11 Nisan 2013 Perşembe

Uzak Fırtına



içerdeki gözleri açmak diyorum
kuzey-doğu ekseni ile
güneş ekseninin kesiştiği yerde

kralların vadisini kapamak diyorum
etlerinin altına dönüştüğü yerde

çünkü onların yüce gücü ka diyorum
ka diyorum ka ka

bir nekropolde yaşıyoruz
şimdi hepimiz
ölü evlerinde

kumun üzerinde varım
ben oysa

kilden kapları ısırıyorum
nil kenarında

yaşayan su arıyorum
ışık taşlarının arasında

oysa sen
yıldız gözlerinle
tahtında oturuyorsun
ayakucunda kumla kaplı sfenksler

doğan güneşe bakıyorsun
zamanın mimarisine

365 sfenks karşı karşıya
mükemmel imgesi bir döngünün

üçüncü yüzünle bakıyorsun
susku-gizem yüzünle
insanın mimarisine

beni görüyor musun

ben böyle yaşıyorum işte
birşeylerin acısı
birşeylerin anısıyla


benim tek mükemmel hayalim
bır yıldız
yanardöner bir yıldız

bir şekil, bir olasılık
bir varlık

sevgilim
herşey öldü

herşey yokoldu
yavaş yavaş

yokoldu
kiraz çiçeklerine
kar yağdıran küçük bir kız

önce güzel bir dünya öldü
sonra güzel dünya düşleri

ve yağmurlar başladı
kar yıldızları

ben gözlerimle yağmur yağıyorum
kaç kez ölesi oldum
gözlerinle korudun beni

sevgilim
gel bana

yıllardır seni çağıran ben
şimdiden senin rengini taşıyorum


Dalai Lama der ki...



1. “Büyük aşklar ve büyük başarılar büyük riskler içerir.”
Yüksek performanslı kişiler aslında ortak bazı özellikler taşırlar. Başarıya odaklanmışlardır, yaptıkları işe tutkuyla bağlıdırlar, hedefleri bellidir ve başkalarına nazaran daha çok risk alabilirler. Akıllıca risk alabilmek başarının anahtarıdır.


2. “Kaybettiğinizde, ders almayı atlamayın”
Hata yapmak insana mahsustur. Yaptığınız yada karşılaştığınız hatalara karşı nasıl davrandığınız ne kadar akıllı olduğunuzun kanıtıdır. Çünkü hatalardan alınacak dersler ile aynı hata tekrarlanmaz. Bu yüzden hatalar en iyi öğretmenlerdir.


3. “Hatanızı farkettiğinizde onu düzeltmek için hemen harekete geçin.”
Yapılan bir hatanın farkedilmemesini yada kendiliğinden düzelmesini beklemek hatasına düşmeyin. Düzelmeyecektir. Ne kadar erken aksiyon alırsanız o kadar az stres yaşar, problemin büyümesini önlersiniz.


4. “Hergün biraz yalnız zaman geçirin”
Bazı günler bir saatinizi hoşunuza giden bir şeylere ayırın. Ne yaptığınız farketmez, yeterki hoşlandığınız bir şey olsun. Bu tip şeyler enerjinizi ve konsantrasyonunuzu artırmanızı sağlar. Ayrıca hergün 20 dakika sessiz bir odada oturun. Sıkıcı gelsede bir süre sonra rahatladığınızı göreceksiniz.


5. “Sessizliğin bazen en iyi yanıt olduğunu hatırlayın.”
Düşünerek konuşmak bir erdemdir. İnsan beyni aynı anda yüzlerce düşünceyi dilinizin ucuna getirebilir fakat bunların çoğunun söylenmesi gerekmez. Politikacılara, pazarlamacılara dikkat edin. Çatışmayı gerektirmeyecek kadar az ve öz konuşmak yeterlidir. Bu yüzden bir şey söylemeden önce söylediğiniz sözün nasıl bir etki yaratacağını düşünün ve gerekiyorsa susun.


