Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

30 Aralık 2012 Pazar

Picasso ve Matisse'li Bir Strateji

PİCASSO VE MATİSSE'Lİ BİR STRATEJİ YÖNETİMİ DERSİ

Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama, tarzı zaten kubik olan Picasso''nun surrealist resminde, sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az sey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen birşey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka birşeyler daha. 5-10 dakika hiçbirşey söylemeden sınıfı izleyen hoca, biraz sonra Picasso''nun resmini alıp, Matisse''in bir resmini koyar. Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir. Ancak, ikinci resmi görünce Picasso''nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Matisse''in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf. Ve Muhan Soysal hiç unutamayacağımız dersini verir!

"Hayatta hiçbirşey Matisse''in resmi kadar belirgin ve net değildir. Hayat, size gerçekleri Picasso''nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir. Picasso''nun resmine bakıp, Matisse''in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kubik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek."




Kristof Kolomb’un Yumurtası

KRİSTOF KOLOMB, bir akşam vakti, İspanyollar arasında yemek yiyordu. Yemekte bulunan misafirlerden birçoğu, Kolomb’un şöhretini küçümsüyorlardı.
Yemek arasında söz Amerika’nın keşfinden açılınca, içlerinden biri, yüksek sesle:

“Oraları keşfetmek zor bir iş değil” dedi.
Kolomb, bu söze karşılık birşey demeden eline bir yumurta aldı ve masanın yanında oturanlara dönerek:
“İçinizden hanginiz bu yumurtayı dik olarak dengede tutabilir?” diye sordu.
Herkes bunu denedi, fakat hiçbiri başaramadı.
O zaman Kristof Kolomb yumurtayı aldı, ucunu tabağın üstüne hafifçe vurarak yassılaştırdı ve yassı kısmını tabağa yerleştirdi. Elini yumurtadan çektiği halde, yumurta dik vaziyette dengede duruyordu.
Hepsi bağırarak:
“Bu zor bir iş değil ki!” dediler.
Kolomb gülerek:
“Doğru” dedi. “Bu zor bir iş değil. Zor olan, bunu düşünebilmektir!”


Bilgisayar Acemisi (Gerçek Olay)

World Perfect’in yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşması. Bu konuşma sonrası help desk elemanı işinden kovuluyor. Kovulduktan sonrada şirketi kendisini (gerekçesiz) işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İşte telefon konuşması;

- Yardım Hattı; Buyrun nasıl yardımcı olabilirim?
- Bir sorunum var...
- Nasıl bir sorun?
- Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti…
- Gittimi?
- Yok oldu.
- Ekranda su anda ne görüyorsunuz?
- Hiçbirşey.
- Hiçbirşeymi?
- Yazdığım hiçbirşey ekrana cıkmıyor.
- Hala world perfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı?
- Bunu nereden bileyim?
- Ekranda bir c harfi görüyor musunuz?
- Bir hecemi?

 - Boşverin, ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
- Söyledim ya, hiçbir şey yazmıyor.
- Monitör üstünde yanan bir lamba var mı?
- Monitör ne?
- Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mı?
- Bilmiyorum…
- Monitörün arkasına bakın oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım görebiliyor musunuz?
- Evet
- Harika!! O kabloyu takip edin, duvarda elektriğe bağlımı bana söyleyin.
- Bağlı
- Harika. Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablomu gördünüz, yoksa 2 tanemi?
- Görmedim.
- Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım…
- Evet buldum.
- Tamam şimdi onu takip edin. Bilgisayara bağlımı diye bakın.
- Kabloya ulaşamıyorum.
- Ulaşmayın, bağlımı diye bakabilir misiniz?
- Olmuyor.
- Birşeyden destek alıp, eğilip bilgisayarın arkasına baksanız…
- Eğilmek dert değil. Karanlık olduğu için bakamıyorum..
- Karanlık?
- Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor…
- Ofisin ışıklarını yakın…
- Yanmaz!!
- Neden?

 - Elektrikler kesik...
- Elektrikler mi kesik? Tanrım... (Kısa bir sessizlik)
- Bilgisayarın kutusu, kitapları, herşey duruyormu?
- Evet dolapta…
- Şimdi bilgisayarı sökün. Aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
- Durum bu kadar kötümü?
- Korkarım öyle…
- Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
- BEN BİLGİSAYAR KULLANAMAYACAK KADAR APTALIM DİYECEKSİNİZ...