3 Kasım 2012 Cumartesi

Biz bu şafak vaktinin



Yalnızım, yalnızsın, bize kim gülümseyecek.

Kusura Bakma



Kusura bakma
İçinde bulunduğum an
Bir yarın geçmişte neyleyim
Gelecekte öteki yarın
Zaman dediğin hasba üç ayaklı
Birinin canı ötekinde saklı
Şu anın canı gelecekte
Geleceğin canı geçmişte saklı




Bazen aşk gider


Sonra zaman geçer. O karanlık bahçe aydınlanır.
Ve anlarsınız ki sevda denen o büyülü oyunda herkesin kuralları birbirinden farklıdır.
Siz aynı bahçede aynı oyunu oynadığınızı sanırsınız belki ama onun sevdası sizinkinden farklıdır.
Kendi bahçenizle onun bahçesini kendi oyununuzla onun oyununu kendi
kurallarınızla onun kurallarını kendi aşkınızla onun aşkını sınayamazsınız.
Belki de bunu anladığınız için kendi bahçenizden onun bahçesini kendi
çocukluğunuzdan onun çocukluğunu kendi sevdanızdan onun sevdasını
sevebildiğiniz için birgün aşk gider ve siz onun gerçek aşk olduğunu anlayıp
unutamazsınız. 


Gözlerin İstanbul Oluyor


 
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, 
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. 
Martılar konuyor omuzlarıma, 
Gözlerin İstanbul oluyor birden. 
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım 
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen 
Durgun sular gibi azalacağım 
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen. 
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince 
Yalnız gözlerime bak diyeceksin. 
Ellerim usulca ellerine değince 
Kaybolup gideceksin 
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere 
Bir elim seni silecek. 
Kalbim: 
Ebemkuşağı; günde bin kere Senin için yeni baştan can kesilecek. 
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde 
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde 
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak 
Yapayalnız kalmak iskelelerde. 
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, 
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. 
Martılar konuyor omuzlarıma, 
Gözlerin İstanbul oluyor birden. 

Biliyor Musun Nereden Geliyorum


Oradan: Senin gideceğin yerden- En dibinden Acıların En içinden Sevinçlerin: İkimizin gideceği yerden. Oradan: İkimizin olduğu yerden- Çevremizden gelen Etkilerden sıyrılıp, Kendiliğimizden Oluştuğumuz yerden. Oradan: Bizim yerimizden- İkimizin de geldiği yerden: Yenilgiden Üzüntüden Yeşillikten Mavilikten. Biliyor musun Nereden? Yaşamın en dibinden. İçtenliğin en içinden. Sen ve ben Neden Gelmişsek ve gideceksek O yere, o yerden Kendiliğimizden, Gideceğiz ve geleceğiz O yere Yeniden. Sen ve ben Yeniden ve yeniden. Senin elin Serin elin Benim elim Derin elim. Senin elin Benim elim Benim elim Senin elin. Senin elim Benim elin. Dingin elin Suskun elim. Gidiyorsun: Bütün ışıklarımı göndersem seninle Aydınlanır mısın? Gidiyorsun: Bütün sevinçlerimi göndersem seninle Mutlanır mısın? Gidiyorsun: Bütün hüzünlerimi göndersem seninle Üzülür müsün? Gidiyorsun: Bütün acılarımı göndersem seninle Yıkılır mısın? Ben Üzüntülü ve yıkık Kalırken Sen Aydınlık ve mutlu Git Işıklarımla ve sevinçlerimle: Üzülme Yıkılma Aydınlan Mutlu ol. Işık ol Aydınlık ol Sevinç ol Mutluluk ol. Bırak bana Hüzünleri, üzüntüleri Acıları, yıkımı. Al götür Işıkları, aydınlığı Sevinçleri, mutluluğu. Gidiyorsun: Bütün kendimi göndersem seninle Götürür müsün? Bak, denizdeyim Diyecektim: Bir serin ürperti Yaladı geçti dalgaları- Diyemedim. Zaten Yoktun ki. Kim bilir Nasıl kuru, nasıl tozlu Nasıl gürültülü Ama, belki Nasıl da renkli, nasıl canlı Nasıl dingin Bir yerdeydin Günboyu. Şimdi son pırıltılar çekilirken Suların üstünden Sen, belki Nasıl kuru, nasıl cansız Nasıl boğucu Bir yerdesin Ama, belki de Nasılsa renkli, canlı, dingin- Yerliyerindesin. Ama Yoksun ki. Bak, denizdeyim Diyecektim- Diyemedim. Oraya Senin olduğun yere baktım. Bir serin ürperti gibi Yaladı geçti dalgaları O eski deyiş: How do I love thee? Let me count the ways- Gördüm seni. Geldin gözümün önüne: Nasıl da duru, nasıl arı Nasıl canlı- Kuru, cansız, boğucu Yerinde, Bütün bezginliğinin içinde Denizde gibiydin. Ama Yoktun ki. Bak, denizdeyim Diyecektim: Bir ıslak esinti Düştü dalgaların üstüne- Diyemedim. Zaten Yoktun ki. Yokum ben sensiz Yoksun sen bensiz. Benimle sen Seninle ben. Var mısın? Yok musun? Yok musun? Var mıyım? Orada Beni düşünüyorsun Hissettim bunu: Bir şiddetli rüzgar gibi Aşarak tepeleri Geçerek boğazları Ulaştı buraya Geldi dokundu bana Düşünmen beni. Orada Beni düşünüyorsan Hissetmelisin bunu: Bir rengarenk ışın gibi Aşarak tepeleri Geçerek boğazları Ulaşmak oraya Gelip dokunmak istiyor sana Düşünmem seni.