Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

9 Mayıs 2013 Perşembe

Atatürk Kronolojisi

 1893:Askeri Rüştiye’ye girdi ve Kemal adını aldı.
1895:Selanik Askeri Rüştiyesi’ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi’ne girdi.
1899 Mart 13:İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.
1902Harp Akademisi’ne girdi ve burada gazete çıkardı.
1905 Ocak 11:Harp Akademisi’ni Yüzbaşı olarak bitirdi, Şam’a 5. Ordu’nun 30. Süvari Alayı’nda staj yapmak için atandı.
1906 Ekim:Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. Şam’da topçu stajını yaptı ve Kolağası oldu.
1908 Temmuz 23:Meşrutiyet’in ilan edilmesi için çalışmaları.
1909 Mart 31:31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak çalıştı.
1911 Eylül 13:Mustafa Kemal, İstanbul’a Genelkurmay’a naklen atandı.
1911 Kasım 27:Mustafa Kemal, Binbaşılığa yükseldi.
1912 Ocak 9:Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta Tobruk saldırısını yönetti.
1913 Ekim 27:Mustafa Kemal, Sofya Ateşemiliterliği’ne atandı.
1914 Mart 1:Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi.
1915 Şubat 2:Mustafa Kemal, Tekirdağı’nda 19. Tümeni kurdu.
1915 Şubat 25:Mustafa Kemal’in Maydos’a gidişi.
1915 Nisan 25:Mustafa Kemal, Arıburnu’nda İtilaf Devletleri’ne karşı koydu.
1915 Haziran 1:Mustafa Kemal’in Albaylığa yükselişi.
1915 Ağustos 9:Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı’na atandı.
1915 Ağustos 10:Mustafa Kemal, Anafartalar’dan düşmanı geri attı.
1916 Nisan 1:Mustafa Kemal’in Tuğgeneralliğe yükselişi.
1916 Ağustos 6:Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş’u düşman elinden kurtardı.
1917 Eylül 20:Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.
1917 Ekim:Mustafa Kemal, İstanbul’a döndü.
1918 Ekim 26:Mustafa Kemal, Halep’in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu. 1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi’nin imzalanması.
1918 Ekim 31:Mustafa Kemal’in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na atanması.
1918 Kasım 13:Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’nın kaldırılması ve Mustafa Kemal’in İstanbul’a dönüşü.
1919Nisan 30:Mustafa Kemal’in Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettişliği’ne atanması.
1919 Mayıs 15:İzmir’e Yunan’lıların asker çıkarması.
1919 Mayıs 16:Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul’dan ayrıldı.
1919 Mayıs 19:Mustafa Kemal, Samsun’a çıktı.
1919 Haziran 15:Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.
1919 Haziran 21:Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi’ne çağırdı.
1919 Temmuz 8 / 9:Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat: 20:50)
1919 Temmuz 23:Mustafa Kemal’in başkanlığı altında Erzurum Kongresi’nin toplanması ve bir Temsil Kurulu seçerek dağılması. (7 Ağustos 1919)
1919 Eylül 4:Mustafa Kemal’in başkanlığı altında Sivas Kongresi’nin toplanması ve 11 Eylül’de sona ermesi.
1919 Eylül 11:Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı’na saçildi.
1919 Ekim 22:Amasya Protokolü’nün imzalanması.
1919 Kasım 7:Mustafa Kemal, Erzurum’dan milletvekili seçildi.
1919Aralık 27:Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye’yle birlikte Ankara’ya geldi.
1920 Mart 20:İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi, Mustafa Kemal’in protestosu, Ankara’da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.
1920 Mart 18:İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ın son toplantısı.
1920 Mart 19:Mustafa Kemal tarafından Ankara’da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.
1920 Nisan 23:Mustafa Kemal, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtı.
1920 Nisan 24:Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
1920Mayıs 5:Mustafa Kemal’in başkanlığında ilk Hükümet’in toplantısı.
1920 Mayıs 11:Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
1920Mayıs 24:Mustafa Kemal’in cezası Padişah tarafından onaylandı.
1920 Ağustos 10:Osmanlı İmparatorluğu delegeleriyle İtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması’nın imzalanması.
1920 Ocak 9 / 10:Birinci İnönü Savaşı.
1921 Ocak 20:İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun esas maddelerinin kabulü.
1921 Mart 30 / Nisan 1:İkinci İnönü Savaşı.
1921 Mayıs 10:Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi’nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu’nun kurulması ve Mustafa Kemal’in Grup Başkanlığı’na seçilmesi.
1921 Ağustos 5:Mustafa Kemal’e Başkumandanlık görevinin verilmesi.
1921 Ağustus 22:Mustafa Kemal’in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı’nın başlaması.
1921 Eylül 13:Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılması.
1921 Eylül 19:Mustafa Kemal’e Mareşallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal’in Gazi ünvanını alması.