6. “Bilgiyi paylaşmak ölümsüzlüğü başarmayı getirir.”
"Eğer bir şey öğrenmek istiyorsanız bir şey öğretmeniz gerekir" diyordu bir söz. Bir fikri kabul ettirmenin, benimsetmenin yolu paylaşmaktan geçer. Başkalarının ne bildiğini öğrenmeye vakit harcayacağınıza ne bildiğinizi öğrenmeye vakit ayırın. Uzmanı olabileceğiniz bir konu bulun kendinize. Eğer bu konu sevdiğiniz bir şeyse öğrenmeniz ve anlamanız kolaylaşacaktır.


7. “Ellerinizi değişime açın ama size değer katmayacak değişime değil.”
Bizi biz yapan şeyler vardır. Bizim için önemli olan ve ona zaman ayırdığımız şeyler. Ör. Milliyet blog. Zamanınızı ayırdığınızda elde ettiğiniz değer aldığınız sonuçları belirler. Bu aynı zamanda sizinde motivasyon kaynağınızdır.


8. “Bazen çok istediğiniz bir şeyi elde edememek en büyük şanstır”
Bir şey dilerken dikkat et, ya gerçekleşirse diyede düşünmek gerekir. Bazen istediğimiz şeyleri elde edememek alternatifleri görmemizi sağlar.


9. “Evinizdeki huzur ortamı hayatınızın temeli olmalıdır.”
En kötü durumunuzda size yardım eli uzatacak olanlar ailenizdir. Aile huzurunuzu ve yaşantınızı her şeyin önüne koymanız çok önemlidir. Hayat sizi nereye iterse itsin eğer evinizde huzur varsa aileniz hep yanınızda olacak ve size destek verecektir. Bazen parayı yada başka şeyleri herşeyin önüne koyma hatasına düşmeyelim.


10. “Dünya ile barışık olun.”
Dünyamız çok kırılgan ve barışa çok ihtiyacı var. Herşey birbiri ile bağlantılıdır. Kimin başına kötü bir şey gelse başkalarınında başına kötü bir şey gelebilir. Herkes kendi hayatını şekillendirir ve nasıl şekilendiriyorsa diğerlerinide aynı şekilde etkiler.



Güneş Yiyen Çingene


resmi internet syf.sı...

güneş yiyen çingene - Buket Uzuner

 

 

Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler






 Mutluluğu önleyebilecek her şey; çekingenlikler, cesaret kırıklıkları, anlaşmazlıklar, dedikodular, düşsel kederlerin, hoşgörülü portreleri, o boş gerçekdışı susayışları, partilere, sınıflara, uluslara ya da ırklara ayrılmalar, insanın kendi kendinin ya da başkasının düşmanına dönüştürme yolunu tutan şeyler, geçimsizlik tohumları, baskılar, korkutmalar, yadsımalar, hepsi, hepsi iğrenç göründü bana.



Bir parça uzaklaş kederlerinden

Gün bitmeden başladı içimizde,
Yarınsız insanların gecesi...
*
Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı.
Yani ben seni sevdiğim zaman,
Ayrılık kurşun kadar ağır,
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın.
Yine de,
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde.
Aynaların ardında sır,
Yalnızlığın peşinde kuvvet,
Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye,
bir de o kahreden gurbet..
Beni affet,
kaybetmek için erken,
sevmek için çok geç...
*
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
*
Sen bir deniz derinliğisin,
Uslanmak bilmez kederler ülkesi..



On Bir Dakika






dünyadaki bütün dillerde vardır şu özdeyiş: gözden ırak olan, gönülden de ırak olur. ne var ki bence son derece yanlıştır bu; boğmaya, unutmaya çalıştığımız duygulardan ne kadar uzaklaşırsak, onlar da gönlümüze o kadar yaklaşırlar. sürgündeysek memleketimizle ilgili en ufak anıları bile tutmak isteriz aklımızda; sevilmiyorsak, sokaktan her geçen bize bunu hatırlatır... 


Soneler...


