13 Haziran 2013 Perşembe

Çılgın Türkler

Üyelerin çoğu ümitsizdi. Gelen emirde, “Kurullara her şey makbuz karşılığı teslim edilecek, ne teslim edilmişse bedeli ileride ödenecek” deniyordu ama acaba halk inanır mıydı buna? Bunları konuşurlarken birden odanın kapısı açıldı. Kapıda Emirdağ’ın delisi Battal belirdi. Bağırdı: “Selamünaleyküm! Kaymakam öfkelendi: “Ulan deli, baksana çalışıyoruz. Çık dışarı!” “Kızma beyim, biliyorum, onun için geldim. Duydum ki Kemal’in askeri çıplakmış. Allah şahidimdir üzerimdekinden başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, temizdir.” Yaklaşıp masanın üzerine bir çift ıslak yün çorap koydu. Çarıklarını sıyırıp odanın ortasına bıraktı: “Aha bunlar da çarıklarım. Haydi kolay gelsin!” Çıplak ayak, huzur içinde yürüyüp çıktı. Üyelerin dilleri tutulmuştu. Kaymakam, “Halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler..” dedi, “..Deli Battal gibi bir garibin bile yüreği köpürdüyse, tekmil halk ayaklanacak demektir. Hızlanalım.”


 Turgut ÖZAKMAN’ın “Çılgın Türkler” kitabından...


 ''Ben 1919 senesi Mayıs'ın içinde Samsun'a çıktığım gün elimde, maddi hiçbir kuvvet yoktu, Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu kutsal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek başladım.'' Mustafa Kemâl ATATÜRK