19 Ekim 2013 Cumartesi

İyi bak ona

Yaprağın ağaçsız kalışını,
Ağacın çıplaklığını,
Rüzgarın şiddetini ve rüzgarın,
Onların her ikisine de ne yaptığını gördüm.
Meğer dalından düşecek kadar büyümüşüm...Birhan Keskin


utanılacak bir şeymiş, öyle diyor Camus
tak başına mutlu olmak
sesler ve öteki sesler, nerde dünyanın sesleri
leke dokuya işledi
susarak susarak...Gülten Akın



oradadır işte o
seni hangi türkü ağlatıyorsa
hangi söz vuruyorsa taa yüreğinden
oradadır işte o
iyi bak ona !...Hasan Hüseyin Korkmazgil



Yeni bir söz bulsam neye yarar ki
Söyleyemediklerimiz İnce bir sızı gibi...Oruç Aruoba

Güneş her sabah verilmiş bir söz gibi doğuyordu.
Gerçek neydi biliyor musunuz: Her şey...Cemal Süreya


Aile Çay Bahçesi

Oysa yağmurda ıslanmanın verdiği huzur hiçbir şeyde yoktur. İnsan olmaktan utanmadığın tek andır, ağaçlar gibi, köpekler, kuşlar, kediler, bildiğin-bilmediğin bütün hayvanlar gibi…. Islandığın an doğanın bir parçası olduğunu hissedersin….Manzaraya dışarıdan bakan kibirli insanlardan uzakta, o manzaranın bir parçası olursun.


Deliliğe Övgü


Ömrünüzde yaptığınız güzel ve hoş ne var ise bunu deliliğe borçlusunuz.

Uzak

Özlem; batmış ama aydınlığı hala süren güneş gibidir -
bu yüzden akşamüstü saatleri, hüzün saatleridir.
Özlemin ayrılmaz ikiz kardeşidir hüzün:
Kendi kendilerini çelen iki duygu olarak, hep
birbirlerini çekerler -
Özlem hüzünsüz edemez; her hüznün de
şurasında burasında, bir özlem gizli; durur, kıpırdanır.
Özlem hüzünlüdür - hüzün de, özlemli..

‎Kaldır kadehini

kaldır kadehini ey sevgili, önce gelişine,sonra gidişine. dibini bulunca,gelmişine geçmişine...

Üzüntü kendi kendini giderir

Üzüntü kendi kendini giderir, ama mutluluğun tam zevkini çıkarmak için, onu paylaşacağınız birinin olması gerekir.

Oğul Koşması

Zirve seni bekliyor
Dağın kıymetini bil
Sanma ki yükselmek zor
Çağın kıymetini bil


Üşenme emek için
Mutluyum demek için
Üzümü yemek için
Bağın kıymetini bil


Yokluk göründüğü an
Çabuk yıkılır insan
Azı beğenmiyorsan

Çoğun kıymetini bil

Elin, ayağın, başın
Annenin, arkadaşın,
Suyun, toprağın, taşın
Göğün kıymetini bil


Oğlum benim, bir düşün
Değeri var mı dünün
Yarın çok geç ömrünün
Bugün kıymetini bil.


Tehlikeli Oyunlar

Bizim gerçek dediğimiz şey de, bazı güçlükler yüzünden iyi oynanamayan oyunlardır.

Tarihli Bağbozumu

Ayaklarıyla ezip fıçıya mı bastılar seni
 Nefti kasnaklı bir fıçıya,
 Aldırma, kara üzüm !
 Sen, o Kırmızı Şarabına doğru
İçten içe
 Harıl harıl
 Çalışmana bak, iki gözüm !


İnsanın kendini bulduğu an


İnsanın kendini bulduğu an, tüm ümidini yitirdiği andır, çünkü o zaman ancak kendine güvenebileceğini bilir.



Haldun Taner

Bu havada bir ormanda olacaksın, sarı, kahverengi, kızıl, bakır rengi, açık yeşil, nefti, kuru, kupkuru yaprakları çıtır-data çıtırdata yürüyüşe çıkacaksın. Tek başına. İhtişamlı yalnızlı­ğın içinde her adımda daha yücelerek...Sancho'nun Sabah Yürüyüşü
An anı kovalıyor, anlar sonsuzlukta eriyor. Çarşamba perşembeyi, perşembe cumayı sürüklüyor. Kasım, aralık oldu, aralık ocak, ocak şubat olacak. Şubat da mart. Ve biz, karanlığın içinde şu vapur gibi zamanı yara yara ilerliyoruz. Nereye? Bir zamansızlık ülkesine doğru… Karşıda sahil göründü. Esrarlı ve karanlık. Yaklaştıkça yaklaşıyoruz. Ah şu vapur bir dursa… İyisi, geri geri gitse… Akreple yelkovan, yollarını şaşırıp ters işlemeye başlasalar. Gün kadranı perşembeden çarşambaya dönse, aylar sondan başa doğru sayılsa, hâlden geçmişe, yeniden eskiye, neticeden sebebe doğru ters bir akış başlasa… Başladı diyelim ne olacak? Vapur geri geri gitse, ulaşacağımız sahil, bu sefer de ilk kalktığımız zamansızlık ülkesi olmayacak mı? İster öne git, ister geri; dünyanın denizleri biter efendi...Onikiye Bir Var