1.Sone
Artmasını isteriz en güzel varlıkların
Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla.
Bir güzel yaşlanıp da göçünce bugün yarın
Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla:
Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin.
Kendi ateşin besler ruhunun alevini:
Kıtlığa çevirirsin bolluğunu her yerin
Kendi düşmanın gibi ezersin can evini.
Şimdi sen yeryüzünün taptaze bir süsüsün
Varlığın çiçek dolu bahardan müjde taşır
Ama kendi koncanda ruhunla gömülüsün.
Pintiliğin arttıkça kendi sonun yaklaşır.
Dünyaya acımazsan oburlar gibi ancak
Varlığın da mezar da güzelliği yutacak.
2.Sone
Kırk yılın kışı güzel alnını kuşattı mı
Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık
Gençliğinin kibirli süslü giyim kuşamı
Beş para etmez olur hırpani yırtık pırtık:
O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir
Dinç ve şen günlerinin hazinesi ne oldu;
Dersen yuvaların çökmüş şu gözlerdedir
Bencillik utancıyla israfa övgüdür bu.
Kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara
“Benim güzel çocuğum beni kurtarır” dersen
“Ve yüzümü ağartır ben yaşlandıktan sonra”
Güzelliğinin onda sürdüğünü göstersen.
___O sen yaşlandığında yeniler varlığını
___Soğuktan donan kanın duyar ısındığını.
3.Sone
Aynaya bak da şunu gördüğün yüze söyle:
Sıra gelmiştir artık bir yaze yüz yapmana
Güzelliğini hemen yenilemezsen şöyle
Yeryüzü yoksun kalır lanetlenir bir ana.
Hiçbir güzel var mı ki el sürülmemiş rahmi
Senin sürdüğün çiftin ekinini tepecek?
Sırf kendini sevmenin mezarını ister mi
Geleceği ahmakça durdurur mu bir erkek?
Sen annenin aynası olmuşsun da o sende
Bulmuştur gençliğinin güzelim baharını;
Kendi dinç varlığınla görürsün pencerende
Kırışıklara rağmen şu altın yıllarını.
İstersen ki varlığın unutulsun bitsin
Bir kuru başına öl izin de ölüp gitsin.
4.Sone
    savurgan güzelnedir bu kendini harcaman
    senin mirasın olan güzellikleri böyle?
    doğa temelli vermez ödünç verir her zaman
    eli açık olana borç verir içtenlikle
    böyle yanlış kullanmak olurmu güzel pinti
    miras bırakman için sana bırakılanı?
    kar etmeyen tefeci bu koskoca serveti
    niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı
    meraklısın kendinle içli dışlı olmaya
    bu tatlı benliğin sırf aldatmağa yarar
    vaktin geldi diyerek seni çağırsa doğa
    vereceğin hesapta elle tutulur ne var?
    kullanmazsan gömülür güzellğin seninle
    kullanırsan varisin olur da sürer gider böyle 
5.Sone
Her gözün takıldığı o bir-içim-su yüzü
Özenle incelikle yaratan şu saatler
Birer zalim olup da vurunca yaman gürzü
O eşsiz güzellikten kalmaz hiçbir hoş eser.
Durmak bilmeyen zaman yaz’ı söküp götürür
Yok eder iğrenç kışın kucağına atarak;
Özsu ayazda donar sağlam yapraklar çürür:
Güzellik kar altında her yöne çıplak çorak.
Özsuyu çiçeklerden çekip almamışsa yaz
Cam duvarlar içine kapatmamışsa onu
Güzel göçüp gidince güzellikten iz kalmaz:
Gelir kendisi gibi anılarının sonu.
___Özsuyu çekilmişse kış gelince o çiçek
___Kupkuru kalsa bile tatlı özü sürecek.
6.Sone
Ne yap yap, kurban gitme kışın zalim eline,
Özün arıtılmadan, yaz’ı almasın senden;
Bir şişeye bal akıt, bir yere bir hazine
Sun güzel hazinenden, kendin sona ermeden.
Bu iş haram değildir, tefecilik de değil:
Sevinç verir gönüllü borç ödeyenlerine
Görevin bir başka ‘sen’ yaratmaktır, bunu bil;
İşte on kat mutluluk: on gelir bir yerine.
On kat büyük bir görkem doğar gür benliğinden
Ortaya senin eşin on tane sen çıkar da,
Ölüm, eli böğründe kalırdı göçünce sen
Bırakırdı, yaşardın gelecek kuşaklarda.
Vazgeç inattan: Öyle güzelsin ki olmasın