1922Ağustos 26:Gazi Mustafa Kemal’in Kocatepe’den Büyük Taarruz’u yönetmesi.
1922 Ağustos 30:Gazi Mustafa Kemal’in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşı’nı kazanması.
1922 Eylül 1:Gazi Mustafa Kemal’in: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, İleri !” emrini vermesi.
1922 Eylül 9:Türk Ordusu’nun İzmir’e girmesi.
1922 Eylül 10:Gazi Mustafa Kemal’in İzmir’e gelişi.
1922 Ekim 11:Mudanya Mütarekesi’nin imzalanması.
1922 Kasım 1:Gazi Mustafa Kemal’in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.
1922 Kasım 17:Vahdettin’in bir İngiliz harp gemisiyle İstanbul’dan kaçması.
1923 Ocak 29:Gazi Mustafa Kemal’in Latife Hanım’la evlenmesi.
1923 Temmuz 24:Lozan Antlaşması’nın imzalanması.
1923 Ağustos 9:Gazi Mustafa Kemal’in Halk Fırkası’nı kurması.
1923 Ağustos 11:Gazi Mustafa Kemal’in 2. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na seçilmesi.
1923 Ekim 29:Cumhuriyet’in ilan edilmesi.
1923 Ekim 29:Gazi Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaşkanı olması.
1924 Mart 1:Gazi Mustafa Kemal’in Büyük Millet Meclisi’nde Halifeliği kaldırması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu söylemesi.
1924 Mart 3:Hilafetin kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, Şer’iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilmesi.
1924 Nisan 20:Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun kabul edilmesi.
1925 Şubat 17:Aşarın kaldırılması.
1925 Ağustos 24:Gazi Mustafa Kemal’in ilk defa Kastamonu’da şapka giymesi.
1925 Kasım 25:Şapka Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.
1925 Kasım 30:Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü.
1925 Aralık 26:Uluslararası takvim ve saatin kabulü.
1926 Şubat 17:Türk Medeni Kanunu’nun kabulü.
1927 Temmuz 1:Gazi Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul’a gitmesi.
1927 Ekim 15 / 20:Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı’nda tarihi Büyük Nutku’nu söylemesi.
1927 Kasım 1:Gazi Mustafa Kemal’in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi.
1928 Ağustos 9:Gazi Mustafa Kemal’in Sarayburnu’nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.
1928 Kasım 3:Türk Harfleri Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.
1931 Nisan 15:Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu’nun kurulması.
1931 Mayıs 4:Gazi Mustafa Kemal’in 3.kez Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi.
1932 Temmuz 12:Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu’nun kurulması.
1933 Ekim 29:Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’in 10. Yıldönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
1934 Kasım 24:Gazi Mustafa Kemal’e Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi.
1935 Mart 1:Atatürk’ün 4. kez Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi.
1937 Mayıs 1:Atatürk’ün çiftliklerini Hazine’ye ve taşınamaz mallarını da Ankara Belediyesi’ne bağışlaması..
1938 Mart 31:Atatürk’ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin ilk resmi duyurusu.
1938 Eylül 15:Atatürk’ün vasiyetnamesini yazması.
1938 Ekim 16:Atatürk’ün hastalık durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına başlanması.
1938 Kasım 10:Atatürk’ün ölümü. (Perşembe, saat: 09.05)
1938 Kasım 11:İstanbul Şehir Meclisi’nin olağanüstü toplantı yapması. Saraydaki Cumhurbaşkanlığı forsunun indirilerek yerine yarıya kadar indirilmiş Türk Bayrağı’nın çekilmesi.
1938 Kasım 12:Atatürk’ün ölümü dolayısıyla, Yüksek Öğretim gençliğinin Üniversite Konferans Salonu’nda toplanması.
1938 Kasım 13:Gençliğin Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde toplanarak Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’i koruyacaklarına ant içmeleri.
1938 Kasım 14:Büyük Millet Meclisi çok hazin bir toplantı yaptı.
1938 Kasım 15:Hükümet Atatürk’ün Ankara’da ebedi istirahat yerine konulacağı 21 Kasım 1938 tarihini ulusal yas günü olarak duyurdu.
1938 Kasım 16:İstanbul’lular Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu’ndaki katafalkı önünde sabahın ilk saatlerinden gecenin son saatlerine kadar saygı ve üzüntü içinde son görevlerini yaptılar.
1938 Kasım 19:Büyük bir törenle, Atatürk’ün Dolmabahçe’den alınan yüce cenazesi, önce Sarayburnu’na, oradan Zafer torpidosuyla Yavuz zırhlısına götürüldü.Yavuz zırhlısıyla İzmit’e kadar götürülen tabut, oradan Ankara’ya yolcu edildi.
1938 Kasım 20:Atatürk’ün sevgilinaşı Ankara’ya ulaştı ve Ankara’da Büyük Millet Meclisi önündeki katafalka konuldu. Ankara’lılar da son görevlerini saygıyla yaptılar.
1938 Kasım 21:Atatürk’ün cenazesinin Etnoğrafya Müzesi’ndeki Geçici Kabre konulması.
1938 Kasım 25:Atatürk’ün vasiyetnamesinin açılması.
1938 Aralık 26:Atatürk’ün “Ebedi Şef” sanıyla anılmasının kabul edilmesi.
1953 Kasım 4:Atatürk’ün Geçici Kabri’nin açılması.
1953 Kasım 10:Atatürk’ün cenazesinin Anıt-Kabir’e nakledilmesi.


