2 Mart 2013 Cumartesi

De Profundis

 

Özgürlüğe, kitaplara, çiçeklere, güneşe ve aya sahip olan kimse mutsuz olabilir mi ? 



İklimler

 

Belki de insanları en çok bölen şey, kimilerinin her şeyden önce geçmişte, kimilerinin de yalnız içinde bulundukları dakika da yaşamalarıdır. 


Denizlerin Üzerinde

Sen haydi koş var git hekimlere,
orda işiniz yok de sizin.
Orda ne dermansızlık, ne dert var, de.
Orda ne gam, ne kasvet var, de.
Orda ne kadı, ne vali.
Ne bey, ne beyin vergicisi.

Davalar, düşmanlıklar, kavgalar zaten
denizlerin üzerinde hiç bir zaman yürüyemedi... 




İnkar

 

Kimi sessizce atlayıp dibi boyluyor, kimisiyse yarı yolda vazgeçtiğinde iş işten geçmiş oluyordu. Ne yazık ki akıllarına gelmeyen, geriye bir başka boyuta, daha zor şartlara, güç sınavlara ve düşük seviye ruh haline dönecekleriydi. Dualarına cevap alamadığını sanan, umutlarını yitirmiş insanların akıttığı gözyaşlarının ıslattığı topraktan yukarıya bir rüzgar esmeya başladı. Kara bir yeldi bu esen... Kimi an yavaş, kimi ansa güçlü esiyordu. Geride kalanlarsa suçu kendinde arayıp, neden yardım etmediklerini düşünmekten acizdiler. Burada bu insanlara, umutlarını tüketmişlere yer yoktu. İnsanoğluna bahşedilen yaşam nefesini kendisinin kesme hakkı yoktur. 

*** 
İnsanlar aslen ihtiyacı olduğu her şeye sahip olduklarının farkına varsalar, ihtiyaçları olmayan şeylerin peşinde koşarak ömürlerini heba etmezlerdi. Zaten çok şeye sahip olmakla her şeye sahip olduğuna inanmak arasındaki fark burada yatmaktadır. Çok şeye sahip olduğunu zanneden insan bir şeyin eksikliğini her zaman hisseder ve bu yüzden daha çok şey istemeye yatkın olur. Daha fazlasını elde ettiği zaman da, yine daha çoğunu isteyebilir. Bu elinde olanlarla tatmin olmayan bir insanın dünyaya bakış açısıdır. İnsanoğlunun hakikaten ihtiyacı olan şeyler çok ucuzdur. İhtiyacı olmayan fakat ihtiyaçmış gibi gördükleri ve buna kendilerini inandırdıkları da pahalıdır. Bu da insanın kendi kendine yaratmış olduğu, kabullendiği ve hayatının bir parçası haline getirdiği paradoksudur. 



Ağrı




seyrediyor ruhum kar balkonlarından
insanın göresi olmaz manzarayı
ve aklın o uçsuz bucaksız sarayı
yıkılıyor... duygu bir kartal hızıyla
fırlıyor engine sevinç avazıyla
bulutlar ne güzel bulutlardır onlar,
hep öyle başımın üstünde dursunlar
menekşe rengi, kan rengi, toprak rengi...
asılı kalsın hep bu yağmur hevengi.
dünyayı saran bu gece ne gecedir,
yıldızlardan yağan ışık ne incedir!
yansın o yıldızlar, bitinceye kadar
en derin uykular, en tatlı uykular.




Pis Moruğun Notları

Herkesin ağzı var ve herkes ağzını açıp önyargılarından yola çıkarak bir şeyler söylüyor, trajediyi kendi çıkarı doğrultusunda kullanıyor, gücü elinde bulunduranlar güçlerini korumak istiyor, altın çekmecelerini kaybetmelerine neden olabilecek her şeyin ne kadar yanlış olduğunu haykırıyorlar. Ben apolitik biriyim, ama bu gericilerin fırlattığı falsolu toplar karşısında kafam bozulup oyuna girersem şaşmayın.



 

Yankı

 

ben yaşlandım unutuyorum 
içlerinde çiçek adları olan şiirleri koparmayın 
demiş miydim size 


İnsan


İnsan kuş kanadında gelen yazı. 
İnsan arı su, insan ak süt. 
İnsan yemyeşil uzanan bahçe. 
İnsan kum, insan çakıl taşı. 
İnsan yiğit, insan dost, insan sevdalı. 
İnsan kancık, insan ödlek, insan hergele. 
İnsan kocaman, dağ gibi. 
İnsan parmak kadar, küçücük. 
İnsan alın teri, insan lokma, insan kan. 
İnsan solucan, insan sülük. 

İnsan kuş kanadında gelen yazı. 
İnsan gül fidanında yanan konca. 
İnsan umutların kapısı...

A.Kadir