5 Kasım 2012 Pazartesi

Kendim İçin Bir Dakika



Hepimiz kendimizi daha çok düşünürüz. Bu doğal ve normal. Bunu suçluluk duygusu olmadan yaparsak, farkında olmadan diğer insanları da düşünmüş oluruz. Fakat birçoğumuz bunu bencillikle karıştırır. Büyüklerimiz, gençliğimizde kendimizi çok fazla düşünüp, başkalarıyla ilgilenmeyi göz ardı etmemizden korkarlar. Onlar hayatta egoizmin işe yaramayacağını düşünürler. Bunun için bize güvenmek yerine, bizden doğal sıralamayı değiştirmemizi, yani diğerlerini önce, kendimizi de sonra düşünmemizi isterler. Tıpkı atı, at arabasının arkasına koşmak gibi. Şimdi kendini at, diğerlerini de at arabası olarak düşün. At arabası senin önünde yer alıyor ve at arabası atı çekiyor. Bu şekilde bir yere ulaşmanın ne kadar zor olacağını tahmin edebilirsin. Üstelik kendini engellenmiş de hissetmez misin? Sence bu doğru mu?

 ***
Bilinçaltımızda olayları süzen bir filtre yok. Her türlü şekil gerçek olmasa bile kafamızda canlanabiliyor. Bizim bazı inançlarımız, düşüncelerimiz de sarı fillerden gerçek değildir. Fakat kafamızın içinde sanki dans eder gibi dolaşırlar.
Etrafımızdaki insanlardan duyduğumuz şeyler, birer film şeridi gibi kafamızda canlanır. Gördüğümüz ve duyduğumuz şeylere daima inanma eğilimi içindeyiz.


Spencer Johnson

Halil Cibran - Düşünceler




Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç senin gerçeğini açığa çıkarabilir. İşte böyle bir anda ya güneş altında çıplak danset, ya da çarmıhını taşı.

Furuğ Ferruhzad



başkalarının tutsak alan benlerinden ayrı olarak kendi özgür ve dingin benine varmadıkça hiçbir şeye varmayacaksın.. kendini tam ve tüm bir şekilde yaşamını insanın ölümü ve yok oluşundan alan o güce bırakmazsan kendi yaşamını yaratmayı başaramayacaksın.. sanat en güçlü aşktır ve insan tüm varlığı ile ona teslim olduğunda insanın onun tüm varlığına kavuşmasına izin verir..

Kışın Bana Yaptıkları



seni bir yabancı gibi karşıma alıp bunun dayanıklı bir şey olmadığını,sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın yapılan bir şey olmadığını,başlangıçta bir melek konduğunu sonunda bir kelebek öldüğünü,yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın bir korkular ve alışkanlıklar bütünü olduğunu, 
bütün bunları sana nasıl anlatacağım ?

Charles Bukowski







Herkes herkesi aynı sevemez dostlarım..Kimileri gururunun yettiği kadar sever. Kimileri de ömrünün yettiği kadar.

İnsan duygusal belleğinde kayda geçmiş “anı”ları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker



İnsan duygusal belleğinde kayda geçmiş “anı”ları tekrar tekrar hatırlayarak acı çeker.
Bu yüzden de geçmişte yaşar.

Geçmiş ve Gelecekte yaşayan kişi de an’a dikkatini veremez.
An’da kendisini, “şimdi ve burada” yaşayamaz.
Farkındalık ışığını an’a yöneltemeyen kişi,
bir an sonra geçmiş olacak anların karanlığında kalmaya
kendisini mahkûm eder. İşte bu karanlık,
Cehaleti, bencilliği, bağımlılığı doğurur.
An’da tüm farkındalığımızla dolu dolu yaşadığımızda hiçbir eksiklik kalmayacağı için bir an sonra “geçmiş” olacak bu an,
eksikliği tamamlamak için bizi kendisine (geçmişe) doğru çekmez. Ve biz yeni bir An’ı deneyimlemek üzere tümüyle Özgür oluruz…


Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır




Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye birşey yoktur, yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Sıkıntılardan güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmen olabilir.


