belirleme yeteneğine sahip değilim; kendim ve hayatım hakkında hiçbir yargım yok. Tamamen emin olduğum hiçbir şey yok. Hiçbir şey hakkında hiçbir kesin kanaatim yok.

Maalesef hiç şüphesiz insan, bütününde kendisinin olduğunu düşündüğünden ya da olmayı istediğinden daha az iyidir. Herkes bir gölge taşır ve bu gölge insanın bilinçli yaşamında ne kadar az vücut bulursa o kadar kararır ve yoğunlaşır. Eğer kişi bir aşağılık kompleksinin (zayıf yönünün) bilincinde olursa, onu düzeltme şansı her zaman vardır. Dahası kişinin bu yönü diğer etki alanlarıyla sürekli bir temas içerisinde olduğundan dolayı devamlı bir değişime tabidir. Ancak baskılanacak ve bilinçten izole edilecek olursa, hiçbir zaman düzeltilemez ve hiç farkında olunmadığı bir anda aniden bir patlama şeklinde ortaya çıkması çok muhtemeldir. Her durumda en iyi niyetli girişimlerimizi sabote eden bilinçdışı bir engeldir...Din ve Psikoloji

 
Eğer bir bireyi anlamak istiyorsam, ortalama insan hakkındaki tüm bilimsel bilgileri bir yana atıp, tüm teorileri gözardı ederek tümüyle yeni ve önyargısız bir tavır benimsemek zorundayım.


Ama aşk her yaşta çiçek açar...İnsan Ruhuna Yöneliş

 
Çünkü, insan günahını kabullenirse onunla birlikte yaşayabilir; oysa bundan kaçmak sayısız dertler doğurur...İnsan Ruhuna Yöneliş


Çünkü gizli nevroz taşıdığına inanamayacağınız o kadar çok insan var ki...İnsan Ruhuna Yöneliş

 
Ruhun başka hiçbir şeye indirgenemeyecek kadar kendine özgü bir doğası vardır.


Ahlaklı olma, tıpkı zeka gibi, bir hediyeye benzer...Psikoloji ve Din

 
Her birimiz aynı denizin farklı adalarıyız.


İki kişinin bir araya gelişi iki kimyasal maddenin birbirleriyle temas etmeleri gibidir; eğer bir reaksiyon meydana gelirse, ikisi de "dönüşür".
Hayatın yollarında kendimizle tekrar tekrar,
binbir kılıkta karşılaşırız.


İçedönüklük Doğu’nun “stili”dir, tıpkı dışadönüklüğün Batı’nın “stili” olduğu gibi… Ne var ki, içedönüklük Batı’da anormal, hastalıklı ya da mutlaka “düzeltilmesi” gereken bir şey olarak görülür. Doğu’da ise dışadönüklük arzu yanılsaması ve açgözlülük ifadesi olarak aşağılanır.


İnsan, anlamsız bir hayata katlanamaz.


Anlamsızlığın, yaşamı dolu dolu yaşamayı engellediği için bir hastalıktan farkı yoktur. Birçok şeyi, hatta belki de her şeyi dayanılır bir hale dönüştüren anlamdır.


Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.


Bilinmeyen bir şeyi hissetmek ve bir gize sahip olmak önemlidir. Böyle bir şeyi yaşamamış bir insan, önemli bir şeyi yaşamamış olur.


Tümüyle emin olduğum hiçbir şey yok. Tümüyle inandığım bir şey de gerçekten yok. Tek bildiğim, doğduğum ve var olduğum.


Aşkın egemen olduğu yerde, güç istenci yoktur. Gücün ağır bastığı yer ise aşktan mahrumdur. Birisi diğerinin gölgesidir.


Günümüzde, bizi tehdit eden tehlikenin doğadan gelmediğini, insan ve kitle ruhundan kaynaklandığını apaçık görüyoruz. Tehlike insanın ruhundan kopmuş olmasında.


Başkalarında gördüğümüz ve rahatsız olduğumuz her şey kendimizi biraz daha tanımamıza yardımcı olur.


Dışarıya bakan rüya görür, kendi içine bakan uyanır.


Tutkularının cehenneminden geçmemiş kimse, onlarla baş edemez.


Mutluluk, mutsuzlukla dengelenmezse anlamını yitirir.


Kendi karanlığını bilmek, öteki insanların karanlığıyla baş etmenin en iyi yoludur.


İki kişiliğin bir araya gelişi iki kimyasal maddenin birbirleriyle temas etmeleri gibidir;
eğer bir reaksiyon meydana gelirse, ikisi de dönüşür.