Ecel senin fatihin, solucanlar mirasçın.
7.Sone
Bak, o cânım aydınlık kaldırırken doğudan
Alev alev başını, çevrilir bütün gözler
Onun taptaze doğan güzelliğine, hayran -
Ve kutsal görkemine hizmet etmeği özler.
Sarp yamaçtan çıkarken göklerin tepesine
Gençliğinin gücünü andırır orta yaşı:
Gülyüzüne o fâni bakışlar tapar yine,
Altın yolculuğunda hepsi onun yoldaşı.
Yorgun arabasıyla doruğa çıkar çıkmaz
Yaşlılık çağı gelmiş gibi bırakır günü:
Üstünden ayrılmayan gözler ona hiç bakmaz,
Başka yerleri süzer, izlemez çöküşünü.
Sen de kendi öğle’nde ölüp gözlerden ırak
Unutulmaktan kurtul - bir oğul yaratarak.
8.Sone
    Sen ki müziksin, müzik dinlerken hüznün niye?
    Tatlılar kavga etmez; sevinç, sevinçle coşar.
    Sana zevk vermeyene katlanırsın ne diye?
    Can sıkanı bağrına basmakta ne anlam var?
    Birbirine eş olan hoş seslerin uyumu
    Yine de kulağına sıkıntı mı veriyor?
    Bil ki âhengin sana tatlı bir sitemi bu:
    “Parçaları dinleyip tümü unuttun,” diyor.
    Dinle, iyi bir koca gibi, tek bir tel nasıl
    Yaratırsa eşiyle birlikte hoş ,bir ezgi,
    Baba, çocuk ve mutlu ana, yapıyor fasıl:
    Kulakları okşuyor tek bir sesin ahengi.
    O sözsüz şarkı sanki tek bir ağızdan sana
    “Değerin olmaz, “ diyor, “yaşarsan tek başına.”
9.Sone
Bir dulun gözleri yaş dökmesin diye mi sen
Tüketip duruyorsun kendini tek başına?
Ah! ardında hiç çocuk bırakmadan ölürsen
Dünya, dul kalmış kadın gibi yas tutar sana.
Senden dul kaldığında, yaş kurumaz gözünde,
Çünkü senin benzerin gelmeyecek ardından;
Ne var ki başka her dul, çocuğunun yüzünde
Kocasını görür de yeni güç alır ondan.
Savurganların yazık ettiği varlık, ancak
Yer değiştirir, dünya ondan yine zevk alır,
Ama harcanıp giden güzellik son bulacak,
Kullanmadan saklanıp ortadan kalkacaktır.
Kim kendine karşı bu cinayeti işlerse
O insanın gönlünde aşk bulamaz hiç kimse.
10.Sone
Yazık! hem kıyasıya harcıyorsun kendini,
Hem gönlün yeltenmiyor hiç kimseyi sevmeye.
Biliyorsun, saymakla bitmez sevenler seni,
Ama besbelli sen aşk duymuyorsun kimseye.
Öldüren bir nefrettir yüreğindeki şeytan:
Hiç umurunda değil kazsan kendi kuyunu,
Çekinmezsin güzelim canevini yıkmaktan
Onarmak olmalıyken asıl amacın onu.
Sen tutum değiştir de cayayım düşüncemden,
Yumuşak bir sevgi koy nefret yerine bir yol;
Göründüğün gibi ol: cömert, sıcak, sevecen;
Hiç değilse kendine yumuşak yürekli ol.
Aşkım uğruna bir ‘sen’ daha yarat kendine:
Güzellik onda veya sende yaşasın yine. 
11.Sone
    Gençliğin günden güne kalırken gerilerde
    Bir yavru yaratırsan alsın diye yerini,
    Dinçken hayat verirsen o körpe can ilerde
    Senden göçen gençliğe varıp yaşatır seni.
    Böyle sürecek akıl, güzellik ve başarı;
    Yoksa cinnet, yaşlanmak, çürümek yer altında:
    Hiç kimse düşünmese gelecek kuşakları,
    İnsanlık sona erip giderdi üç batında.
    Dünya çoğaltmak için doğmayanlarla dolu,
    Kaknem, kakavan, kaba: kısırlıktan bitsinler;
    Yaradan vermiş sana en iyiyi, en bolu,
    Bu cömert armağana cömertçe karşılık ver.
    Seni kendine mühür yapmış, bunu böyle bil:
    Sen de eşler yap diye, ölüp git diye değil.
12.Sone
Saatler, ben saydıkça geçiyor da peşpeşe,
Nurlu gün, bakıyorum, çirkin geceye göçmüş;
Görüyorum soluyor, yaşlanıyor menekşe,
Kapkara büklümleri kaplıyor apak gümüş.
Yapraksız, çıplak kalmış ulu ağaçlar işte:
Sürüleri sıcaktan korurlardı eskiden.
Yeşil yaz ekiniydi:şimdi devrilmiş de,
Aksakal, salkım saçak, şu arabada giden.
Düşünmeden edemem senin güzelliğini:
Sen de çökersin vaktin yıkıp geçtikleriyle,
Çünkü tatlı ve güzel, her şey harcar kendini,