Fyodor Dostoyevski


Yeni bir adım atmak,
yeni bir söz söylemek,
insanların en korktuğu şeydir.

 

Kim kimi temizlerse



Temiz bir hayat ister misiniz?
Herkes gibi siz de “evet” dersiniz.
Nasıl ‘hayır’ denir?
Pekiyi derler, sizi temizleyeceğiz.
İşte size bir iş, bir aile, düzenli eğlenceler.
Ve minicik dişler etinizi kemirmeye başlar,kemiğinize dek.
Ama haksızlık etmeyeyim.
Onların düzeni demek doğru değil.
Bizim düzenimiz bu.
Kim kimi temizlerse..




Ben Sana Mecburum

  
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
Bu şehir o eski İstanbul mudur 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
Sokak lambaları birden yanıyor 
Kaldırımlarda yağmur kokusu 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Brida




Acı çekmemek için, aşkı reddetmek gerekiyordu.Bu da hayattaki kötülükleri görmemek için kendi gözlerini çıkarmak gibi bir şeydi.



Victor Hugo



Ortada hiçbir sebep yokken öylesine durduk yere üzülmek … ağlamak …
Bir yandan yalnızlığı seçmek, diğer yandan insanlarla beraber olamayışının hüznünü duymak …
Toplumsallaşmaktan, bir yere bir kimseye bağlı olmaktan korkmak …
Hüzünlü bir şarkı duyduğunda hiçbir yaşanmışlığı olmamasına rağmen uzaklara dalıp gitmek, acı çekmek …
Güzel bi anı düşünüp özlemek, o anı içine çekip hiç bırakmamaktır …
Aynada, gülen yüzünün ağlayan yanını görebilmektir MelankoLi …
‘’ Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur ‘’ 



Sevgi


 

Bir düşünür şöyle demiş:

"Bir daire çizmiş ve beni dışarı atmıştı ! Ama 'sevgi' ve ben, daha büyük bir daire çizdik ve onu içeriye aldık." 

 Daha, daha büyük sevgi daireleri çizelim; insan hayatında sevgiden daha güçlü bir enerjinin varolmadığının bilincinde olarak, varolan her şeyi, varlığımızın tüm gücüyle sevelim. Kalplerimizdeki sevgi çiçeklerinin, vazolarımızdaki çiçekler gibi solmalarına, kuruyup yok olmalarına izin vermeyelim. Yaşamlarımızı kin degil, sevgi ile paylaşarak sürdürelim...
Yunus Emre'nin dedigi gibi, "Sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz..." 

Duvar


 
Sizi sürükleyen dalgadır, yaşam bu; ne yargılanabilir, ne anlaşılabilir, bırakın gitsin demekten başka yapacak bir şey yok. 
İnan bana, her şeye kendini kandırmaya çalışmadan bakmak en iyisidir.
*
Bana ait sözcükler olsun isterdim. Ama kullandığım bu sözcükler, bilmiyorum kaç bilinçte sürüklendi.
*
Kendi içini görmeye kalkmamak, bundan daha büyük bir yanlış yoktur.
*
Biz ikimiz'indik.


Yaşama Uğraşı



Elle tutulamayacak bir şeydir acı; insan ne kavrayabilir, ne de karşı çıkılabilir; zaman içinde vardır- zamanla aynı şeydir; olmadık zamanlarda insanın karşısına çıkması sadece kendisini izleyen anlarda, insanın son işkence anını yeniden yaşadığı ve bir sonraki nöbeti beklediği sürede acı çeken kimseyi savunmasız bırakmak içindir. Bu nöbetler gerçek anlamda acı değil, bize gerçek acının süresini, sıkıcı ve bıktırıcı sonsuzluğunu duyuran sinirsel canlılık anlarıdır. Acı çeken kimse her zaman daha sonraki ve ondan sonraki nöbetin bekleyişi içindedir. O an, acının onu beklemekten yeğ tutabileceği sırada gelir. O an, insanın boş yere zamanın akışı kesmek için, bir şey olduğunu hissetmek için, bu hayvanca acının sonsuz etkisini bir an için bozma amacıyla haykırması gelir - bu haykırış acıyı daha da korkunçlaştırsa bile.