Bilgi sadece doğruya dayanmaz, yanlışa da dayanır.


Yaşamımın anlamı, yaşamın bana yönelttiği sorudadır ya da tam tersi, ben kendim dünyaya yöneltilen bir soruyum ve yanıtımı ona söylemezsem onun verdiği yanıta bağlı kalmak zorunda kalırım...Anılar, Düşler, Düşünceler

 
Başkalarından nefret etmemizi sağlayan her şey, kendimizi tanımada bize yardımcı olabilir.


Anlayabildiğimiz kadarıyla, insan varlığının yegane amacı, varlığın karanlığında ateş yakmaktır.


Bazıları karşısındakini anlayamadığında, ona aptal der.


Aydınlık bir akılcılığa sahip sıradan bir entellektüel için meseleleri basite indirgeyen bir bilimsel teori çok iyi bir savunma aracıdır, çünkü çağımız insanının "bilimsel" etiketi taşıyan her şeye büyük bir inancı vardır.


Başkalarında görüp de nefret ettiğiniz şey, sizin kendinizi tanımanızda size yardımcı olur.


Hayat yollarında kendimizle tekrar tekrar, bin bir kılıkla karşılaşırız.


Başkalarında rahatsız edici bulduğumuz her şey, kendimizi anlamamızı sağlayabilir.


Mutluluk kelimesi üzüntü ile dengelenmezse anlamını kaybedecektir.


Tümüyle emin olduğum hiçbir şey yok. Tümüyle inandığım hiçbir şey de yok gerçekten. Tek bildiğim doğduğum ve var olduğumdur.


Kişi, aydınlık figürler imgeleyerek değil, karanlığın bilincine vararak aydınlanabilir. Ancak bahsi geçen ikinci yöntem tatsızdır ve bu nedenle tercih edilmez.


Görünüşünüz, yalnızca kalpten bakabildiğinizde berraklaşır. Dışarı bakanlar düş kurar, içe bakanlar uyanış yaşar.


Düşünmek zor bir sanattır onun için çoğunluk tek karar verir.


Bilincinin dışında olanı bilinçli yapıncaya kadar, o senin hayatını yönetecek ve sen ona kader diyeceksin.


Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu görüşlere sahip olduğu zaman kendini yalnız hisseder...


Doğduğumuz dünya çok acımasız, ama aynı zamanda ilahi bir güzelliği var.
Anlamlı oluşunun mu, yoksa anlamsızlığının mı ağır bastığına karar vermek,
insanın yapısına bağlı.   



Beyaz Geceler


 
Niçin insanlar birbirlerine karşı açık yürekli davranmıyorlar? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyor, bütün düşündüklerini açıklamıyor? Sözlerimizin yabana atılmadığını bildiğimiz zamanlar bile neden içimizden geçenleri olduğu gibi söylemiyoruz? Neden herkes olduğundan sert görünmek istiyor? Duygularını hemen açığa vurursa altta kalacakmış, küçük düşürülecekmiş gibi bir korkuya kapılıyor?..


 

Hayat ne kadar karmaşıksa, iyilik o kadar yalın

Hayat ne kadar karmaşıksa, iyilik o kadar yalın...Bejan Matur
Ne olurdu, aramızda her şeyi konuşmuş olsaydık...Tehlikeli Oyunlar-Oğuz Atay
Ben bütün zamanımı ve bütün zamanımdan bin kat fazlasını ve daha da iyisi, dünya üzerinde var olan bütün zamanları senin için kullanmak istiyorum;  
seni düşünmek,senin içinde nefes almak için...Sevgili Milena'ya Mektuplar-Franz Kafka
Yaşamak, sevinçli acılar çekmek, hüzünlü neşeler yaşamaktır...Oruç Aruoba
Mevsimlerin en merhametlisidir kış.Evin mevsimi,sarılmanın,sarmalanmanın. Uzun çayların,derinlemesine yemeklerin,etraflıca içmelerin mevsimi .
Karşılaşmaların değil buluşmaların.Sıcak olan her şeye doğru neşeyle yönelmenin,böylece beraber ılımanın...Ece Temelkuran
Anlatamayacağım. Bu insanlar “Guguk Kuşu” filmini de, Napolyon’un yaşam öyküsü filmini de, limana yanaşan beyaz bir yolcu gemisini de, vitrinlerdeki yeni sonbahar giysilerini de aynı gözlerle seyredebiliyorlarsa, elimden ne gelir...Çocukluğun Soğuk Geceleri -Tezer Özlü