10 Şubat 2013 Pazar

Sarı ve Puslu

 

İçine daldığım en büyük mutluluklar her zaman acılarla, her yaşam da biraz olsun ölümle bezenmişti.Yaşamak, bu güç olguyu karşılamak için, başka bir seçenek bulamadığım için. Ölüm güç olduğu için.Yaşam nötron bombasına benzediği için.


Yalnızlığı

 

Ihlamurları bıraktım. Gökyüzü yapraklarını. Bir kenti gölge masalına çeviren atkestanelerini. Alnımda üç sıra kirpik yarası, üç perçem mührü. Ağzım soğumuş arzu. Caddeleri bir dua gibi okuyan kalabalığı… geceyi özgürlüğe çeviren tutkuyu bıraktım. Bir çocuğun tırnaklarında kurumuş kan, kendimi sevdiğim suç. Kırmızı odalar bitti. Gövdem eşyalar sarkacı. Beyaz zamanlara geldim. Kardeşlerimin gelecek sesine çevirdiği sokakları bıraktım. Kaç kez kalbimden doğurduğum ölülerimi.Göğsümde cümlesi dağılmış sözler. Kim yalnızlığı yürürse beni yürürdü. Büyüdüğüm yılları bıraktım. 
Ey sabah sevinçleri, akşam kederleri…ey yaseminlerin sessiz görkemi. Unutmaktan koruyun beni. Yaşama bilginize geldim. 


O suskun kuşlar

 

Sesini duyunca ötüşmeye başlar, göğüs kafesimde ki; o suskun kuşlar…


İstanbullular

 

İnsan ancak kendine benzeyen bir şehre dönerken kendi hatalarını affetmeye benzer bir acı çeker. Bu biraz da vazgeçilememiş eski bir sevgiliye dönüşün kırık ama eşsiz tutkusuyla heyecanlanmak gibidir. 


Ötesi Yok

 
Aşk için yeryüzünde uzaktan ötesi yok
En uzun gecelere şafaktan ötesi yok
Yaklaşanlar tanrıya o gerçek aşıklardır
Nehirlerce denize varmaktan ötesi yok
Taş bir duvardır her gün dikilen karşımıza
En ulu ağaçlara yapraktan ötesi yok
Elverir bunca keder, yeter bunca ayrılık
Tutuşmuş bir dal için ocaktan ötesi yok
Ne çıkar bu son ateş isterse hiç sönmesin
Yanan için çöllerde sıcaktan ötesi yok
Elbette ömür biter, can gider ey sevgili
Aşkı sende bulana topraktan ötesi yok


Ayrı Yol

 

Aşkın bir tepe noktası vardır ki tektir ve ruh ileride bunu aşmak için boşuna çırpınır; mutluluğunu yeniden canlandırmak için harcadığı çaba ruhu yıpratır; mutluluğu, mutluluğun hatırası kadar baltalayan bir şey yoktur.




Geriye Kalan

 

Neyi yaşıyoruz şu anda
Nelerle sığmıyoruz dünyaya
Aşktan
Öfkeye geçiriyoruz birdenbire
Sevinçten üzüntülere
Durgunluktan coşkulara koşuyoruz
Coşkulardan
Mutsuzluğa gömülüyoruz sessizce
Ve yaşıyoruz böylece her yılı
Koskoca bitmez bir saniyede

Bu çelişkili yürüyüşler içinde
Bizden ne kalır ki geriye
Bir ölenle ölebilmek
Bir gülenle gülebilmek
Mutluluğuna sevinmek insanlığın
Kan ağlamak ölümlerine
Ve Afrika'lı kapkara bir acıyı
Duyabilmek bembeyaz yüreğimizde