Giderayak







Kendimize hüzünler icad ettik , avunamadık; 
Yoksa biz .. Biz bu dünyadan değilmiydik!?

Seviş Yolcu



Gurbet yavrum garba düşmektir gurbet
Çiçeklerden gelincik içinde Bünyamin sevgisi

Yürüdün gittin eski kurganlar üstünden kent kent
Kulağında ama bir çömleğin kırılma sesi

Barış demiştir ve güvercin tıkmışlardır boğazına
Bu yüzden edep kuralı gözetmez Anadolu ermişi

Bu yüzden kimi zaman zordur ayırmak
Üstünü başını yırtmış ağıtların şiiri

Bir dostluk hastalığı senin şiirin
Sümbül diye genzine bastırırsın akrebi

Öyle durur bir kıyının serüveninde ceset
Odan öyle sevinçsiz yüzün öyle serin ki

Yine de bir elinle kapıyı aralarken
Öbür elindeki titreme dünyanın anadili

Merkezefendi’nin gizli barınağından
Bu açık hava kahvesine getirdiğin ne ki

Bir kentin ortasındasın boyuna saatini kuruyorsun
O durursa hayatın da duracak sanki

Evler eski bir uygarlığın dingin lağımları
Sokaklarsa çatışıyor temizliyor birbirini

Anımsar mısın toros ekspresinden inmiştiniz
Biletlerinizden ibaretti ikinizin de kimliği

Bahçelerden geç parklardan köprülerden geç git
Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti

Seviş yolcu büyük sözler söyle ve hemen ayrıl
Uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri


Kaçışına Uğrayan Çiçek


Şurayı götürün dedim onlara Buraya da, burayı da Alın götürün dedim Çimenlerin tirşe buğusunun üstünden Tirşe buğunun düşlere değen üstünden Düşlerin ayçiçeği giysilerinin üstünden O zaman anlatırım dedim onlara Pencere önümün niye uçtuğunu. 
Evet Dönüp geliyor az sonra Kolumun altına yerleşiyor Kendisiyle yer değiştirir gibi İtiyorum onu, itiyorum, itiyorum Bütün zamanlar bitti diyorum-anlasa'ya- İki tek kiraz ağacı kaldı yalnız İki tek kiraz ağacı İlkyazlar ve bütün başlangıçlar bitti Kiraz ağaçları onlar da Gozlerimin deli kırmızısını yıkamak için Ağladıkları zaman 
Ne vardı sundurmanın üstünde-ne vardı- Anımsayamıyorum şimdi -Pek şimdi değil, çoktandır- Yağmurlar yağdığı zaman büyüyen Geçmisi olmayan bir saksı mı Yoksa Bir sap çiçek mi-saksısız- Kaçışına uğrayan bir çiçek Neden olmasın Yağmurlar Yağmurlar yağdığı zaman. 
Sular insanlar gibi geçiyor aklımdan Mavi aklımdan Sordular-anımsıyorum- Bir gün Neyle örtülürmüş ki su Suyla demiştim -elbette suyla- Ya yaşam Bir başka yaşamla, bir başka, bir başka, bir başka Oysa bütün yaşamlar bitti İlkyazlar ve bütün başlangıçlar Sular İnsanlar gibi duruyor aklımda. 
Dişlerimin arasından gösteriyorum ellerimi Korkuyla kaçışıyor güvercinle karanfil Dönüp arkama bakmıyorum Odalar bitti çünkü, merdivenler de Dışarsı var:şurası, burası, orası Ve yağmur-yağmurlar- Ah şu yağmurlar durmasa ya Ne güzel ıslanıyor ilkyaz Ne güzel ne güzel ne güzel Denize zorla sokulmuş Ağlamaklı bir çocuk gibi. 

Karamazov Kardeşler



Ben, eden bulur karşılığı peşindeyim, bulamazsam kendimi yok etmem lazım. Hem bu karşılık ileride, sonsuzlukta değil, hemen burada, yeryüzünde olmalı; bunu gözlerimle görmeliyim.