23 Mart 2013 Cumartesi

Zorba


Yedi kat göklere, yedi kat yerlere sığmayan Tanrı’nın mekanı insan kalbidir. Bu fani âlemde her çılgınlığı yap; sadece onu kırma.


Vuruşkan Bir Şahandır Umut

Tuzağa düşmüş bir ceylanın
bakışındaki hüzün değildir umut
Kınalı keklik gibi ürkek
bir kuş da değildir
Ne yalvar-yakar olmuştur
zulmün pençesinde
ne de düşürmüştür
kırların ve türkülerin
onururunu yere
Baharda bir tomurcuk
gibi patlayan öfkedir umut
barajını yıkan bir ırmaktır
açılır serpilir
ve büyür kıyısında sevda
Emzirir aşkı
emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan
ferhat'ın direncini
bin yılların sabır taşını çatlatırlar
açar bin yılların kapısını

Düşmana dönük
bir mavzer gibidir umut
yaratır tetik ve parmak
en gürbüz çocuğunu tarihin

Ruhumu Öpmeyi Unuttun








Hayır, ölüm böyle olmamalıydı. İnsan altın rengi kanatlar takınıp rüzgârlarla uzaklara sürüklenmeli, sonra dağılıp bir toz zerresi haline gelerek ışığın parıltısına karışmalıydı. Bir yıldız gibi yavaşça sönerek evrenin karanlığında kaybolmak ne güzel olurdu kim bilir... Evet, insan ardında bir ceset bırakmamalıydı. Buna gerek kalmadan da mor zambak, böğürtlen çalısı ya da tırtıl olabilmeliydi. 



Hayallerini Yak Evi Isıt


Hayalleri azalınca insan daha çabuk yaşlanır... 


Tas ve Ten

İşte hayat adım adım ilerliyor, her adımda beklenmedik bir şeylerle karşılaşıyor insan. Bazen çıkış yolları kapanıyor, her şey sıkışıp kalmışken o yollar yeniden genişliyor. Yola devam edebilmek için dayanıklı olmak, zorluklarla boğuşmak, kendi gücüne inanmak, bazen de geri çekilmek gerekiyor. 



Tanrı ile Sohbet - Ölümden Sonra

 

Lütfen yüreğinizde olanı zihninizde olanla karıştırmayın. Zihninizde olan şeyler oraya başkaları tarafından konuldu. Yüreğinizde olan şeyde ise beni taşıyorsunuz
*
İnsanlar sıklıkla başkaları için bir şeyler yaptıklarını sanır. Ama aslında her şeyi kendileri için yapar. Herkes her şeyi daima kendisi için yapar.