Kültür Sanat Edebiyat

Kültür Sanat Edebiyat
KÜLTÜR okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekayı geliştirmektir. SANAT güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur. EDEBİYAT Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa mûsıkî gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

30 Kasım 2012 Cuma

Hatalı Alanlarımız


Bu insanlar, yaşamın her yönünü severler, şikâyet etmekle ya da olayların daha değişik olmasını istemekle vakit kaybetmezler.
Bağımsızlıklarına çok düşkündürler. Aileye güçlü bir sevgi ve bağlılık duymalarına rağmen, ilişkilerinde bağımsız olmaya özen gösterirler.
Sevgi anlayışları, sevdiklerine hiçbir değeri zorla kabul ettirmemeyi gerektirir.
Onay aramak gereksinimleri yoktur. Övgü ve ödül talep etmezler.
Çok açık ve dürüst konuşurlar, çünkü vermek istedikleri mesajları, başkalarını memnun etmek için dikkatli sözcükler arkasına gizlemezler.
Gülmeyi ve başkalarını güldürmeyi iyi bilirler.
Kendilerini şikâyet etmeden kabullenirler. Fiziksel benliklerini, sahteliklerle gizlemezler.
Doğal yaşamı takdir ederler. Başkalarına eğlenceli gelmeyen şeylerden zevk alma yetenekleri vardır. Gün batımını izlemek, ya da kırlarda küçük bir gezinti yapabilmek, doğum yapan bir kediyi izlemek onlar için mükemmel bir şeydir
ve şükran duyarlar.

Başka insanları çok iyi anlarlar ve asla şaşırıp şok olmazlar.
Gereksiz kavgalarda asla taraf olmazlar.
Hastalık hastası değildirler.
Dürüsttürler, asla yalan söylemezler, olayları çarpıtmazlar.
İnsanlar hakkında konuşmaz, insanlarla konuşurlar.
Titizlik ya da düzenlilik gibi dertleri yoktur, verimli yaşamaya bakarlar.
Organizasyon nevrozundan bağımsız oldukları için yaratıcıdırlar.

Bu insanların müthiş bir enerjileri vardır. Enerjileri doğaüstü değildir, yalnızca yaşamı ve yaşamdaki aktiviteleri sevmelerinin bir sonucudur.
Şiddetli bir merak duygusuna sahiptirler. Hep araştırır, yaşamlarının her anını kavramak isterler. Her insan, her varlık ve her olay, daha çok öğrenmek için bir fırsattır.
Başarısız olmaktan korkmazlar, hatta onu sevinçle kabul ederler. Bu insanlar, kendilerine zarar verecek duyguları yok etme ve kendilerine verdikleri değeri artıracak olanları doya doya yaşama yeteneğine sahiptirler.
Bu mutlu insanlar, asla kendilerini savunma gereksinimi duymazlar. Basitçe 'her şey yolunda, biz yalnızca farklıyız. Anlaşmak zorunda değiliz' derler. Bir tartışmayı, kazanma ve karşısındakini konumunun yanlışlığına ikna etme gereksinimi duymadan, burada keserler.
Değerleri dar değildir. Kendilerini tüm insan ırkının bir parçası olarak görürler. Daha çok düşman öldürmekten sevinç duymazlar.
Kahramanları ya da putlaştırdıkları insanları yoktur. Herkesi insan olarak görür ve hiç kimseyi kendilerinden önemli konuma getirmezler.
Başkalarının yeteneksizliği nedeni ile kazanmak yerine, zaferi kendi çabaları ile elde etmeyi yeğlerler.
Komşularının ne yaptığını fark etmezler, çünkü var olmakla meşguldürler.
En önemlisi bu insanlar 'KENDİLERİNİ SEVERLER'Kendilerine acımak, kendilerini reddetmek, kendilerine öfkelenmek için zamanları yoktur. Elbette sorunları vardır, ama sorunların onları duygusal paralizasyona götürmesine izin vermezler. Tökezleyip düştüklerinde, tekrar ayağa kalkar ve sızlanmadan yaşamaya devam ederler.
Hatalı alanlardan bağımsız insanlar, mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Gerçekten nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir.

Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiç bir şeyi olmayandır


*Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz...Arthur Schopenhauer 
*Dünyaya bakış açımızın sağlam temelleri ve derinlik veya sığlığı çocukluk yıllarında oluşur. Bu görüş daha sonra özenle düzeltilir ve mükemmel hale getirilir, ama özde değişmeden kalır... Arthur Schopenhauer 
*İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir...Napolyon Bonapart
*Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık...Afrika atasözleri
 *Hiçbir şey onu telaşlandırıp heyecanlandıramaz artık. Bizi dünyaya bağlayan ve bizi (kaygı, yakıcı arzu, öfke ve korku dolu olan bizi) sürekli acı içinde ileri geri sürükleyen binlerce istenç bağı: o hepsini kesip paramparça etti. Gülümseyerek geriye, şu anda oyunun sonuna gelmiş bir satranç oyuncusu gibi kayıtsızca önünde duran bu dünyanın düşsel görüntüler geçidine bakıyor...Arthur Schopenhauer 
*Sonsuz uzayda etrafında bir düzine daha küçük kürenin döndüğü yuvarlak, ortası sicak, üzerindeki küflü tabakanın canlı ve bilinçli varlıklar ürettiği soguk sert bir kabukla kaplı sayısız aydınlık küre - bu ... gerçek dünya... Arthur Schopenhauer 
*Zekam bana değil, dünyaya aittir... Arthur Schopenhauer 
*Ne sevgiye ne de nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır: hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye ınanmamak da öteki yarısı...Arthur Schopenhauer 
*Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiç bir şeyi olmayandır... Arthur Schopenhauer 
*Dünyanın özü kötüdür. Yapılması gereken en iyi şey yaşam istencini reddetmektir...Arthur Schopenhauer 
*Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar.Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"... Arthur Schopenhauer
 *Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu...Napoléon Bonaparte 
*Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasın...Gabriel García Márquez 
*Dünya artık emek-yoğun, malzeme yoğun, enerji-yoğun değildir; bilgi yoğun olmaktadır...Peter F. Drucker


 vikisöz

İlahi Komedya





Sefalet zamanlarında mutlu anları hatırlamaktan daha acı bir şey yoktur.