Yeni Bir Dindarlık Dalgası

Laikliğin kalesi sayılan Fransa da içlerinde olmak  olmak üzere Avrupa ülkelerinde yeni  bir dindarlık dalgasının yükseldiği söyleniyor.
     Daha doğrusu, bu gibi ülkelerde uzun süredir ihmal edilen, önemsenmeyen dinsel değerlerin yeni bir yükseliş ivmesi kazandığı ileri sürülüyor.
        Amerika Birleşik Devletleri için böyle bir sorun Batı Avrupa için olduğu kadar güncel değil
       Çünkü bu ülkede, göstermelik olarak  ya da gerçekten, dinsel değerler ve simgeler zaten hep ön planda olmuştur.
       İslam coğrafyasının geneli için de  böyle bir sorun yok.
      İslam dininin egemen olduğu ülkelerde,bunlar  arasında laikliğin kalesi sayılan bizim ülkemiz de içlerinde olmak üzere, dinsel değerlerin köktenci bir yaklaşımla tartışılması hiç bir zaman gerçek anlamıyla söz konusu olamamıştır.
       Bununla birlikte, Türkiye’de yakın zamanlara kadar ülke yönetiminde günümüzde görüldüğü ölçüde etkili olması  söz konusu olmayan din, günlük yaşama da günümüzdeki kadar girmiş değildi.
      İktidardaki dinci partinin baskısıyla ya da çıkar sağlamak amacıyla  kendini  böyle göstermek zorunda hisseden  ya da tam tersine aynı baskının sonucunda dinsel değerlere tepki duyan kişi ve çevreleri bir yana bırakıyorum
      Bunların ötesinde de, dinle pek fazla ilişkisi olmamış toplumsal kesimlerde ve hatta  bir zamanların ateistlerinde bile, dinsel değerlere yakınlık eğilimlerinin görüldüğü bir gerçek...