Yetişen tazeleri görüp koşar ecele.
Kimse karşı koyamaz Zamanın tırpanına,
Kendi soyun direnir O kıyarken canına
13.Sone
Ah sen keşke sen olsan! Ne var ki, canlar canı,
Sen değilsin sen, ne de burada yaşayan sensin.
Dilerim şu yaklaşan ecele hazırlanmanı;
Güzel yüzünü başka birine vermelisin.
Şu emanet güzellik böylece son bulmazsa,
Benliğin, sen öldükten sonra yaşatır seni;
Bir çocuğun olursa sürdürür, hiç olmazsa,
O tatlı varlığıyla senin güzelliğini.
Kimse cânım bir evi bırakmaz çürümeye
Görkemini şerefle ayakta tutmak varken,
Kış günlerinde azgın bora öldüresiye,
Sonsuz ecel ayazı, onu yaman sarsarken.
Ah! bu israf, sevgilim. Sen kendinden bilirsin:
Babam var diyorsun ya; bırak, oğlun da desin.
14.Sone
    Yıldızlardan derlemem vardığım yargıları,
    Oysa müneccimliği enikonu bilirim;
    Ama anlatmam iyi ve kötü yazgıları:
    Ne âfet ve kıtlıklar, ne altüst olan mevsim.
    Ânlara fal bakamam, geleceği göstermem;
    Söylemem kime şimşek, yağmur ve rüzgâr kısmet,
    Tahta geçeceklere ikbal müjdesi vermem
    Gökkubbede bulsam da türlü türlü alâmet.
    Senin gözlerindedir bildiğim her ne varsa,
    O değişmez yıldızlar kaynağıdır sanatın,
    Birlikte yaşar gerçek ve güzellik yaşarsa;
    Sen sürdür varlığını, sürüp gitsin kaç batın.
    Yoksa, senin gelince sonun - bu falcı bilir
    Gerçekle güzelliğin kıyamet günü gelir.
15.Sone
Düşünürüm, her şeyin büyüyüp gelişmesi
Kısacık bir an için kıvama varır ancak,
Ne oyunlar sunarsa koca dünya sahnesi
Son söz yıldızlardaki gizli güçte olacak;
Görürüm de bitkiler gibi büyür insanlar,
Aynı gök önce okşar, sonra sarsar onları,
Özsuyla fışkıranlar gitgide düşüp solar,
Artık anılmaz olur dinç yağız zamanları:
Fâniliği düşünmek, gerçek gibi bir düşle,
Seni gösterir bana görkeminde gençliğin,
Yıkıcı Zaman, cenge tutuşur çürüyüşle
Senin gençlik gününü şom gece yapmak için;
Zamanla savaşırım senin sevgin uğruna,
O seni kemirse de ben can veririm sana.
16.Sone
Acaba neden: daha güçlü bir yol bulamam
Savaşmak için Zaman denen kanlı zalimle?
Ve çürümemen neden başka bir kutlu yoldan
Değil de yalnız benim kısır dizelerimde?
Şimdi en mutlu çağın doruğu senin yerin;
Bak can atıyor nice el değmemiş bahçeler
Erdemle sana canlı çiçekler vermek için:
Bu düzmece eşlerden sana çok daha benzer.
Ancak yaşam düzeltir yaşam çizgilerini;
Zamanın kalemi toy kalemim can katamaz
Ve iç değerlerinde dış görkeminle seni
Yansıtıp insanların gözünde yaşatamaz.
Varlığını sebil et: sana kalır varlığın;
Kendi elinle çiz ki sürsün bahtiyarlığın.
17.Sone
Hiç kimse inanır mı şiirime ilerde.
Yazarsa baştan başa senin gerçek övgünü?
Tanrı bilir şiirim varlığını gizler de
Şimdi bir mezar gibi örter eşsiz yüzünü.
Anlatsam gözlerinin güzelliğini bir bir
Sayıp değerlerini tüketsem sayıları
Bir gün derler ki “Ozan yalancı mıdır nedir”
“Dünyadaki yüzleri okşamış mı ki Tanrı?”
Solgun tomarlarımı hor görerek yererler
Gerçeği az lafı bol bir bunak diye bir gün:
Hakkın olan övgüye ozan saçması derler
Ve şişirme sözleri antika bir türkünün:
Ama yetiştirirsen bir yavru o günlere
Yavrunla şiirimle yaşarsın iki kere.
18.Sone
Seni bir yaz gününe benzetmek mi ne gezer?
Çok daha güzelsin sen çok daha cana yakın:
Taze tomurcukları sert rüzgarlar örseler
Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
Işıldar göğün gözü yakacak kadar sıcak
Ve sık sık kararır da yaldız düşer yüzünden;
Her güzel güzellikten ergeç yoksun kalacak
Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz
Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
İnsanlar nefes alsın gözler görsün elverir
Yaşadıkça şiirim sana da hayat verir.


