14 Ağustos 2013 Çarşamba

Anısına Saygıyla...


“Can’sız nasıl yaşıyorsun” diye soruyorlar. Can’la yaşamayı tarif edemeyen ben, Can’sız yaşamayı nasıl tarif edebilirim ki?”
Güler Yücel


Ahmet Muhip Dıranas


Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.


Ne hoş bir güzelliği vardır


Ne hoş bir güzelliği vardır ; hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin. 

Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız



Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep; Dediler ilim geride, illa edep illa edep...Yunus Emre

 
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız...Konfüçyüs


Yalnızlık bana hiçbir an eksilmeyen bir güç veriyor...Franz Kafka

Onlar ABC'yi öğrettiler Che'yi biz öğrendik...Sunay Akın
  
Bütün soldaki ve salaki tilkiler Döne döne dolaşıp Tıpış tıpış gelirler sonunda Kemalizm dükkanına Ve siroz olurlar...Can Yücel

Varlık yokluk derdini aklından sil. Bırak ötekileri de kendini bil. Doldur şarabı geniş bir nefes al, Kaç nefes alacağın belli değil...Hayyam

En büyük başarı hiç yere düşmemek değil,
Her düşüşten sonra ayağa kalkmaktır.
En büyük başarı kendinden çok şey,
başkalarından az şey bekleyerek yaptıklarındır!...Konfüçyus


Deli Kuş



Deli kuş bilir misin nedir
türküler kadar sevdalanmak
duyabilmek yüreğinde
bir depremin uğultusunu


Suya düşen bir karanfilse yüreğin
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
vursun seni o taştan bu taşa
o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin


Kavgadan uzak kalmışsan
sevdadan da uzaksın demektir
devinmez yüreğinin mağması

çatlamaz sabrın kara taşı unutma

Bir Damla Yaş ve Bir Gülümseyiş

Bilgelik, gecenin sessizliğinde gelip, yatağımın kıyısında dikildi. Bir anne şefkatiyle bana baktı, gözyaşlarımı sildi ve dedi ki:” Ruhunun çığlıklarını duydum ve onu rahatlamaya geldim. Kalbini aç ki, bana, onu ışıkla doldurayım. İste benden, sana doğruluğun yolunu göstereyim.”
Ben şöyle dedim: Kimim ben, Bilgelik, ve bu korkunç yere neden geldim? Bu büyük umutların, bu bir sürü kitabın ve bu garip şekillerin anlamı ne? Kumrular gibi uçuşan bu düşünceler nedir? Ruhumu sarıp, gönlümü kucaklayan bu neşeli ve kederli düşünceler nedir? Ve nedir benim içime bakıp da, kederlerimden kaçan şu gözler? Ve geçen günlerime yas tutup, küçüklüğümü mırıldanan şu sesler, nedir onlar?“Arzularımla oynayıp, isteklerimle alay eden ve geçmişin işlerini unutup bu anın önemsiz şeyleriyle uğraşan ve yarını hor gören bu gençlik nedir?”“Bu dünya nedir, beni küçük görmeyle bekletip,kendimi unutturan? Ve bu toprak, bedenleri yutmak için ağzını açıp kötü işleri göğsünde barındıran? Servet aşkıyla doyan bu varlık nedir? Kim arar Hayat’ın öpüşünü, ölüm ona vurmuşken ve kim bir dakikanın zevkini pişmanlığın bir yılıyla değişir? Ve rüyalar onu çağırırken, kim kendini uykuya teslim eder? Kim bu, aptallık nehriyle karanlık denizine akan? Ah Bilgelik, bütün bunların anlamı ne?”  Beni şöyle cevapladı:” Bu dünyada, insanlığın varlığını Tanrı’nın gözleriyle görüyorsun ve insan düşüncelerinle Gelecek’in sırlarını anlama çalışıyorsun. Aptallığın en büyüğü bu aslında.Vahşi topraklara git, orada çiçeklerin üstündeki arıyı bul ve avının peşinde aşağıya süzülen kartala bak. Kendi komşunun evine git ve ateşin karşısında göz kırpıştıran çocukla, evinin işleriyle uğraşan annesini gör. Arı gibi ol ve Bahar’ın günlerini kartalın yaptıklarına bakarak harcama. Çocuk gibi ol ve ışıkla sevin, annenin işleriyle uğraşma. Gözlerinle gördüğün ve göreceğin her şey, senin arayışların içindir.”
“Bir sürü kitap ve garip şekiller ve güzel düşünceler, daha sen gelmeden gelmiş olan ruhların gölgeleridir. Dokuduğun sözler, kardeşlerinle aranda bir bağdır.Kederli ve neşeli düşünceler, geçmişin, ruhunun topraklarına saçtığı ve geleceğin ürünlerini dereceği tohumlardır. Senin arzularınla oynayan bu gençlik, ışığın girmesi gönlünün kapılarını açacak olandır. Ağzı devamlı açık olan bu toprak,ruhunu bedenin köleliğinden kurtaracaktır. Seninle birlikte yürüyen bu dünya, senin kalbindir. Ve kalbin, bu dünyada düşündüğün her şeydir. Seni cahil ve küçük gören o varlık, üzüntülerleve karanlığın bilgisiyle merhameti öğrenmek için Tanrı’nin yanından gelendir.”
Sonra, Bilgelik ellerini yanan alnıma koyup , dedi ki:
” İleriye git, gerileme, çünkü kusursuzluk, ilerlemektir. Git ve korkma yolun dikenlerinden.”