***

Bu olgu, Sovyetler Birliğinin dağılması ve post-modern bir dünyada yaşıyor olmamızla açıklanıyor.
      Post modern bir dünyada yaşamanın  ne demek olduğunu pek anlayabilmiş değilsem de Sovyetler Birliğinin dağılması sonucunda sosyalizm idealinin sarsılmış olduğu, bunun da farklı ideolojilerin, bu arada dinlerin yeni bir canlılık kazanmasına yol açtığı yadsınamaz.
     Yanısıra, “pozitivist”(olgucu) dünya görüşünün(insanlığın ilerlemesine olan sarsılmaz inancın) özellikle yirminci yüzyıldaki iki büyük savaş sonucunda büyük yaralar aldığı, günümüzde de haklı gerekçelerle tartışılmakta olduğu yine yadsınamayacak bir başka gerçektir.
     Bütün bunlar bizi nasıl bir sonuca götürüyor, ya da götürmelki?

***

Yeni bir dindarlık dalgasını açıklayan gerekçeleri, özellikle de sosyalizmle ilgili olanı irdelemeye çalışalım...
      Sovyetler Birliğinin ve onunla ilişkili sosyalist sistemin dağılması sosyalist ideolojinin ağır yara almasına kuşkusuz ki neden olmuştur.
     Fakat sonuç olarak hatalarıyla ve insanlığa kazandırdıklarıyla bu bir uygulamaydı.
       Sosyalizm ideali kuram olarak ve dağılan Sovyetler Birliği başta olmak üzere  çeşitli ülkelerdeki  uygulamalarının bu ülkelerin insanına ve insanlığa kazandırdıklarıyla sapasağlam ayaktadır.
      Herhangi bir başka seçeneği de yoktur.
      Günümüzde de insanlığın geleceğini tehdit eden, gezegenimizi yok oluşa sürükleyen kapitalist-emperyalist sistem içinde  sosyalizme seçenek aramak boşunadır.
       Sosyalizmi pozitivizmle de karıştırmamak gerekiyor.
       İnsan iradesini hiçe sayan pozitivizmin, bu anlamda dinsel kadercilikten pek de farkı yoktur... 

***
Toplumsal bilimler, akıl ve sağduyu, dinlerin de insan ürünü olduğunu ne kadar söyleseler de, dinsel değerlere bağlılık var olmayı çok uzun zaman sürdürecektir...
      Kaldı ki, kişisel bir inanç ya da toplumsal töre ve simgeler olarak dinsel değerleri  yadsıyıp reddetmek, ancak yine kişisel bir tavır ve seçim olarak yerinde ve anlamlıdır.
      Dinin toptan yadsınışı ne kadar yanlışsa, günümüzde görüldüğü gibi(üstelik entellektüel bir “karşı-pozitivizm” sosuna batırılmış olarak) insanlığa yeni bir ideoloji gibi sunulması da en az o kadar yanıltıcıdır.
       İnsanlık bu gün yaşanmakta olan düşünsel ve duygusal karmaşadan, doğa ötesi yanılsama ve  hayallerle değil,  hümanizmle dengelenmiş bir sosyalist ideal ve kendi yazgısına kendisinin sahip olduğu  bilinciyle kurtulabilir....


Ataol Behramoğlu/Pazar Söyleşileri(Cumhuriyet Yazıları)