Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

20 Aralık 2012 Perşembe

Su



Set çek seline
yavaş yavaş ilerle
damla damla birik.

Ak geç ıslattığın kayalardan:
duraksama - uçurur güneş seni.
Atla takıldığın çavlanlardan:
duraksama - savurur rüzgar seni.

Aldırma kumlara, çakıllara:
çöker onlar dibe nasılsa -
ilerle yavaş yavaş
birik damla damla
set çek seline.





Kıymetini Bil Herşeyin


İnsanlar her yerde –çok farklı koşullarda– kendilerine "Neredeyiz?" sorusunu soruyor. Bu coğrafi değil, tarihi bir soru. Neler yaşıyoruz? Nereye sürükleniyoruz? Neler kaybettik? Güvenilir bir gelecek öngörüsü olmaksızın yaşamaya nasıl devam edeceğiz? İnsan ömrünün ötesine uzanan bir tahayyüle sahip olma kabiliyetimizi nasıl yitirdik?



Ece Ayhan


Öyle insanlarla birlikte olacaksın ki; Onlar için "iyi mi ?" diye sormadan "iyi ki" var diyebilesin.

Deniz Musikisi



Anlıyorum köpüklerin dilinden
Onlar ki sonsuzluğa gönül vermiş 



Hayata Nasıl Bakıyorsun?

Fransa'da ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere

araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir.
Görevli ilk işçiye yaklaşır ve sorar:
- Ne yapıyorsun?
- Nesin sen, kör mü? diye öfkeyle bağırır işçi.
Bu parçalanması imkansız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi 
bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. 
Bu çok ağır bir iş ölümden beter.
Görevli hızla oradan uzaklaşır ve çekinerek ikinci işçiye yaklaşır. Aynı soruyu sorar:
- Ne yapıyorsun?
İşçi cevap verir: Kayaları mimari bir plana uygun şekilde yerleştirebilmeleri için, 
kullanılabilir şekle getirmeye çalışıyorum. 
Bu ağır ve bazen monoton bir iş, ama karım ve çocuklarım için para gerekli, 
sonuçta işim var. Daha kötü de olabilirdi.
Biraz cesaretlenen görevli üçüncü işçiye doğru ilerler. Ya sen ne yapıyorsun diye sorar.
- Görmüyor musun der işçi kollarını gökyüzüne kaldırarak. Bir katedral yapıyorum.
Sonuç: Bu hikayenin enteresan tarafı her üç işçinin de aynı işi yapıyor olmaları, 
görmeyi seçtiğiniz yol sizin tutumunuza bağlıdır.
Bugün hava biraz bulutlu mu yoksa biraz güneşli mi?
Güllerin dikeni mi vardır, yoksa dikenli dalların gülleri mi?


 Bardağın yarısı boşmudur, yarısı dolu mu?
Yoksa bardak olması gerekenin iki katı büyüklüğünde midir?
Seçim size ait...!


Büyük İskender'in Aristotales'e Yazdığı Mektup

Büyük İskender, felsefenin duayeni sayılan Aristo'ya bir mektup yazar. "Zapt ettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım ?'' diye görüş beyan eder;
-Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi  göndereyim?
-Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?
-Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim? 
Aristo’nun cevabı: 
Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar, Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar, Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar. Çözüm olarak şu nasihati verir:

“İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bu yolları tıkayacaksın.” 


Susmak


Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.


Buhran



insanlar yorgun,
hayat tarafından cezalandırılmış,
ya sevgiyle ya da sevgisizlikle
sakatlanmış. 



müşfik davranmıyor insanlar birbirine.

Budala



İyi yürekli akılsız bir aptal, kötü yürekli akıllı aptallar kadar mutsuzdur. Bilinen bir gerçek bu...

İnsanların basitliği, günlük yaşamlarının değişmeyen yalınlığında gizlidir. Bunlar basitliklerinin, sıradan oluşlarının çemberini kırmak için bazen bütün güçlerini kullanırlar, ama sonunda gene sıradan birer insan olarak kalmaktan öteye gidemezler.


Dr. Yılmaz Argüden - Ayna



Hayatta iki değer var ki, 
paylaştıkça artıyor:Sevgi ve Bilgi.
Sevgisini ve bilgisini paylaşan insanlar en büyük zenginliğe kavuşan insanlardır. Hayatta mutluluk olumlu düşünce ile başlar, olumlu söylem ve eylemlerle gelişir, paylaşılan sevgi ve bilgiyle doruğa erişir.