 

Sonnet



Çekemezsin bir yere sineden başka.
Biliyorum günler hep böyle geçecek.
Ne akşamleyin komşu, ne bir akraba,
Ne bir dost, oturup karşılıklı içecek..


Yalnızlık sade şurda burda değil,
Düşüncede, hatırada ve dilekte.
Hangi taşı kaldırsan, nerde 'of! ' çeksen,
Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte..


Bilmem rengi nasıldır, boyu ne kadar.
Biçen her kimse yıllardır yanlış biçiyor.
Bir elbise ki, alabildiğine dar..


Nedir bir türlü sırrını anlamadık,
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor,
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık..



Bir Umut Şiiri



Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin,
Yitirmişsin ne varsa birer birer.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Onlar da nerdeyse gitti, gider.


Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.


Taşlara düşen saat gibi
Ne artı ne eksi.
Bir sağlık, bir sevinç,
bir umut Hikaye hepsi..


Kötülük Çiçekleri



Yabancı
En çok kimi seviyorsun garip yabancı?
Anneni mi, babanı mı, kardeşlerini mi?
Ne annem var, ne babam, ne de kardeşlerim.
Vatanını mı?
Nerde olduğunu bile bilmiyorum.
Yoksa parayı mı?
Nefret ederim ondan.
O halde neyi seversin esrarlı yabancı?
Bulutları severim. Karşıdan gelen ve karşılara giden bulutları.

* * *

Söyle, anlaşılmaz adam, kimi seversin en çok, ananı mı, babanı mı, bacını mı, yoksa kardeşini mi?
 "Ne anam, ne de babam var, ne bacım, ne de kardeşim."

 "Dostlarını mı?"
 "Anlamına bugüne kadar yabancı kaldığım bir söz kullandınız."

 "Yurdunu mu?"
 "Hangi enlemdedir, bilmem."

 "Güzelliği mi?
 "Tanrısal ve ölümsüz olsaydı, severdim kuşkusuz."

 "Altını mı?"
 "Siz tanrıya nasıl kin beslerseniz, ben de ona öylesine kin beslerim."


 "Peki neyi seversin öyleyse sen, olağanüstü yabancı?"
 "Peki neyi seversin öyleyse sen, olağanüstü yabancı?"
 "Bulutları severim...işte şu...şu geçip giden bulutları...eşsiz bulutları!"


Beyazı Siyahla Kirletebilirsin Ama Siyahı Beyazla Temizleyemezsin

Külü savurmadan rüzgardan yardım bekleme.
*
Canı, canından bilmeyenin,
bildiğinden de hayır bekleme.

*
Misafir ol, vicdanlara ağırlanmasan da; nezaket bil, gönülden uğurlanmasan da.