Kalanlar








İnsanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir.



Gitsin Efendim

Gidilmemesi gereken bir içkievi
(Dişçiler, sakatlar, kalbi çürükler gitsin)

Gidilmemesi gereken bir ev Dikmen’de
(Üç kaatçılar, yalacılar, pijamalılar gitsin)

Gidilmemesi gereken bir ev Y. Mahalle’de
(Dönekler, uğrular, şerbetçiler gitsin)

Yolcu bir bardak çay için benimçin
(Aşıklar, şairler, işsizler içsin)

Yaprak, mevsimin içi ve Çin-i Maçin
(Devrimciler, namus erbabı, doğrucular içsin)

Yolcu o şarkıyı bir kez daha dinle benimçin
(Çıplaklar, mert kişiler, kuzular içsin)

Bin dokuz yüz o yıllarda içtiğim sigara
(Bin yıl koynumda beslediğim yılan içsin)

Tam bir yıl can alacağım var birinden
(Bir yılımı da işte falan filan içsin)

Her şeyi öğrenir kişi ve bağışlar sonunda
(Bir anamın sütü kaldı onu da bulan içsin)

Sen son kokladığım gül: adın zambak
(Sen başladın artık, her şey geçsin gitsin)

Sen incelikler antolojisi, uyut beni
(Sesin bir cibinlik gibi soluğumu kessin)

Bir kez daha diyeyim: Özenle katlanmış bir mendil gibisin
Sil beni n’olur kırk yıllık kirim pasım gitsin.



Hacı Bektaş-ı Veli


 

Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde,
Hak'kın yarattığı her şey yerli yerinde.
Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok,
Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde. 



Hamlet





 Yaradan size bir yüz vermiş; Siz kendinize bir tane daha yapıyorsunuz. Bu iki yarım kimliğin arasındaki savaş. Olduğumuz kişi ve davrandığmız kişi arasındaki savaş kazanılamaz..