İşte Otuz Yıldır

Alın şu ruhumun kitaplarını alın da açın rasgele bir yerinden
Parçalayın en iyisi anlamak için 
Kokuyu da gizemi de
Açın sayfaları bir hoyrat parmakla buruşturun yırtın
Bir şey kalır onlardan yalnız
Bir mırıltı bir nakarat 
Bir şey anlatmayan bakış 
Uzun bir teşekkür kekeme 
O çayır gibi mutluluk


elsa'ya şiirler-den

Yolda



Çünkü benim için yalnız çılgın insanlar önemlidir, yaşamak için çıldıranlar, konuşmak için çıldıranlar, kurtarılmak için çıldıranlar, aynı anda her şeyi birden arzulayanlar, hiç esnemeyen, beylik laflar etmeyen, yıldızların arasında örümcekler çizerek patlayan ve en ortalarındaki mavi ışığı görenlere, ‘vay canına’ dedirten o muhteşem sarı maytaplar gibi yanan, yanan, yanan insanlar.

Ben...







Ben, söylediklerimden sorumluyum, anladıklarınızdan değil... 




laedri

Kılıç Artığı Poe-tik-ler

I 
Masallarımız aynı düşlerimiz bir
Aynı ateşin yaktığı ağıtlardan geliyoruz
Kentin en uzak köşeleri
Hüznün ele verecek seni
Öyle mahzun bakma çocuk
"Devletin ve milletin bekası" zedelenir
 
Orda aşka yardım ve yataklıktan
Sabıkalıdır şiir
II
Acı ata yadigârıdır
Bin yıllık bir tarihi var
Beni bana kırdırır
Kehribar bir tespih gibi
Çek çek bitmez
Kimi zaman yaşayıp yaşamamak
Birbirine eşittir
 
Orda zembereksiz bir saat
Kırık bir keman gibidir şiir
III
Hüznü bir bohça gibi vurup sırtına 
Söyle hangi acısıydın viran evlerin 
Kanlı bir mendil kaldı geride 
Serin bir su yavru bir kuş gibiydi 
Meçhulümüzdür nasıl bir ölüme gelin gittiği

O mendilin kokusunda 

Kanın dördüncü halidir şiir 
IV 
Maskeler atılmış roller ve replikler 
Derin bir uykuya dalmıştır 
Bir şarkıda ağlarken 
Bir çiçeği sularken 
Onlarla konuşur görürsem seni 

Demektir Şiir

yeni çığlıklara hazırlıyor kendini 
V
Hepsi de yaralı bir cerenin resmidir 
Açılırsa bir sayfası unutulmuş defterin 
Orda herkes kendi payına düşen 
Bir yangınla karşılaşacak 
Ve görülecek Kaç kadın ezilmiş ayak altında 
O canavar evlerin

De ki
O defterin dipnotlarıdır düşünde düş görür şiir
VI 
Piyasa şartları nedir
İstatistik yasaları ne söyler bilmem ama
Bir avuntu bulunur her zaman
Peşin fiyatına taksitle
Biraz etik estetik
Biraz kolesterol biraz turnusol
Vazife ulufe biraz felsefe
Bunca havar hiç rayting yapmıyor demek
Vatanperver bir münevver olarak
Sizin bu konuda bakışınız kaç amper

Belki de
Turnusolün sudaki rengidir şiir
VII
Daha yirmi dört saat
Hayati tehlikesi var diyor doktor
Durmadan morfin yapıyorlar
Kurtulsa da izi kalırmış
Yüreğini ezmiş aklının paletleri

Bir saatin tik-taklarıdır orda
Beşinci mevsimin adıdır şiir
VIII 
Biz mi taşırız aşkları 
Aşklar mı bizi Şimdi hangi kentte 
Yağdığını unuttuğum bir yağmur 
Ertelenmiş bir aşkın saçlarını yıkıyor 

O günden beri 

Öznesi yaralıdır şiirin 
IX
Orda yıldızlar daha parlaktır 
Aynalar daha ayna 
Yaşamaya başladığın an 
Biraz daha koyulaşır ağaçların yeşili 

Orası  

Şiirin kendini göndere çektiği yerdir
X 
Sensiz paslı bir çivi gibi duruyorum
Bir duvarın yüzünde
Ateşe ve rüzgâra dair bir dize kuşan
Bu geceyi teslim al
Bir selam uçur bana
Hâlâ bir sabah serinliği ise adresim

İnsana dair her çığlık
De ki şiirdir biraz
 

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu


 
İnsan bireylerinin hayatları tek, kesintisiz bir öykü örgüsü oluşturur, bu örgü içindeki her şeyden bağımsız olarak bir anlamı bulunan bir yaşama parçasını -örneğin, iki insanın, her ikisinin de yazgılarını etkileyecek karşılaşmasını- yalıtma konusunda anlatılacak her adımda, her iki insanın da kendisiyle birlikte birtakım olaylar, çevreler, başka insanlarla dokunmuş bir örgü getirdiği ve bu karşılaşma sonucunda onların ortak hikayesinden kopup ayrılacak başka hikayeler çıkacağı unutulmamalı.