*
Benciller acıyı yaşamadan anlamazlar dostum.

*
Anahtarla açtığın her kapının karşılayanı daima sensin.
O karşılamada, ince bir sorgulama olmalıdır.
Neden, çözüme anahtardır.

*
Başladığın anı unutma; ilerlediğin her ana katkısı olacaktır.

*
Unutma; bugünü dünden, yarını da bugünden kaybedersin.

*
Çok fazla doğru olduğunu düşündüğünüz 'doğru' var, nedenini sorgulayınız, ulaştığınız nedenlerden uzaklaşacaksınız ve bu uzaklaşma sizi gerçek doğruya yaklaştıracaktır.
Doğru kirliliği yaşanılan dünyada tek bir doğru vardır, erdemli bir aklın, doğru düşündüğünü düşünen cahillere direnişidir. Bölünmek, deliliktir.

*
Bedel ödersin; ödediğin bedelin, bir karşılığı vardır diye. O karşılık her ne ise bedel öderken yaşadığın acının yükünü azaltır, yani dayanabilme direncini yükseltir. Fakat ödediğin bedelin karşılığı, bedelin değerinde değilse ki daima değildir; asıl bedeli de o zaman ödemeye başlarsın, ödediğin bedelin, bedelsiz karşılığıyla...Yani yaşadığın acıları hafifleten karşılıksız olaylar, seni gerçek bedellerle baş başa bırakır.

Sen ödersin, bedel de büyük acılarla daima peşinden gelir.. Asıl bedel, sen ödediğin halde kaybettiklerinle başlar.
*
Ruhen zorluyorsan, hırsına yeniksindir. İnsanlar, kendilerinden uzak seçimlerinde tarafsızdırlar. Bu bile doğruya ulaşmak için yeterlidir; yeter ki fark edebilsinler. İnsanların kendileri ile ilgili kararlarda taraflı olması da insanın doğası gereği normaldir. Fakat insanın kendi taraflılığıyla ilgili alacağı kararlar BEN'ci olmuyorsa, kendisini zorlamamalı; bu da mantıklı olmanın önemini gösteriyor. Çünkü insan, olabilirliği olanla meşgul olmalıdır.

*
İyi şeylere sahipsindir, hazır değilsindir. Çabuk harcanırsın, kötü şeylerle karşılarsın ama o yükü kaldıracak olgunlukta değilsindir, ezilirsin. Dolayısıyla, şartlar sen olgunlaşana kadar acı verecektir.

*
Doğrular konuşuluyorsa, felsefe yaşıyor demektir.

*
Ulaşmak istediğimiz, daima zirvedir. Zirvede, erdem olmadan kalıcı olamazsın. Çünkü erdem, seni zirveye giden yolda kibirden uzaklaştırır. Kibirsiz olmana rağmen başkaları seni aşağıya doğru çekiyorsa, bu, onun sadece kendindeki cehaletidir. Erdemli olan ise bunun farkındadır ve sabırlı olması da bundandır. Çünkü sabırlı duruş, zirvede kalıcılığı belirler. Zirve, erdemli olanın evidir.

*
Asıl gerçek, kendinden saklayamadıklarındır.

*
Gelgiti olmayan denizin, heyecanı da olmaz. 
*
Geç kaldıkların, sorgulayamadıklarındır.
*
Cesaret güçlünün en tehlikeli zaafı, güçsüzün de en güçlü silahıdır. 
*
Anlatılacak o kadar çok doğru varken, dinleyecek kulakların olmaması şaşırtıcı. 
*
Tabular, sorgulamaya cesaret edemediklerindir. Sorgulamazsan, geçmiş geleceğine yön verir.  
*
Gizem pahalıdır, ulaşınca ucuzlar. 
*
Kalıcı olan saltanat değil, asalettir.
Asalet soyla değil huyla yaşar. 
*
Cesur değilsen, soru sorma.  
*
Duvarın yüksekliği duvarı ören ustanın zekasından değil, gölgesinde uyuyan kölenin cahilliğindendir.
*
Doğa senden sadece özünden beslenmeni bekler, düzeninden değil.
*
Tutku, hücrede yaşamak gibidir.
Tutulduğun her neyse, tutkunun bittiği ana kadar hapissin.
*
Beyin, ruhtan çok ileride. Çünkü ruh, hapis tüm deliliklere...   
*
Gözlerini kapamadan önce sözlerini bitirmelisin.
*
Dünya senin ev sahibindir, taşınacağın yeri kendin belirlersin.
*
İyilik sevginin, bilinçaltı bölünmenin, mantık ise yükselişlerin köküdür.
*
Akıllı ve zeki olmak; doğrulara ulaşmak için yeterlidir, ama doğrularla yaşamak ayrı bir meziyettir.
*
Ölüm, alime başlangıç, cahile ise sondur.   
*
Kendini yürekten affedenin, özrüne ihtiyaç kalmaz.  
*
Zaman, senden sadece acılarını alır, mutluluk kalıcı olandır.
*
Zaman, senden sadece acılarını alır, mutluluk kalıcı olandır.
*
İnanmaya başladığında kapılma, çünkü en çok kapıldıkların yaralar. 
*
Maldaki eşitsizlik, candaki eşitliği yaralıyor. 
*
Alim olmak için bilmek değil, dinlemek, ve dinlerken 
*
Onurunla yaşadığında, gururunu hiçbir alçalma incitemez.
*
Bilge, sözleri kulağınıza değil vicdanınıza duyurmak ister. Çünkü bilir ki; vicdan, duyduklarını unutmaz.  
*
Asıl sınav, doğrudan sonraki adımla başlar.
*
Hayvan ihtiyacı kadarına, insan ihtiyacından fazlasına zalimdir.
*
Akıl seçimini yapar, sonucu ise beceri ve tesadüfler belirler.
*
Kirli bilgiyi, sadece bilge temizler.
*
Sadakat, düşmanın yenemeyeceği tek güçtür. 
*
İç, dış fark etmez, pazarlık varsa samimiyet yoktur.
*
Nereden başlarsan başla, daima bir eksik vardır.
*
Egoyla yolculuk zordur; İnsanlığı yarı yolda bırakır.  
*
Mahkum olduğun her neyse, tesellin de o'dur.  
*
Uçurumun kenarında dertleşeceğin her kim ise, dostun da o'dur.  
*
Kötülüğe ortaklığımız, çaresizliğimizden değil, sessizliğimizdendir.
*
Aklına gelmeyen yol, genelde doğru yoldur. 
*
Düştüğün yerde düşenle dost olmalısın ve o dostluğu unutmamalısın.  
*
Yazar olan kağıda, bilge olan insana yazar. 
*
İyi niyetinden ve iyiliğinden şüphe etmediğin insanlar, dostluğa hazırdırlar.
*
Sefaletini, dilindeki açlıkta değil, bedenindeki çaresizliklerde görmelisin.
*
Herkes biraz yalnızdır. O yalnızlık, kimini küçültür, kimini de büyütür. 
*
İçsel olarak duyduklarımız aynıdır; farklı olan konuştuklarımızdır.   
*
Vereceklerinle eksileceğini düşünme, verdikleriyle de dolar insan.  
*
İhtiyacından fazlasına hırs yaparsan, hem acılar yaşar hem de yaşatırsın.  
*
Gerekli olan; dolgunluk değil, olgunluktur.
*
Her şeyini alabilirler ama hislerini asla... Çünkü hisler sadece seninle veda eder yaşama. 
*
Deli, deliliğini gizlediği ana kadar akıllıdır. 
*
Derinliği olmayan muhabbetin fikri yaşamaz.
*
Doğrular paylaşılacaksa kimin ulaştığı fark etmez.  
*
Varım diyorsan, yokluğa zaman ayır.
*
Özgürlük, demokrasinin insanoğluna yakınlığı kadardır.
*
Mantık, kayıplarda uyanmalı, hislerde gizlenmelidir. 
*
Kaçabildiğin kadar yalnızsındır.
*
Adaleti olmayan serveti aptallar yönetir, doyumsuzlar da eritir.
*
Asıl gerçek, kendinden saklayamadıklarındır.
*
Uzak olan her şey, yakınından geçer. 
*
Ruh kirliyse, akıl temizlik yapmaz.
*
Yanlışı ara, doğru seni bulur.   
*
İyilere ağlar, kötülere güler ve cahillere acırım.
*
Zirve, erdemli olanın evidir. 
*
Savaş, zalimle başlar, cahille ilerler.
Sonucu hainler belirler.
*
Doyumsuz açlığını gizlemez ama tokluğunu daima gizler.
*
Seni dinlemeyen kulağın, diline de güvenme.    
*
Düşünmek, düşündüğüne esir olmaktır. Sorgulamak ise özgürlüğün anahtarıdır.
*
Gönlü zengin olanın, aklı zarar görmez. 
*
Kendini bulmak, başkalarının seninle ilgili ne düşündüklerinden kurtulmaktır.
*
Doğallığın verdiği huzuru, doğal olmayan yollardan arama. Sadelik, sahtelik sevmez.
*
Aptallara deli cesaretini veren, akıllı büyük hırsızlardır.
*
Huzursuzluk, sadece sindiremediklerinle yaşamak zorunda kalmaktır. 
*
Yüreğin konuşmaya başladığında dilin susmalı. Yüreği olmayan dilin tamiri zordur. 
*
Kötülüğü herkes görür ama sadece iyiler hisseder.   
*
Kimi yalnızlığa kaçar, kimi de kalabalığa.
*
Sınıf farklılığı gözeterek önemsemediklerin, aslında senden daha yukardadır.
*
Kendini bulmak, başkalarını seninle ilgili ne düşündüklerinden kurtulmaktır.
*
Aradığın kapının kilidi değişmişse, hissettirmeden uzaklaş...!    
*
Şarlatanların bol olduğu yerlerde; düşünürler, sadece düşünür. 
*
Sorun, problemde değil, problemin evvelinde. 
*
Yara almayan yürek, iyileşme nedir bilmez.
*
Yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla hatırlanırsın. 
*
Kimi yalnızlığa kaçar, kimi de kalabalığa.
*
Tespit ve önerisi olmayan aklın, yöneteni çoktur.  
*
Geliştirmeyen ve dinlendiremeyen her ses, gürültüdür. 
*
Yaşadığını zannettiğin yıllarını düşünme, bugünü de kaybedersin.
*
Teslimiyet, itaat ile başlar, sonrası zulümdür.
*
Yakalayabildiklerin ve fark edebildiklerin ile zenginleşirsin. 
*
İyi niyetinden ve iyiliğinden şüphe etmeyen insanlar, dostluğa hazırdırlar
*
Ne kadar büyük olursan ol, küçüldüğün anlar olacak.
*
Dünyayı hükümetler değil, hüküm giymemiş zalimler yönetir.
*
Bilge, insanı, başkalarından değil kendinden öğrenendir.
*
Başkalarının senden ne anladığı değil, senin ne yaşadığındır gerçek.
*
Heyecan vardı görmedin, belki de anlattılar duymak istemedin… Ondandır bu geç vakitteki yalnızlığın. 
*
Mutlu etmeden mutlu olamazsın. Şayet oluyorsan, o mutluluk değil kısa süreli zevklerdir. 
*
Kalemi batırdığın mürekkep senin değilse, farkında değilsin ama kocaman bir hiçsin. 
*
Felsefe doğruları arar, tarafınla yaklaşma. Çünkü doğrularda tarafsızlık esastır.
*
Fiziki eksikliklerinle mutsuz olma, ruhunun kimyasıdır asıl olan.
*
Hayatın heyecanla başlayıp huzurla devam ediyorsa ölümsüz ilerler. 

*
Akıl sana ait değilse, ruhun özgür kalmaz.  

*
Gurur hata yaptırır,
Kin nefretle yaşatır,
Hırs acıtır,
Kıskançlık yıpratır,
Yalan gereksizdir, ama gerektiğinde hayat kurtarır. 

*
Beyazı Siyahla Kirletebilirsin Ama Siyahı Beyazla Temizleyemezsin.